<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797</id><updated>2011-04-22T02:46:33.684+03:00</updated><category term='Bebek Sağlığı'/><category term='Erkek Sağlığı'/><category term='Böbrek Hastalıkları'/><category term='Yiyeceklerin Faydaları'/><category term='şişmanlık'/><category term='cilt bakımı'/><category term='bunama'/><category term='orta kulak iltihabı'/><category term='yaşlılık'/><category term='Saç Bakımı'/><category term='yorgunluk'/><category term='kalp hastalıkları'/><category term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><category term='Kadın Sağlığı'/><category term='Yararlı Bilgiler'/><category term='Genel Sağlık'/><category term='güzellik'/><category term='c vitamini'/><category term='Kanser Hastalıkları'/><category term='gülmek'/><category term='kalp krizi'/><category term='alzhemer'/><category term='demans'/><title type='text'>SAĞLIKLI YASAM İÇİN BİLGİLER</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>74</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2175057728731741625</id><published>2008-07-09T11:06:00.001+03:00</published><updated>2008-07-09T11:06:29.203+03:00</updated><title type='text'>Kalp Krizi Belirtileri</title><content type='html'>Kalp krizi sizi kandırmasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp krizinin en tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Kalp krizi geçiren hastalar baskı tarzında, beraberinde terlemenin de olduğu, bazen kusmanın eklendiği, çok şiddetli, sanki göğüs kafesi bir mengene ile sıkıştırılıyormuş gibi bir ağrıyı tarif ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürürken ya da son birkaç haftadır kısa süreli dinlenme esnasında ağrısı olan hastalar ağrının karakterini zaten tanıdığına ve bu kişilerin ağrının çok daha şiddetlendiğini fark edebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kalp Sağlığı Bölümü Direktörü Prof. Dr. Sertaç Çiçek ani gelen kalp krizinin belirtilerine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrıyı Tanımayan Gençler Tehlikede!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gizli kalp krizinde asıl önemli olan olayın farkında olmayan daha genç ya da öncesinde yürürken ya da istirahat anında kısa süreli ağrılar yaşamamış hastalar. Bunlar ağrıyı bilmiyorlar, bu yüzden de o gelen ağrıyı bazen kas ağrısı olarak yorumlayabiliyorlar. Bu da bu kişilerin hastaneye başvurma süresini uzatıyor. Ayrıca sırt, sol kol ağrısı ve bazende mide ve hatta çene ağrısı şeklinde ağrıların altında kalp krizinin bulunabileceğini atlamamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılarda Ağrısız Kalp Krizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diabetiklerde ve yaşlılarda hiç ağrı yakınması olmadan sadece ani başlayan nefes darlığının nedeninin kal krizi olabileceğini unutmamak gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şikayetler 20 dakikada geçmezse, doktora başvurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp krizi sırasında ağrı başladıktan sonra ilk 20 dakikadan itibaren hücre ölümü başlar. Eğer hemen müdahale edilemezse, ilk saatlerde o dokunun önemli bir kısmı kaybedilir. 6. saate geldiğiniz zaman kaybettiğiniz canlı doku miktarı yaklaşık yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Dolayısıyla ağrının başlangıcı ile damarın açılması arasında geçen süre çok kritik bir süre. Önemli olan bu sürede en kısa zamanda müdahale etmek. Dolayısıyla hastanın bahsedilen  yakınmaları başladıktan sonra 20 dk da geçmediyse en kısa zamanda hastaneye gelmesini ve bir kalp elektrokardiyografisi (EKG) çektirmesini tavsiye ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz anında hemen hastaneye gidilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp krizinin başlangıç dönemi en riskli dönem olup ölümlerin yaklaşık yarısı hastaneye ulaşmadan olduğu için kalp krizi geçirdiğini düşündüğümüz birini en kısa zamanda rahat hava alabileceği bir pozisyonda hastaneye yetiştirmek en uygun olacak yaklaşımdır. Çünkü kalp krizi esnasında yapılması gereken müdahaleler ancak deneyimli sağlıklı personeli tarafından gerçekleştirilebilecek işlemlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanınızda biri kalp krizi geçiriyorsa, bir asprin çiğnetin.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kalp krizi geçirdiğinden şüpheleniyorsanız, hastayı rahat edeceği bir pozisyona alınız ve varsa sıkı giysilerini (kravat vb) gevşeterek rahat etmesini sağlayınız ve sakinleştiriniz. Daha önce göğüs ağrısı olup olmadığını ve bu nedenle ilaç kullanıp kullanmadığını sorunuz.  Hasta eğer kullanıyorsa dil altına  nitrogliserin tableti yerleştirmesine yardımcı olunuz. Eğer varsa bir tablet aspirin çiğnetmenin faydası olacaktır. Bu esnada acil yardım isteyiniz. Hasta şuursuz ise önce  ilkyardım numarasını arayıp daha sonra  kalp akciğer masajına başlayınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2175057728731741625?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2175057728731741625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2175057728731741625&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2175057728731741625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2175057728731741625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/kalp-krizi-belirtileri.html' title='Kalp Krizi Belirtileri'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-564461858546722701</id><published>2008-07-09T11:03:00.001+03:00</published><updated>2008-07-09T11:04:22.944+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>Sütü Sevmeme Nedenleri</title><content type='html'>Sütü sevmeme nedenimiz ırksal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Türk toplumumunun süt sevmemesinin nedeninin ırktan kaynaklandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta Asya'dan göçerek Anadolu'ya gelen insanların genetik yapısında farklılık olduğunu söyleyen Pediatrik gastroenterolog Prof. Dr. Sema Aydoğdu, “Genellikle Türk kökenlilerde 3-3.5 yaşından sonra bağırsaklarımızda sütün şekerini (laktoz) sindirmeye yarayan laktaz enzimi düşüyor. Dolayısıyla süt içtiğimiz zaman, bu sindirimdeki problemden dolayı, bulantı, karında şişkinlik, gaz, gerginlikler oluyor. Bazı insanlarda şiddetli karın ağrısı, ishale kadar gidebiliyor. Bunun sorumlusu, tamamen bağırsaklarımızda sütün şekerini sindirecek yeterli enzimin olmaması. Türk toplumunda yüzde 50-70 oranında rastlanan durum bu. O yüzden Türkler sütü sevmiyorlar” dedi.&lt;br /&gt;Sütün kendilerini rahatsız ettiğini fark ettiklerinde Orta Asya'dan Anadolu'ya göçerken de yoğurdu keşfettiklerini belirten Prof. Dr. Aydoğdu, “Dünyada yoğurdun ilk kez Türkler tarafından yapılmasının altında bu neden yatıyor. Sütü içemediğimiz için bunu fermente ederek asit hale getirmişiz. Yoğurt yapıldığı zaman sütün şekeri laktoz, laktik asite çevrilmiş oluyor. Yani bir çeşit sindirim uygulamış oluyor, bakteriler bunu sindirmiş oluyor. Sonuçta biz rahatlıkla yoğurt yiyoruz. Hollandalılar'da enzim eksiklikliği gibi bir sorun, sütle sorunu olan kimse yok. Onlar da bu yüzden dünyanın sütçüsü konumundalar. Batılılar bu bakımdan şanslı, Asyalılar olarak bizim böyle bir ırksal özelliğimiz var. O yüzden Türkler sütü sevmez” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorun nedeniyle Türkiye'de iki firmanın laktaz içeren süt ürettiğini belirten Prof. Dr. Aydoğdu, sütün en önemli alternatifinin peynir ve yoğurt olduğunu söyledi. Dayanılmayacak kadar rahatsızlık vermemesi halinde sütün tüketilebileceğini, çünkü yol açtığı şikayetlerin geçici olduğunu belirten Prof. Dr. Aydoğdu, şu önerilerde bulundu:&lt;br /&gt;“Eskiden çok problemli olan insanlara biz yurt dışından laktaz enzimi getirtiyorduk, sütün içine onu karıştırıp içiyorlardı. Şimdi alternatif var. Sütün neden olduğu şikayetler geçici, bağırsaktan atıldıktan sonra sorun kalmıyor. Ama yine de süt içilmesi konusunda annelerle çocukları problem yaşıyor. Anneler beslenme açısından sütü her şeyin üstünde tutup, tüketiminde zorlamaya gidiyor. Anneler süte karşı bu şikayetlerden dolayı tepki gösteren çocuklarıyla boşuna uğraşmasın. Beslenme konusunda tartışmasın. Biz sağlıklı büyümek için günde yarım litre süt öneriyoruz. Ancak sorun varsa, sütün her türlü besin değerine yoğurdun, peynirin de sahip olduğunu bilelim. Sütün açığını yoğurtla, peynirle kapatabilirsiniz. Ayrıca ayran aynı şekilde tüketilebilir, ancak sulandırılmış olduğu için miktarı artırılmalıdır. Süt içilmiyorsa yerine sütlü tatlılar alınabilir. Bunda da içindeki şeker, nişasta, göz önünde bulundurularak tüketilmesine dikkat edilmeli.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-564461858546722701?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/564461858546722701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=564461858546722701&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/564461858546722701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/564461858546722701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/sutu-sevmeme-nedenleri.html' title='Sütü Sevmeme Nedenleri'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-3537544086408340253</id><published>2008-07-09T11:00:00.002+03:00</published><updated>2008-07-09T11:02:06.350+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>Kadınlarda Uykusuzluk Sorunu</title><content type='html'>Kadınlar daha uykusuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaşlarda strese bağlı olan uyku sorunu oranı menopozla birlikte yüzde 40’lara ulaşıyor. Aynı yaş grubu erkeklerde oran yarı yarıya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   * Arkadaşına gönder&lt;br /&gt;   * Sitene ekle&lt;br /&gt;   * Sayfayı yazdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku en temel ihtiyaçlarımızdan biridir. İnsanlar uzun süre uykusuz bırakıldıklarında ki - bu tür deneyler genellikle 3 ila 4 gün sürebiliyor - istem dışı olarak kısa süreli olarak uyuyakalıyorlar.                                &lt;br /&gt;Uyku yoksunluğu deneylerinde, 3 günün sonunda gerginlik, sinirlilik, zaman algısında çarpıklık, hayal görme, kekeleme, konuşulanları anlayamama gibi belirtiler ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;Bunları giderek ellerde titreme, vücutta yanma, ağrılar ve görme bozuklukları, şüphecilik, hatta paranoyak düşünmeler, ayakta rüya görmeler izliyor.  Her insan için gerekli olan uyku süresi ve zamanlaması genetik faktörlerin etkisi ile kişiden kişiye değişiyor. Günlük uyku ihtiyacımızı büyük ölçüde genetik şifremiz belirliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VKV Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, her insanın kendisi için normal bir uyku süresi olduğunu söylüyor ve ekliyor “günümüzde sadece birkaçı yaygın olarak bilinmesine rağmen sayıları gittikçe artan ve uluslararası uyku bozuklukları sınıflandırmasında listelenmiş toplam 88 hastalık var. Hekimler arasında bile uykunun önemi yeni yeni anlaşılıyor. İnsanlar uykuyla sıkıntıları olsa bile bunun zararlarının farkında değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandıkça artıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk ve ortaöğrenimde çocukların uyku şikâyetlerine yaklaşık yüzde 10,  20 yaşın üstündekilerde yüzde 19’u oranında rastlanıyor. İnsanlar yaşlandıkca uykusuzluktan yakınma oranı artıyor. Kadınlar daha uykusuz. Orta yaşlarda strese bağlı olan, daha sonra  menopoz ile birlikte uyku sorunu oranı yüzde 40’lara ulaşıyor. Aynı yaş grubu erkeklerde oran yarı yarıya, yüzde 20. Uykusuzluk çekenlerin yüzde 35’i de uzun süreli ve ciddi boyutlarda olmak üzere uykusuzluk ile iç içe yaşıyor. Türkiye’de oranların Batı ülkelerindekine yakın olduğuna işaret eden araştırmalar var. Bir tahmine göre Türkiye’de 5 milyon kişi ciddi boyutlarda uykusuzluk çekiyor.&lt;br /&gt;Çanakkale çevresinde yapılan 5 bin kişilik bir anket, taramaya katılanların yüzde 28’inin uykusuzluk şikayetleri olduğunu, yüzde 10’unun da 3 haftadan uzun süre ve haftada 3 gece ya da daha fazla sıklıkla uykusuzluk çektiğini gösteriyor. Uzun süreli uykusuzluk çekenlerin yüzde 10’u uyku ilaçları ve antidepresanlardan medet umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkol yerine uyku testi yapılsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirlerarası yollardaki trafik kazalarının yüzde 32’sinin nedeninin uykusuzluk, yorgunluk, dalgınlık, dikkatsizlik olduğunu söyleyen Dr. Sabri Derman “Alkolün sebep olduğu kazalar ise sadece yüzde 3. Yollarda alkol kontrolü yapılacağına uyku kontrolü yapsalar daha iyi olacak. ABD’den de bir rakam vereyim:  Şoförlerin yüzde 30’u hayatları boyunca en az 1 sefer direksiyon başında uyuduklarını bildirmişler. Yaklaşık 150 milyon ehliyetli sürücü var orada! Uykusuzluk yüzünden her sene ortalama 100.000 kaza meydana geliyor. Yorgunluğa bağlı tahmini can, dolayısıyla mal ve iş kaybı 300 milyar dolar!  ABD’de özellikle uçak şirketleri, nakliye firmaları ve ordu uyku sağlığına özel önem veriyor” dedi.&lt;br /&gt;Dr. Derman uykusu ile ilgili herhangi bir sorunu olanların en kısa zamanda bir uyku bozuklukları uzmanına başvurmalarını öneriyor. Uyku bozukluklarının teşhis ve tedavisi uyku bozuklukları uzmanı, psikolog, psikiyatrist, kulak-burun-boğaz uzmanı, akciğer hastalıkları uzmanı ve solunum terapisti, kardiyolog, endokrinolog, diyetisyen, nörolog, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile pediatrist’ten oluşan bir ekip tarafından yürütülüyor.&lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-3537544086408340253?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/3537544086408340253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=3537544086408340253&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3537544086408340253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3537544086408340253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/kadinlarda-uykusuzluk-sorunu.html' title='Kadınlarda Uykusuzluk Sorunu'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4888082795036900566</id><published>2008-07-09T10:56:00.001+03:00</published><updated>2008-07-09T10:58:34.008+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>Selulitten Kurtulmak İşin Ne Yapmalı?</title><content type='html'>50 öneriyle selülitlerinden kurtul!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyor musun, bilimsel rakamlara bakılırsa her 10 kişiden 9'u selülit sorunu yaşıyor! Sen de portakal görünümlü selülitlere sahipsen ve onlarla bir an önce vedalaşmak istiyorsan, senin için tam 50 önerimiz var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heygirl Dergisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Bol bol su iç!&lt;br /&gt;2- Vücudundaki fazla suyu atmak için çilek ve kereviz ye.&lt;br /&gt;3- Sık sık yüz!&lt;br /&gt;4- Hızlı kilo alıp vermemeye çalış. Kilonu sabit tut.&lt;br /&gt;5- Aşırı tuzlu yiyeceklerden uzak dur.&lt;br /&gt;6- Şekerli yiyecekleri çok fazla tüketmemeye çalış.&lt;br /&gt;7- Kahve tüketimini en aza indir.&lt;br /&gt;8- Kızartmalara bir süre elveda de; buğulama ya da haşlama yemekleri tercih et.&lt;br /&gt;9- Yeşil çay iç.&lt;br /&gt;10- Asitli içeceklerden uzak dur ve meyve sularına ağırlık ver.&lt;br /&gt;11- Duş yaparken selülitli bölgene soğuk su ile masaj yap.&lt;br /&gt;12- Haftada en az üç kez yürüyüş yap.&lt;br /&gt;13- Günde en az 3 porsiyon mevsim meyvelerinden ye.&lt;br /&gt;14- Selülitli bölgeni duş sırasında tuzla ov ve daha sonra ılık su ile durula.&lt;br /&gt;15- Maydanozu kaynat ve her gün bir bardak suyunu iç.&lt;br /&gt;16- Kuruyemiş, cips gibi atıştırmalıklardan uzak dur.&lt;br /&gt;17- Öğünlerinde kırmızı et yerine, tavuk ve balık gibi beyaz etlere ağırlık ver.&lt;br /&gt;18- Yüksek topuk ayakkabı giyme.&lt;br /&gt;19- Her zaman dik yürü ve dik bir şekilde otur.&lt;br /&gt;21- Mümkün olduğunca stresten uzak dur.&lt;br /&gt;22- Yemek aralarında abur cuburdan uzak dur.&lt;br /&gt;23- Sabah kahvaltısından önce bir bardak limonlu su iç. Dil peyrini hariç, diğer peynirleri yemeden önce suda beklet.&lt;br /&gt;24- Bacak kaslarını çalıştırmak için bisiklete bin.&lt;br /&gt;25- Uzun süre güneşte kalma.&lt;br /&gt;26- Sigara içiyorsan, bu alışkanlığından vazgeç.&lt;br /&gt;27- Pirinç ve patatesi mümkün olduğunca az ye.&lt;br /&gt;28- Yemek yerken lokmalarını iyice çiğne.&lt;br /&gt;29- Öğün aralarında bir şeyler atıştırmak istersen, domates veya yoğurt ye.&lt;br /&gt;30- Fast-food yemeklerden uzak dur.&lt;br /&gt;31- Yemeklerini ayakta değil, oturarak ye.&lt;br /&gt;32- Porsiyonlarını küçük tut.&lt;br /&gt;33- Asitli bir şeyler içmek istediğinde sodayı tercih et.&lt;br /&gt;34- Yağlı yiyeceklerden uzak dur.&lt;br /&gt;35- Tatlı krizine yakalandığında bir kaşık bal veya reçel yemeyi dene.&lt;br /&gt;36- Beyaz ya da kırmızı turp ye; turp vücudundaki fazla suyu atmanı sağlar.&lt;br /&gt;37- Beyaz ekmekten uzak dur. Her zaman tahıllı ekmekleri tercih et.&lt;br /&gt;38- Dar ve bacaklarını sıkan kıyafetler giyme.&lt;br /&gt;39- Ara sıra bacaklarına limon ya da portakal yağı ile masaj yap.&lt;br /&gt;40- Hamur işlerinden uzak dur.&lt;br /&gt;41- Kış aylarında nar, greyfurt ve portakal suyu iç.&lt;br /&gt;42- Ayda bir kez saunaya git ya da sıcak duş al.&lt;br /&gt;43- Düzenli ve derin nefes al.&lt;br /&gt;44- Öğünlerini atlama ve düzenli beslenme alışkanlığı edin.&lt;br /&gt;45- Uyku düzenine özen göster.&lt;br /&gt;46- Meyveni, yemek yedikten iki saat sonra ye.&lt;br /&gt;47- Yatma saatlerine yakın bir şey yeme.&lt;br /&gt;48- Gereksiz yere ilaç kullanma.&lt;br /&gt;49- Her gün en az yarım su bardağı süt iç.&lt;br /&gt;50- Yemek yerken su içme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.miliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4888082795036900566?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4888082795036900566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4888082795036900566&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4888082795036900566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4888082795036900566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/selulitten-kurtulmak-icin-ne-yapmali.html' title='Selulitten Kurtulmak İşin Ne Yapmalı?'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4168943882919022099</id><published>2008-07-08T17:09:00.002+03:00</published><updated>2008-07-08T17:11:32.539+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>Çuha Çiçeginin Faydaları</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çuha Çiçeğinin Faydaları ve Çuha Çiçeğinin Kullanımı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çuha çiçeğinin bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kadınların özel günlerinde çektiği baş ve karın ağrılarının giderilmesine yardımcı olduğu açıklandı. Bu bitki ayrıca, menopoz semptomlarını azaltır. Egzama ve sedef hastalarının ciltlerini sağlıklı bir görünüme kavuşturur. Çinko ile birlikte alındığında ergenlik sivilcelerini iyileştirir. Yaşlılık etkilerinin geciktirilmesinde anti-aging olarak kullanılır. Romatizma ve eklem iltihabının sebep olduğu ağrıları azaltır. Kireçlenme sonucu oluşan bel, sırt, diz ve omuz ağrılarına karşı da etkilidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4168943882919022099?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4168943882919022099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4168943882919022099&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4168943882919022099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4168943882919022099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/cuha-ciceginin-faydalari.html' title='Çuha Çiçeginin Faydaları'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2770109815445788399</id><published>2008-07-08T17:01:00.004+03:00</published><updated>2008-07-08T17:07:34.826+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Sağlığı'/><title type='text'>Bebeklerde Sağırlığa Erken Teşhis</title><content type='html'>Bebeklerin topuğundan alınan kan, daha önce bin bebeği zeka geriliği ve cücelikten kurtardı. Şimdi bu sayede, körlük ile sağırlık da erken tespit edilebilecek. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye geneline yaydığı topuk kanı tarama programıyla, her yıl 1 milyon 300 bin bebeğin kanları incelenecek. Miniklerin kanında yapılacak incelemeler körlük ve sağırlığa neden olan biyotinidaz eksikliğini ortaya çıkaracak. Biyotin vitaminin işlenmesinde görülen bozukluğun erken teşhisi hayati önem taşıyor. Hastalık normalde bebek yemek yemeye başladığında fark edildiği için tedavide geç kalınıyor. Oysa doğumdan sonra alınan topuk kanı rahatsızlığı ele veriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2770109815445788399?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2770109815445788399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2770109815445788399&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2770109815445788399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2770109815445788399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/bebeklerde-sagirliga-erken-teshis.html' title='Bebeklerde Sağırlığa Erken Teşhis'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1980142266883809206</id><published>2008-07-08T16:55:00.002+03:00</published><updated>2008-07-08T16:59:02.322+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>Islak Mayo Enfeksiyonundan Kurtulmanın En Kolay Yolları</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;i&gt;Islak mayo enfeksiyonundan kurtulmanın en kolay yolları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman havuza gitsem idrar yolu enfeksiyonu oluyorum. Bu; bende kronik hale geldi. Bu sorundan en kolay nasıl kurtulurum? &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İdrar yolu enfeksiyonları özellikle ileri yaşlarda önemli bir sağlık sorunudur. Menopoz dönemindeki kadınlar ve prostat sorunlarının sıklaştığı 40'lı ve 50'li yaşlarına gelmiş olanlar, idrar yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalanıyor. Yaz mevsiminin gelmesiyle soluğu tatil yerlerinde alan çocuk ve gençlerde de, bu sorun ortaya çıkıyor. Burada bilmeniz gereken en önemli nokta; idrar yolu enfeksiyonlarının hafif ve kolay tedavi edilebilen hastalıklar olduğudur. Ancak ihmal edildiklerinde, böbreklere kadar uzanan ve kalıcı hasarlar bırakan önemli yan etkileri de olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;UYKUYU BÖLER! &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İdrar yolu enfeksiyonlarında bazen aniden gelen idrar hissi, kişiyi gece yataktan kaldıracak kadar kuvvetlidir. Apar topar tuvalete gidildiğinde sadece birkaç damla idrar yapmak, bu esnada da şiddetli bir yanma hissetmek hiç de hoş olmayan bir durumdur. Kötü kokulu, kanlı veya bulanık idrar, kasık veya böğür ağrısı da idrar yolu enfeksiyonlarının belirtileri arasındadır. İleri yaşlarda hiçbir belirti vermeyebilir. İdrar yolu enfeksiyonu geçirdiğinizden kuşkulanıyorsanız, vakit kaybetmeden hekime başvurun. Doktorunuz idrar analizi ve kültürü ile tüm şikayetlerinizi inceleyecek ve size uygun olan tedaviyi önerecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PAMUKLU ELBİSE GİYİN! &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İdrar yolu hastalıklarından, alacağınız şu küçük tedbirlerle korunabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Deniz ve havuz ortamının, rüzgarlı havaların ve ıslak mayo ile kalmanın idrar yolu enfeksiyonlarını arttıracağını aklınızda tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Deniz veya havuzdan çıktığınızda temiz su ile duş alın ve mayonuzu değiştirin. Hava rüzgarlı ise, bel ve kasık bölgelerinizi bir havlu sararak koruyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Prostat sorunu yaşayan erkeklerin ıslak mayolarını değiştirmeleri çok önemlidir. Terlemenin fazla olduğu yaz aylarında sentetik iç çamaşırlarından kaçının. Pamuklu, rahat ve geniş kıyafetler giyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İdrar yollarınızın daha iyi çalışması için günde 6-8 bardak su için. Alkol ve kafeinli içeceklerden ise uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İdrarınız geldiğinde sakın tutmayın. İdrarınızın gelmesini beklemeden 3-4 saatte bir tuvalete gitme alışkanlığı edinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Genital bölgelerinizi kimyasal olmayan hafif sabunlu su ile temizlemek de faydalıdır.&lt;br /&gt;Kaynak: www.sabah.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1980142266883809206?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1980142266883809206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1980142266883809206&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1980142266883809206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1980142266883809206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/07/islak-mayo-enfeksiyonundan-kurtulmanin.html' title='Islak Mayo Enfeksiyonundan Kurtulmanın En Kolay Yolları'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4370066581906224617</id><published>2008-02-23T12:34:00.002+02:00</published><updated>2008-02-23T12:36:02.804+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yiyeceklerin Faydaları'/><title type='text'>LİMONUN FAYDALARI</title><content type='html'>Limon'un Faydaları&lt;br /&gt;Limon asidi yönünden zengin olan bu meyve, hazmı kolaylaştırır. Olgunlaşmış limonun suyu ise kalbi güçlendirir.&lt;br /&gt;Besin değeri:C vitamini, magnezyum ve bakır içerir. Soğukalgınlığı ve strese karşı birebirdir.&lt;br /&gt;Önerimiz: C vitamini oranı daha yüksek olduğundan iyice sararmış olan limonları almayı tercih edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4370066581906224617?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4370066581906224617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4370066581906224617&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4370066581906224617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4370066581906224617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/limonun-faydalari.html' title='LİMONUN FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4594843310132809469</id><published>2008-02-23T12:33:00.001+02:00</published><updated>2008-02-23T12:33:56.846+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yiyeceklerin Faydaları'/><title type='text'>MANGONUN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Mango'nun Faydaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sarı ve turuncu arasında değişen bu hoş kokulu meyvenin tadına en çok olgunken varabilirsiniz. Mümkün olduğunca çiğ olarak tüketin.&lt;br /&gt;Besin değeri: C vitamini, Provitamin A ve B vitamininin tüm türlerini içerir. B vitaminleri sinirler, cilt ve saçlar için çok yararlıdır.&lt;br /&gt;Önerimiz: Buzdolabında saklamayın. Oda sıcaklığında olgunlaşmasını bekleyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4594843310132809469?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4594843310132809469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4594843310132809469&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4594843310132809469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4594843310132809469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/mangonun-faydalari.html' title='MANGONUN FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6446542897003525308</id><published>2008-02-23T12:32:00.002+02:00</published><updated>2008-02-23T12:33:15.218+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yiyeceklerin Faydaları'/><title type='text'>ÜZÜMÜN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ÜZÜMÜN FAYDALARI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İster meyvesini tüketin ister suyunu, üzüm daima sağlık açısından yararlı ve bol bol tüketilmesi gereken bir meyve.&lt;br /&gt;Besin değeri: Potasyum, demir ve bol miktarda magnezyum içerir. Bu maddeler fiziksel ve ruhsal açıdan enerji verir.&lt;br /&gt;Önerimiz: Üzümleri sıcak suyla iyice yıkayın. Ancak bu şekilde üzerine yapışan tarım ilaçlarından arındırabilirsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6446542897003525308?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6446542897003525308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6446542897003525308&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6446542897003525308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6446542897003525308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/uzumun-faydalari.html' title='ÜZÜMÜN FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-7291291912460447953</id><published>2008-02-23T12:26:00.001+02:00</published><updated>2008-02-23T12:26:43.807+02:00</updated><title type='text'>PORTAKALIN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;PORTAKALIN FAYDALARI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Portakal için 'tanrıların armağanı' denir. Bu iddianın gerçeklik payı çok büyük. Çünkü yüksek miktarda beta karoten ve C vitamini içeren portakal, enfeksiyonlara karşı mükemmel bir koruma sağlıyor. Ayrıca portakalın beyaz etinde ve kabuğunun altında kanser ve kalp krizi riskini azaltan maddeler bulunuyor.&lt;br /&gt;Besin değeri: C vitamini ve selenyum açısından çok zengin olan portakal, stres ve ateşli hastalıklara iyi geliyor.&lt;br /&gt;Önerimiz: Sıvıyağ veya margarin sürülmüş ekmek eşliğinde tüketin. Böylece vitaminin vücut tarafından alımı kolaylaşır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-7291291912460447953?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/7291291912460447953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=7291291912460447953&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7291291912460447953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7291291912460447953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/portakalin-faydalari.html' title='PORTAKALIN FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8950962099198868137</id><published>2008-02-23T12:24:00.000+02:00</published><updated>2008-02-23T12:25:16.069+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yiyeceklerin Faydaları'/><title type='text'>ELMANIN FAYDALARI</title><content type='html'>Elma&lt;br /&gt;Ona kısaca meyvelerin sağlık pınarı veya meyvelerin kraliçesi diyebiliriz. Günde 1 – 2 elma yemek sağlık açısından oldukça yararlı.&lt;br /&gt;Besin değeri: Bol miktarda C vitamini ve potasyumun yanı sıra elmada daha birçok yararlı besin değeri bulunuyor. Bunların başında organik asitler, eterik yağlar ve petkin geliyor. Petkin vücudu toksinlerden arındırır, kolesterolü düşürür ve şekeri dengede tutar. İçerdiği maddeler bakterilerin vücudunuzu etkilemesini önler.&lt;br /&gt;Önerimiz: Elmayı daima kabuğuyla yiyin. Çünkü vitamin ve değerli maddeler kabuğun altındaki kısımda bulunuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8950962099198868137?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8950962099198868137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8950962099198868137&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8950962099198868137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8950962099198868137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/elmanin-faydalari.html' title='ELMANIN FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2838175385617924977</id><published>2008-02-22T18:32:00.001+02:00</published><updated>2008-02-22T18:34:02.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>HAMİLELİĞE NASIL HAZIRLANMAK GEREKİR</title><content type='html'>Hamileliğe hazırlanın!&lt;br /&gt;Hamileliklerin ancak yüzde 50’si planlı gerçekleşiyor. Yakın bir zamanda hamilelik düşünenlerin, yaşam tarzını daha sağlıklı bir hale getirmesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Şubat 2008 Perşembe&lt;br /&gt;Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.Dr. Sait Halil, hamilelik öncesi kadınlara düşen görevler hakkında şu önerilerde bulunuyor; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı bırakın. Sigara; düşük, ölü doğum, erken doğum ve düşük doğum tartılı bebek gibi riskleri artırır. Sigara çocuğunuzun yeni yürümeye başladığı dönemleri ve hatta sonrasını da etkiler. Bu etkilerin en başında, solunum yolları hastalıkları gelir. &lt;br /&gt;İçkiyi kesin. &lt;br /&gt;Kilonuza dikkat edin. İdeal kiloda olmak gebe kalmayı kolaylaştıracağı gibi, hamilelik döneminizi de rahat geçirmenizi sağlar. Çok zayıf olmak, döllenme şansını azaltır, çok kilolu olmak da hamilelik sırasında oluşabilmesi muhtemel yüksek tansiyon, diyabet gibi hastalıkların riskini artırır. &lt;br /&gt;Sağlıklı bir hamilelik için düzenli doktor kontrollerini ihmal etmeyin. &lt;br /&gt;Folik asit içeren gıdalar tüketin. Folik asit, içerdiği büyük ölçüdeki B vitamini ile nöral tüp defektini (spina bifida) engeller. Hamile kalmayı denemeden önce alınmaya başlanması tavsiye edilir. Yeşil sebzelerde, portakalda, kahvaltılık gevreklerde bulunur.&lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2838175385617924977?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2838175385617924977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2838175385617924977&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2838175385617924977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2838175385617924977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/hamilelige-nasil-hazirlanmak-gerekir.html' title='HAMİLELİĞE NASIL HAZIRLANMAK GEREKİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6818844668184087279</id><published>2008-02-22T18:29:00.002+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:15.172+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>ÇATLAKLAR NASIL OLUŞUR VE ÇATLAKLAR NASIL TEDAVI EDILIR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R774seuEthI/AAAAAAAAADY/fKKMXXSKEog/s1600-h/8836careb.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R774seuEthI/AAAAAAAAADY/fKKMXXSKEog/s320/8836careb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169842865312151058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlaklar nasıl oluşur ve vücudun hangi bölümlerinde daha sık görülür? Oluşumunu önlemek ve mevcut olanları tedavi etmek mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Şubat 2008 Cuma&lt;br /&gt;Ailem ve Ben Dergisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, çatlakların büyüme çağındaki genç kızlarda, gebelerde ve kortizon tedavisi sonucunda ortaya çıkabileceğini belirtiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut çatlaklarını tıpkı birer yara izi gibi değerlendirmek mümkün. Cilt aşırı derecede basınçla karşılaştığında yıpranır. Dolayısıyla cildin yapısı bozulur ve çatlaklar ortaya çıkar. Önceleri pembe renkli olan bu çatlaklar zamanla beyaza yakın bir renk alır. Ciltteki bu noktalar bronzlaşmaz ve gözden kaybolmaz. Bu çatlakları ortadan kaldırmaktansa çatlak oluşumunu önlemek daha kolaydır. Çatlakların ortadan kaldırılması için ise, çoğu zaman basit estetik müdahalelere veya kozmetik ürünlerine ihtiyaç duyulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk suyla duş yapmak en iyi çözümlerden biri. Duşu çatlakların bulunduğu bölgenin üzerine tutarak dairesel hareketlerle gezdirmek de kan dolaşımını artıracağı için, yeni oluşmuş taze çatlakların ortadan kaldırılması için etkili bir yöntem. Bu şekilde hücreler canlanarak yeniden elastik bir yapıya kavuşacak, dolayısıyla da çatlaklar kaybolacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerelerde daha sık görülür? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlaklara daha çok göğüs, karın ve bel çevresinde rastlanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğüsler: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun en nazik organları arasında yer alırlar. Göğüsleri saran doku oldukça ince ve hassastır. Bu bölgedeki çatlaklar gelişme çağında bile oluşabilir. Buna rağmen çatlakların çoğunlukla doğum sonrasında ortaya çıktıkları görülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karın: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölgede ortaya çıkan çatlakların oluşumunda da gebelik dönemi önemli bir rol oynar. Genişleyen karın yüzeyi yıpranır ve esnekliğini kaybeder. Vücudun bu bölgesinde çatlak oluşumunu önlemek için cilde badem yağıyla masaj yapmak ve kozmetik ürünlerden faydalanmak olumlu sonuç verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bel çevresi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok bel çevresiyle belin üst kısmında görülen çatlaklar her yaşta ortaya çıkabilir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin kadın ve erkekte meydana gelen bu tür çatlakların en önemli nedenlerinden biri; kısa zamanda çok miktarda kilo alıp vermektir. Bu şekilde oluşan çatlakları önlemek için doğru beslenme alışkanlıkları edinmek ve kilo alıp vermekten kaçınmak önem taşır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetik ürünlerinin etkisi &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Vücudun her bölgesinde kullanılabilen kozmetik ürünleri, içeriklerinde yer alan kolajen, hyalüranik asit, elastin ve vitaminler sayesinde cilde tekrar esneklik kazandırırlar. Günde 1 kez, çatlakların bulunduğu bölge üzerine hafif bir şekilde masaj yaparak uygulayacağınız kremler sayesinde istenen etkiyi elde edebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlaklar oldukça belirgin ve beyaz renkliyse, genellikle kozmetik ürünler ve soğuk duş gibi çözümlerle yeterli etki sağlanamaz. Bu yöntemler sadece başka çatlakların oluşumunu önlemek amacıyla kullanılabilir. Beyaz renkli ve oluşumu uzun zaman öncesine dayanan çatlaklardan kurtulmak için tıbbi uygulamalara ihtiyaç duyulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulamaları şöyle sıralamak mümkün: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Bitkisel peeling: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkilerden oluşan toz halindeki özel bir karışım, özel losyonuyla sulandırılarak çatlakların olduğu bölgeye masaj hareketleriyle uygulanıyor. Uygulama yapıldıktan 1 hafta sonra ciltte soyulma meydana geliyor. Bu şekilde derideki düzey farklılıkları azaltıldığı gibi, bitkilerin özellikleri nedeniyle cildin kan dolaşımı uyarılıyor. Bunun sonucunda da gergin ve canlı bir görünüm ortaya çıkıyor. Bu işlem, çatlaklar çok ileri düzeyde olmadığı takdirde, karın gevşeme ve sarkmalarında da uygulanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) AHA peeling: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glikolik asit kullanılarak yapılan AHA peeling, yeni başlayan dikey çatlakların tedavisinde etkili bir yöntem. Vücut bölgesi önce glikolik asit içeren temizleyicilerle temizleniyor. Arkasından glikolik asidin yüzde 40’tan başlayan konsantrasyondaki solüsyonları uygulanıyor. Seanslar haftada 1 kez yapılıyor ve seans sayısı kişiye göre değişiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) İontoferez: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöntemle çatlakların altında eksilen kolajen yapının uyarılması ve doldurulması amaçlanıyor. Bunun için kolajen içeren ampüller cilde sürülüyor. Ardından yaklaşık 5 - 6 dakika kadar galvanik akım veriliyor ve kolajenin cildin alt tabakasına iletilmesi sağlanıyor. Haftada 2 - 3 seans şeklinde uygulanıyor. Ortalama 2,5 - 3 aylık bir tedavi süresi gerektiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenmeye dikkat &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildin esnek ve formunda olması için sadece dıştan korunması değil, içten de beslenmesi gerekiyor. Cildinize gereken özeni göstermek istiyorsanız, öncelikle işe beslenme düzeninizi değiştirerek başlamalısınız. Bu yüzden yediklerinize dikkat etmenizde fayda var. &lt;br /&gt;•  Yoğurt, süt, taze sebze ve meyveleri masadan eksik etmeyin. &lt;br /&gt;•  Serbest radikallerle savaşarak hücre yenilenmesinde önemli bir rol oynayan E ve C vitamini içeren yumurta, süt ve süt ürünleri gibi besinleri tercih edin. &lt;br /&gt;•  Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olan besinleri tüketin. Böylece daha parlak ve sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz. &lt;br /&gt;•  Günde 1 - 1,5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Cilde gereken nemi sağladığınız takdirde esnekliğini uzun bir süre koruyabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlakları önlemek için öneriler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün rahatsızlıklarda olduğu gibi, vücut çatlaklarının da oluşmasını önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. Bunun için de öncelikle cildin elastikiyetinin sağlanması gerekir. Ayrıca bazı hususlara da dikkat etmelisiniz: &lt;br /&gt;•  Kısa zamanda aşırı miktarda kilo alıp vermekten kaçının. Cilt, vücuttaki yağ miktarının artıp azalmasıyla birlikte aynı hızda esnemeyi başaramadığı için yıpranır ve çatlaklar oluşur. &lt;br /&gt;•  Cildin elastikiyetini kazanması ve koruması için çaba sarf edin. Bu amaçla yumuşatıcı yağlar, A, E ve F vitamini, kolajen, elastin ve hyalüranik asit yönünden zengin çatlak giderici kozmetik ürünleri düzenli olarak kullanmayı alışkanlık haline getirin. &lt;br /&gt;•  Çok dar giysiler giymemeye özen gösterin. Bu tür giysiler kan dolaşımını güçleştirerek, cilde gereken oksijenin sağlanmasını engeller. Oksijen almayan cilt yeteri kadar beslenemediği için daha kolay yıpranır ve deformasyona uğrar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6818844668184087279?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6818844668184087279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6818844668184087279&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6818844668184087279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6818844668184087279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/catlaklar-nasil-olusur-ve-catlaklarin.html' title='ÇATLAKLAR NASIL OLUŞUR VE ÇATLAKLAR NASIL TEDAVI EDILIR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R774seuEthI/AAAAAAAAADY/fKKMXXSKEog/s72-c/8836careb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-9196011470966340724</id><published>2008-02-22T18:28:00.000+02:00</published><updated>2008-02-22T18:29:11.042+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>SPOR YAPMADAN FORM NASIL TUTULUR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SPOR YAPMADAN FORM NASIL TUTULUR&lt;/strong&gt;Her hareketinle form tut!&lt;br /&gt;İstedikten sonra yer ve zaman hiç sorun değil. Sen de “spor yapacak vaktim yok” diye bahanelere sığınma, form tutmaya bir an önce başla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonda konuşurken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarınla uzun süren telefon sohbetleri yaparken bir yandan da spor yapabilirsin. İşte sana basit bir hareket; Ayakta dur, sağ elinle telefonu tutarken, sol elinle sol ayak bileğini tut ve arkaya doğru esneme hareketleri yap &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Bilgisayar başında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar başında saatlerce oturmak ve ekrana kilitlenip kalmak bel ve boyun ağrıları yaşamana neden olabilir. Bu yüzden ara sıra boyunu ve vücudunu sağa ve sola doğru hareket ettirmeyi unutma. Ayrıca bilgisayar başında bir elin mouseğu kumanda ederken diğer elini de dumble ile çalıştırabilirsin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde sadece 5 dakikanı ayırarak ip atlayabilir, böylece hem bacak hem de kol kaslarını çalıştırabilirsin. &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Müzik dinlerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareketli parçalar eşliğinde dans ederken bir yandan da bolca kalori yakmış olacaksın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon izlerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamları televizyon izlerken,uzandığın koltukta birkaç hareket yapmaya ne dersin? İşte yapabileceklerinden biri; Koltuğa yan bir şekilde uzan, bacağını yukarı doğru kaldır ve indir. Ayrıca sırt üstü uzanıp bisiklet çevirme hareketi de yapabilirsin. Yap Miskin miskin oturmak ve zap yapmak yerine müzik dinleyerek dans edebilirsin. Böylece hem tüm vücudun hareket edecek hem de beynin dinlenecek! &lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-9196011470966340724?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/9196011470966340724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=9196011470966340724&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/9196011470966340724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/9196011470966340724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/spor-yapmadan-form-nasil-tutulur.html' title='SPOR YAPMADAN FORM NASIL TUTULUR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-9104758248219198096</id><published>2008-02-22T18:25:00.002+02:00</published><updated>2008-02-22T18:27:16.233+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>UÇAK FOBİSİNİ YENMEK İÇİN NE YAPMALI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Uçak fobini yen!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uçak yolcularının neredeyse yarısı uçakta huzursuz oluyor. Çünkü uçmaktan korkuyorlar. Oysa bu korkuyu yenmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde en yaygın fobilerden biri uçak fobisi. Daha doğrusu bu fobiyi yaşayanlar uçaktan değil, uçmaktan korkuyor. Bazıları uçaktaki hareket alanının kısıtlı olmasından şikayet eder, bazıları ise uçağın bu kadar yükseklerde uçmasından. Başkaları için en büyük sorun kendi kaderlerini bir pilotun ellerine bırakmaktır.&lt;br /&gt;Uçak fobisi yaşayan insanlar uçağa binince nefes almakta zorlanır, panikler, terler, kalp atışları hızlanır. Buna tek çözüm; araba, tren veya deniz yoluyla seyahat etmek değildir. &lt;br /&gt;Kendinize hareket alanı yaratın. Eğer uçak fobiniz varsa ve sizin için en büyük sorun uçaktaki mekanın çok dar olması ise, bilet alırken çıkışlara yakın koltukları talep edin. Oradaki koltuklar daha rahattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıldıkça koridorlarda biraz dolaşın. Hosteslere uçmaktan korktuğunuzu açıkça söyleyin. Sakın alkol, kafeinli içecekler veya sakinleştirici ilaçlar almayın, çünkü bunlarla birlikte korkularınız daha da artabilir. Uçuş boyunca bol bol su için ve eğlenceli bir kitap veya sevdiğiniz bir dergi okuyun. Yanınızdaki koltukta oturan arkadaşınızla konuşmak da iyi bir çözüm olabilir. Kısacası, rahatlamaya çalışın. Bunun için en iyi yöntem 'Jacobson yöntemidir'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin bir nefes alın. Tüm kaslarınızı sıkmaya çalışın. Birkaç saniye sonra kaslarınızı serbest bırakın, nefes verin ve gevşeyin. Nefes alıp verin ve içinizden sürekli 'rahatla, rahatla' diye tekrarlayın. Bu kelimeyi heceleyerek ve heceleri nefes alıp verirken söyleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu öneriler işe yaramıyorsa, mutlaka bir uzmandan yardım isteyin. Psikologlar uçak korkunuzun sebeplerini size açıklayacak ve bunlarla nasıl başedeceğiniz, bunları nasıl yeneceğiniz konusunda size yardımcı olacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer arzu ederseniz, uzman pilotlara sorular sorabilirsiniz. Onlar size uçak ve uçuşla ilgili teknik ve rahatlatıcı bilgiler vereceklerdir. Böylece daha bilinçli seyahat edebilirsiniz.&lt;br /&gt;KAYNAK: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-9104758248219198096?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/9104758248219198096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=9104758248219198096&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/9104758248219198096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/9104758248219198096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/ucak-fobisini-yenmek-icin-ne-yapmali.html' title='UÇAK FOBİSİNİ YENMEK İÇİN NE YAPMALI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2566069848280545862</id><published>2008-02-22T18:17:00.003+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:15.552+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yiyeceklerin Faydaları'/><title type='text'>HANGİ BESİNDEN NE KADAR TÜKETMELİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R772BuuEtgI/AAAAAAAAADQ/ofXrdf3n22g/s1600-h/2293elb.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R772BuuEtgI/AAAAAAAAADQ/ofXrdf3n22g/s320/2293elb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169839931849487874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hangi besinden ne kadar tüketmeli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücuda gereken vitamin ve mineralleri tam anlamıyla sağlamak için, sürekli aynı tür yiyeceklerle beslenmek ve bazı yiyecekleri hiç tüketmemek doğru değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Şubat 2008 Cuma&lt;br /&gt;O halde beslenme uzmanlarına kulak verin ve her besinden mutlaka belli oranlarda tüketin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebze ve meyvenin faydalarını artık hepimiz biliyoruz. Herbiri, vücudumuza sağladığı farklı etkilerle mutlaka tüketilmesi gereken besinler arasında yer alıyor. Karnabaharı bir düşünün; antioksidan maddeler açısından hayli zengin olan bu sebzenin vücutta tümörlerin oluşmasını engellediğini biliyor muydunuz? Bir de şarküteri ürünlerini düşünün; yemesi keyifli olsa da sindirilmeleri konusunda aynı şeyi söylemek mümkün olmuyor. Ancak bu tür besinleri de soframızdan tamamen kaldırmak doğru değil. Sadece miktarına ve ne sıklıkla yediğimize dikkat etmemiz gerek! Uzmanların da belirttiği gibi, sağlıklı beslenme konusunda atılacak ilk adım; her besinden az miktarda tüketmekten geçiyor. Kısacası, dengeli beslenme için hiç bir besinin göz ardı edilmeden tüketilmesi önem taşıyor. Ancak tahıl, et, sebze ve meyve gibi besin grupları arasında belli bir düzen kurmak şart. Bu besin gruplarından alınması gereken toplam miktarı iyi ayarlamak için size sunduğumuz besin rehberinden faydalanabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahıllar &lt;br /&gt;Günde 2 ya da 4 porsiyon tüketilebilir. Bir porsiyonu 50 gram ekmek, 25 gram peksimet, 80 gram makarna, 70-80 gram pilava eşdeğerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baklagiller &lt;br /&gt;Haftada 1 ya da 2 porsiyon tüketilebir. Bir porsiyonu 30 gram taze baklagil ya da 100 gram kuru baklagile eşdeğerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ve süt ürünleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde 1 ya da 2 porsiyon tüketilebilir. Bir porsiyonu 1 bardak süt, 1 kase yoğurt, 100 gram kaşar peyniri ya da 50 gram beyaz peynire eşdeğerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et, balık ve yumurta &lt;br /&gt;Haftada bir kez kırmızı et, haftada üç kez beyaz et, haftada iki-üç kez balık, haftada üç kez yumurta tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebze ve meyve &lt;br /&gt;Günde en az üç porsiyon sebze ve iki porsiyon meyve yemelisiniz. Bir porsiyonu; 50 gramı salatada tüketilmek şartıyla 150 gram sebze, 150 gram meyve ya da meyve suyuna eşdeğerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlar &lt;br /&gt;Günde 1-3 porsiyonu aşmamak gerekir. Bir porsiyonu bir kaşık zeytinyağı, bir tatlı kaşığı tereyağı ya da margarine eşdeğerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAHIL VE KURU BAKLAGİLLER &lt;br /&gt;Vücudumuz için büyük enerji kaynağıdır. Doymuş yağlar ve kolesterol içermezler, protein yönünden zengindirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarna &lt;br /&gt;Özelliği: Bağırsakları çalıştıran lifler açısından çok zengindir. Kısa zamanda vücutta tokluk hissi yaratır. Karbonhidratları enerjiye dönüştüren B1 vitamini içerir. Protein açısından da zengindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar:70-80 gramlık porsiyonlar halinde, haftada iki kez tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 331 kalori, 12.5 gr protein, 65.8 gr karbonhidrat, 2 gr yağ, 6 gr lif. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pirinç &lt;br /&gt;Özelliği: Buharda pişirilirse diğer tahıllara oranla daha besleyicidir. Buharda pişirme esnasında vitamin ve mineraller pirinçlere daha iyi nüfuz eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: 60-70 gramlık porsiyonlar halinde haftada en az bir kez tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 337 kalori, 0.34 mg B1 vitamini, 60 mg kalsiyum, 200 mg fosfor, 150 mg potasyum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek &lt;br /&gt;Özelliği: Sanıldığının aksine sadece nişasta değil, bitkisel proteinler ile besinleri enerjiye çevirmek için gerekli olan B1, B2 vitaminlerini de içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Günde en fazla 50 gr ekmek tüketilmesinde yarar vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gr: 289 kalori, 0.4 gr yağ, 8.6 gr protein. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mercimek &lt;br /&gt;Özelliği: Vitamin ve mineraller açısından en zengin kurubaklagildir. B1 ve B6 vitamini içerir. Magnezyum, folik asit, fosfor ve demir açısından zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendiren çinko da içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada 1-2 kez, 50 gr makarna ekleyerek pişirilmiş 30-40 gr mercimek tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı:291 kalori,0.47 mg B1,2 mg B6,8 mg demir,83 mg magnezyum,2.9 mg çinko. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ &lt;br /&gt;Süt, kemik ve diş sağlığı için gerekli kalsiyumun en büyük kaynağıdır. Bol protein içerir. Sütü sindirmekte güçlük çekenlerin, sindirimi daha kolay olan yoğurt ve peynire yönelmesi tavsiye edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz peynir &lt;br /&gt;Özelliği: Kalsiyum ve protein açısından zengindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Sabah kahvaltısında küçük bir parça peynir tüketilebilir, salataya eklenerek de yenebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 146 kalori, 8.8 gr protein, 10.9 gr yağ, 295 mg kalsiyum, 128 mcg A vitamini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğurt &lt;br /&gt;Özelliği: İçerdiği mineral ve vitaminler, hemen hemen sütle aynıdır. Süte göre sindirimi daha kolay olan yoğurdun içeriğindeki maya, bağırsaktaki bakteri tabakasının dengelenmesine yardım eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Diğer süt ürünleriyle dengelenerek günde bir kase yoğurt tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 65 kalori, 3.8 gr protein, 3.7 gr yağ, 4.3 gr şeker, 125 mg kalsiyum, 38 mcgr A vitamini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşar peyniri &lt;br /&gt;Özelliği: Bol miktarda protein içeren kaşar peyniri, ayrıca önemli bir kalsiyum ve A, B6, B12 vitamin kaynağıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada iki kez 50 gramı aşmayacak şekilde tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 387 kalori, 33.5 gr protein, 28.1 gr yağ, 1.159 mg kalsiyum, 373 mcgr A vitamini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt &lt;br /&gt;Özelliği: Protein, şeker ve yağlar yönünden çok zengindir. Önemli bir kalsiyum kaynağıdır. Bol miktarda A ve D vitamini içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Diğer süt ürünleriyle dengeleyerek günde 50-500 ml kadar süt tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 64 kalori, 3.3 gr protein, 3.6 gr yağ, 4.9 gr şeker, 119 mg kalsiyum, 37 mcgr A vitamini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ET,BALIK,YUMURTA &lt;br /&gt;Kasların düzgün bir şekilde çalışması, antikor ve alyuvar üretiminin gerçekleştirilmesi açısından büyük önem taşıyan proteinler bu besin maddelerinin ortak özelliğidir. Bunların arasından et, demir yönünden zengin olmasıyla öne çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dana eti &lt;br /&gt;Özelliği: Demir açısından hayli zengin bir besin maddesidir. Kansızlık halinde tüketilmesi yararlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada 1-2 kez 100 gr tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: (But halinde) 140 kalori, 1.3 mg demir. (Biftek halinde) 103 kalori, 1.8 mg demir. (Fileto halinde) 127 kalori, 1.9 mg demir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuk &lt;br /&gt;Özelliği: Bir porsiyonu bile vücudun ihtiyacı olan proteinin büyük bir kısmını karşılar. Ayrıca tavuktaki vitaminler, enerji üretimine yardımcı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada 1-2 kez 120 gram tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: (Derisi alınmış tavuk eti) 108 kalori, 18.5 gr protein, 3.7 gr yağ, 8 mg PP vitamini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurta &lt;br /&gt;Özelliği: Önemli bir protein kaynağıdır. A ve D vitaminleri açısından zengindir. Bol miktarda kalsiyum, demir, fosfor, potasyum ve çinko içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada iki ya da üç kez tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 128 kalori, 12.4 gr protein, 8.7 gr yağ, 225 mcg A vitamini, 210 mg fosfor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık &lt;br /&gt;Özelliği: Beyaz etli ve iri balıklar, vücuda çok gerekli olan selenyum içerir. Hamsi, istavrit gibi küçük balıklar ise iyi bir kalsiyum kaynağıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada 1-2 kez, 180 gr tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: Mezgit; 71 kalori, 16.5 mcgr selenyum. Dil balığı; 83 kalori, 36 mcgr selenyum. Hamsi; 96 kalori, 0.8 g Omega 3, 148 mg kalsiyum, 22 mg magnezyum, 4.2 mg çinko. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEBZE-MEYVE &lt;br /&gt;Özelikle A ve C vitamini açısından zengin besin maddeleri olan sebzeler, potasyum, magnezyum, selenyum ve kalsiyum gibi önemli mineralleri de içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates &lt;br /&gt;Özelliği: A ve C vitaminleri açısından zengindir. Önemli bir potasyum kaynağıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada üç kez 150 gr tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 19 kalori, 135 mcgr A vitamini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak &lt;br /&gt;Özelliği: İçerdiği folik asit alyuvar yapımını düzenler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Haftada bir kez 250 gr tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 31 kalori, 2.9 mg demir, 194 mcgr folik asit. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patates &lt;br /&gt;Özelliği: Daha çok unlu gıdalara benzer. Karbonhidrat, niasin ve potasyum açısından zengindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar: Ekmekle dönüşümlü olarak haftada en az iki patates tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gramı: 85 kalori, 17.9 gr karbonhidrat, 570 mg potasyum. &lt;br /&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2566069848280545862?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2566069848280545862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2566069848280545862&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2566069848280545862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2566069848280545862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/hangi-besinden-ne-kadar-tuketmeli.html' title='HANGİ BESİNDEN NE KADAR TÜKETMELİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R772BuuEtgI/AAAAAAAAADQ/ofXrdf3n22g/s72-c/2293elb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4441072951121662385</id><published>2008-02-22T17:09:00.002+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:15.933+02:00</updated><title type='text'>BEL AĞRISININ NEDENLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R77mEuuEtfI/AAAAAAAAADI/Lk1n8qirHgg/s1600-h/22851belb.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R77mEuuEtfI/AAAAAAAAADI/Lk1n8qirHgg/s320/22851belb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169822391203050994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BEL AGRISININ NEDENLERI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bel ağrısı en sık karşılaşılan ağrı nedenlerinin başında geliyor. Erişkinlerin yüzde 85’i yaşamlarının bir döneminde en az bir kez bel bölgesinde ağrıdan yakınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bel ağrısı şiddetli ya da uzun süreli olduğu zaman kişilerin günlük ve iş yaşamlarını olumsuz yönde etkileyerek, yaşam kalitelerini belirgin derecede düşürebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Uzm. Dr. Suna Mahmuti Roylas, bel ağrısının nedenlerini şöyle özetliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Beli kötü kullanma: Uzun süre aynı pozisyonda durmak günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olur.&lt;br /&gt;2. Kas spazmı: Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi, ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını artırır.&lt;br /&gt;3. Bel fıtığı: Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi dokunun disk kayması veya taşmasıdır. Böylece omuriliklten çıkarak bacağa, ayağa inen sinire baskı yaparak bel ve bacak ağrısı oluşur. Öksürükle, hapşırmakla, ıkınmakla ağrı artar.&lt;br /&gt;4. Omurga kanalında darlanma (Spinal Stenozu): Omurilik ve sinirlerinin geçtiği kanalların daralması, sinirleri sıkıştırması ile oluşur. İleri yaşlarda özellikle belli bir mesafe yüründüğünde bacaklarda ağrı, uyuşma ve topallama ile kendini gösterir.&lt;br /&gt;5. Omurlarda kayma ve biçim bozuklukları: Bel omurlarının birbirinin üzerinden kaymasıyla karakterize ''Spondilolistezis'' de bel ağrısı sebebidir. Hareketle ağrı artar. Ayrıca beldeki eğrilikler, düzleşmele, beldeki açıklıklar, fazla veya eksik bel omuru bel ağrısı nedeni olabilir.&lt;br /&gt;6. Gerilim, stres, sigara: Bel ağrısını artıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlar bel ağrısını artırır. Sigara da bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklığa neden olduğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur. Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık ağrıya karşı etkilidir. &lt;br /&gt;7. Fazla kilo: Belimizin taşıdığı yük miktarını arttırdığı için sakıncalıdır.&lt;br /&gt;8. Kireçlenme - Osteoartirit: Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar. Yıpranmış dokular kireçlenir, hareket kabiliyeti azalır.&lt;br /&gt;9. Kemik erimesi, osteoporoz: Osteoporoz kemiklerde yumuşamaya yol açarak kolay kırılma ve ağrıya sebep olur. Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, alkol kortikosteroidler ve sigara riski artırır.&lt;br /&gt;10. Romatizma: Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.&lt;br /&gt;Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklarda uyarıcıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4441072951121662385?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4441072951121662385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4441072951121662385&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4441072951121662385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4441072951121662385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/bel-agrisinin-nedenleri.html' title='BEL AĞRISININ NEDENLERİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R77mEuuEtfI/AAAAAAAAADI/Lk1n8qirHgg/s72-c/22851belb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-7941637540541681451</id><published>2008-02-22T14:06:00.004+02:00</published><updated>2008-02-22T14:09:38.640+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>SELÜLİT TEDAVİSİ / SELÜLİTLERDEN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SELÜLİT TEDAVİSİ / SELÜLİTLERDEN KORUNMAK İÇİNN NE YAPMALI?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Selülitlerden şikayetçi misiniz? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Selülit kadınların en çok sıkıntı yaşadıkları sorunlardan biri ancak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat selülitlerden kurtulmak için yapılan diyetlerin bir çoğu yanlış ve hatalı uygulanmakta. Bunun sebebi ise selülitlerin gösterdiği farklılıklar.&lt;br /&gt;Tedavinin başarılı olabilmesi için selülitin tipine göre uygulama veya diyet yapmak gerekmektedir. Aşağıdaki sorulara vereceğiniz “evet” veya “hayır” yanıtı sizin hangi tip selülitiniz olduğunu ortaya kayacaktır. Selülit tipinizi belirledikten sonra uygulanması gereken tedavi yöntemini aşağıda bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Tip Selülit&lt;br /&gt;• Kilo fazlanız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kilo probleminiz her zaman var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Selülitiniz yumuşak, kaygan ve koyu bir muhallebi görünümünde mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kolayca parmaklarınızın arasında sıkıştırabiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Selülitiniz vücudunuzun alt ve üst kısımlarına eşit dağılmış durumda mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Stresli biri misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Tip Selülit&lt;br /&gt;• Bacaklarınız kalın, şiş ve varisli mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kramp giriyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Reglinizden önce şişkinlik hissediyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yazın ayaklarınız daha fazla mı şişiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bacaklarınız, ayak bilekleriniz ve baldırlarınız kalın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Vücudunuzun alt kısmı, üstüne nazaran daha sıkı ve soğuk mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Parmağınızı baldırınıza bastırınca deri çöküyor ve bir süre öyle mi kalıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Tip Selülit&lt;br /&gt;• Selülitleriniz sert mi, bastırınca acıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Daha çok baldırlarınızda ve dizlerinizin arka kısmında toplanmış vaziyette mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Deriniz beyaz, kuru ve hassas mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Zayıfladığınızda üst kısmınızdan mı kilo veriyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Uzun zamandır var olan selülitlerinizden ne yaparsanız yapın kurtulamıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Selülitlerinizin görünümü ayın muayyen günlerine göre değişmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hareketli bir insan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerlendirme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu cevaplarınızın çoğu&lt;br /&gt;1. Tip’e aitse selülitleriniz yağlı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tip’e aitse süzme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Tip’e aitse lifli cins.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülitinizin tipini tespit ettiniz mi? O zaman işin zor kısmını halletmişsiniz demektir. Şimdi sıra onlardan kurtulmakta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tipin Tedavisi:&lt;br /&gt;Diyetle geçecek tek selülit tipi bu... Diyet ile vücudunuzda ensülin salgılanmasının düzenlenmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Kahvaltı: Yağsız çökelek, 1 yumurta, katı peynir, tavuk eti, kepekli ekmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Sabah 10 ve akşam 5: Aç olmasanız da kahve veya çay ve kahvaltı listesinden bir çeşit yiyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Öğle ve akşam yemeği: Karışık salata, veya patatessiz bir çorba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Yağsız et, tavuk, balık, kahvaltıda yenmemişse yumurta, yeşil sebze yenilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Sabah kahvaltısı listesinden 1 çeşit ya da muhallebi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•1 dilim kepek ekmeği veya sadece haftada 1 kere az pilav, mercimek, haşlanmış patates yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Tavsiyeler: Kızarmış ve beyaz şekerli besinlerden uzak durun. Spor yapın, özellikle uzun ve hızlı yürüyüş. Aşağıdaki mineralleri bol bol almaya özen gösterin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Çinko: Deniz ürünleri, süt, sarmısak, bezelye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Bakır: Tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri, mantar, pırasa, sarmısak, bezelye, limon, armut, avokado.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Selenyum: Et, balık, yumurta, ıspanak, mantar, pırasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•C Vitamini: Maydonoz, kivi, portakal, limon, çilek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•E vitamini: Kırmızı biber, lahana, rezene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tipe karşı:&lt;br /&gt;•En çok görülen selülit tipi. Temel bir lenf ve kan dolaşımı sisteminden kaynaklanıyor. Bacaklarda kramplar, örümcek ağı gibi kılcal damarlar, morartılar görülüyor. Vücut sürekli su topluyor. Stres ve hormon değişiklikleri, durumu daha da kötüleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Beslenme: Selülitlerden kurtulmak için diyet yapmayın; faydası olmaz. Az tuz ve az şekerli maddeler yiyin. Bol bol üzüm, portakal, greyfurt, karnabahar yiyin, C ve E vitamini alın. Azar azar, bol su için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Spor: Yürüyüş, yüzme golf ve bisiklet gibi sporlar yapın ama tenis ve hızlı aerobik yapmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Tedavi: Lenflerin boşaltılması, bitki özleriyle tedavi, masaj ve kremlerle kan dolaşımını düzeltilmesi, mezoterapi, hormonların kontrol edilmesi ve düzenlenmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Tavsiyeler: Çorapla ve yüksek ökçeli ayakkabı giymeyin, bacak bacak üzerine atmayın, alkol ve sigaradan uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Tipin Tedavisi:&lt;br /&gt;•Beslenme: Çok kilolu değilseniz diyet yapmanın yararı olmaz. Vücudunuza bol miktarda amino asit, kolajen ve yeni deri altı lifleri sağlayacak protein gerekli. Et, balık ve tavuk yiyin. C ve E vitaminleri, karoten, çinko ve selenyum alın. Her gün bol bol su için. Deri ve kaslarınızı kuvvetlendirecek her tür sporu yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Tedavi: Uzmanların hazırlayacağı özel mezoterapi kokteyli, özel kremli masaj.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-7941637540541681451?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/7941637540541681451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=7941637540541681451&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7941637540541681451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7941637540541681451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/selulit-tedavisi-selulitlerden-korunmak.html' title='SELÜLİT TEDAVİSİ / SELÜLİTLERDEN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-3738612174062856719</id><published>2008-02-22T13:58:00.004+02:00</published><updated>2008-02-22T14:04:31.339+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>SİNİR YATIŞTIRMAK İÇİN PORTAKAL KOKUSU</title><content type='html'>Portakal kokusu sinir yatıştırıyor  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;PORTAKAL kokusunun en gözü dönmüş insanı bile yatıştırabilecek kadar etkili bir sakinleştirici olduğu ortaya çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda’nın en çok suç işlenen kenti olan Rotterrdam’da polisin işbirliğiyle yapılan deneyde, dört hafta boyunca çoğu uyuşturucu satıcısı olan ve aralarında sık sık kavga eden “azılı” suçluların tutulduğu hücreye havalandırmadan portakal kokusu verildi. Koku verildikten sonra suçluların sakinleştiği ve daha uyumlu oldukları gözlendi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.gazetevatan.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-3738612174062856719?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/3738612174062856719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=3738612174062856719&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3738612174062856719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3738612174062856719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/sinir-yatitirmak-icin-portakal-kokusu.html' title='SİNİR YATIŞTIRMAK İÇİN PORTAKAL KOKUSU'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8108201293390661202</id><published>2008-02-05T17:03:00.000+02:00</published><updated>2008-02-05T17:05:39.800+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saç Bakımı'/><title type='text'>SAÇ İÇİN DEĞIŞİK MODELLER</title><content type='html'>Saçını değiştir, daha çekici ol &lt;br /&gt;Saçınızın modeliyle veya rengiyle oynamaya ne dersiniz? Bu sezon kısa saç moda olsa da bakımlı ve katlı kesilmiş uzun saçın yerini hiçbir şey tutamıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Saçlarımı çok uzun zamandan bu yana hep kısa kullanıyorum. Değişiklik için çok fazla alternatifim olmadığını biliyorum. Yine de kısa saçı farklı şekillerde kullanmanın yolları nedir? (Pınar P. - İstanbul) &lt;br /&gt;Kısa saç yüzünüze yakışıyorsa, çok kullanışlı olduğu için kolay vazgeçebileceğiniz bir model değil. Üstelik yine çok moda. Kısa saç en çok kalın telli saçlara sahip olanlara yakışıyor. Çünkü bu tür saçlara sahip olanlarda daha hacimli duruyor. Kısa saç, kadınlığını öne çıkarmak için saçını kullanmaya gerek duymayan her yaştan kadının ilgisini çekiyor. Kısa saç ne kadar kullanımı kolay görünse de sıradan bir modeli kolay kolay kaldırmaz. En ufak uzamasında bile hemen kestirme ihtiyacı hissedersiniz. O yüzden modelini korumaya çalışın. Ayrıca kısa saç, her ne kadar erkeksi hava verse de, yüzü çevreleyen katlar ve perçemler bu modeli feminen kılar. Kesiminizin simetrik olmamasına dikkat edin. Böylece farklı taradığınızda, farklı model gibi duracaktır. Örneğin şu anın en popüler kısa saç modeli, Victoria Beckham'ın önü uzun kısa saçları... Düz bırakabildiği gibi dilediğinde arkaya tarayarak farklı bir görüntü de elde edebiliyor. Bu modelde kısa saçın maskülen olduğunu kimse söyleyemez! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Saçlarım oldukça uzun. Sizce uzun saç demode mi? Nasıl kullanmalıyım? (Yeliz N. - İzmir)&lt;br /&gt;Uzun saç, genelde kısa kesimlerden daha seksi ve kadınsı görünür. Ve hiçbir zaman demode olmaz. Ancak uzun saç için yaşınız ve yüz şekliniz çok önemli. Yüz hatlarınız ince ve uzunsa veya 60 yaş üzerindeyseniz kısa saçla daha hoş görünebilirsiniz. Uzmanlara göre, saç boyunu kısaltmak, yüz hatlarını da yukarı doğru çekerek yüze daha fazla derinlik veriyor. Uzun saç, belli bir yaştan sonra gençliğe özenti görüntüsü de verebilir. Ayrıca, saçınız mat ve donuksa, uzun saç size göre değil; kestirmenizi öneririz. Uzun saçla mükemmel görünmenin sırrı, saçın sağlıklı ve canlı görünmesinden kaynaklanır; sakın aklınızdan çıkartmayın.n.n.n.n.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Saçların daha parlak görünmesi için neler yapmak gerekiyor? (Begüm D. - İzmir)&lt;br /&gt;Saçların parlak görünmesi, yıpranmadığının bir işaretidir. Özellikle uzun saçların parlaması çok hoş duruyor. Saçınızın parlak görünmesini sağlamak için öncelikle, saçınızı yıpratmamaya çalışmanız gerekir. Örneğin her gün fön çektirmek, saçlarınızın kırılmasına neden olur. Kırılmalarını önlemek için plastik fırçalar yerine, doğal kıllardan yapılmış fırçalarla saçlarınızı tarayın. Saçınızı her gün yıkamak yerine, gün aşırı yıkamaya alıştırın. Uzmanlar bunun da yeterli olacağını söylüyor. Yıkamayı doğru yapmak da çok önemli. Örneğin şampuanı saç diplerine, saç kremini de sadece saç uçlarına uygulamak gerek. Saçı soğuk suyla durulamak da parlamasını sağlar. Saçınızı çok sıcak makineyle kurutmamak da aynı etkiyi verecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Saçlarım omuz hizasında ama pek hacimli değil. Saçlarımı daha hacimli gösterebilecek önerilere ihtiyacım var. (Ayşegül T. - Adana) &lt;br /&gt;Eğer saçınız ince telliyse hacimli göstermeniz çok zor. O yüzden proteinli ürünler kullanmanız etkili olur. Daha dolgun görünüm için tek önerimiz bu değil. Saçınızı kuruturken dağıtıcı başlık kullanmak, daha hacimli görünmesini sağlar. İnce telli saçlar için diplere uygulanan kalınlaştırıcı sprey de iyi bir çözüm. Saçınızı bu tür kalınlaştırıcı bir ürünü uyguladıktan sonra kurutursanız, daha hacimli durur. Katlı bir model de saçı daha hacimli gösterir. Saçları kalın bigudilerle sararak fark yaratabilirsiniz. Saçlarınızı kısa kestirmeniz de onların daha dolgun görünmesini sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Saç rengimi değiştirmek istiyorum. Sizce seçimimi neye göre yapmalıyım? Yeni sezonda hangi renkler moda? (Ebru R. - İstanbul)&lt;br /&gt;Saçınızın rengini değiştirmek, alışık olduğunuz rengin dışına çıkmak hiç de kolay değil. Ama değişiklik istiyorsanız, doğru rengi seçmekte fayda var. Yeni saç rengi ve modeliyle daha da çekici görünmek elinizde... Saç renginizi değiştirmeden önce kuaförünüze gidip fikir alabilirsiniz. İstediğiniz rengin bir örneğini yanınızda götürüp, bunu işin ehline danışmalısınız. Tabii ki gitmişken bakımı için de bilgi alın. Saç rengini beğendiğiniz arkadaşlarınıza hangi kuaföre gittiğini sormaya da çekinmeyin. Çünkü saç rengi için iyi bir renk uzmanı bulmak çok önemlidir. Sizin ten renginiz renk seçiminde çok önemli olacağı için, bu konuda bir renk uzmanının size yardımcı olması en doğru yol olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Sabah&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8108201293390661202?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8108201293390661202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8108201293390661202&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8108201293390661202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8108201293390661202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/sac-icin-degisik-modeller.html' title='SAÇ İÇİN DEĞIŞİK MODELLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2538573225194469718</id><published>2008-02-05T17:01:00.000+02:00</published><updated>2008-02-05T17:03:23.032+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>UYKU PROBLEMİ OLANLAR NE YAPMALI</title><content type='html'>Uyku problemi çekenlere öneriler&lt;br /&gt;İki haftadır uykusuzluk çekiyorum. Bu aralar çok stresliyim, belki de o nedenle uyuyamıyorum ya da rahat uyku uyuyamadığım için bu kadar çabuk strese giriyorum. Kendimi gün içinde sürekli yorgun hissediyorum, bir türlü toparlayamıyorum. Uyku düzenime tekrar kavuşmam için sizce ne yapabilirim? Aynur S.- Ankara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku vücudun kendini yenilediği, yapılandırdığı, metabolik faaliyetlerini düzenlediği fizyolojik bir ihtiyaçtır. Uyku vücut ritmini düzenler, belleği ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Uykunun yaşlanmaya karşı en büyük silahlardan biri olduğu artık biliniyor. Uyku sürecinde salınımı artan büyüme hormonu küçük yaşlarda büyümeyi, yaşlandıkça da vücut performansının artmasını sağlıyor. Eğer uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız, aşağıdaki önerileri değerlendirmeniz ve uyku düzeninizi tekrar sağlamanızda fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEDEN HASTALIKSA... &lt;br /&gt;Uykusuzluk sorunundan yakınıyorsanız, bu problemin ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini unutmayın. Kalp ve akciğer problemleri, ağrılı romatizmal hastalıklar, tiroidin normalden daha az tiroid hormonu ürettiği hipotiroidi sorunu, uykuda solunumun durduğu 'apne' problemi, şeker hastalığı, rahatsız ayak sendromu, bazı ilaçlar, depresyon ve stres gibi psikolojik sorunlar, alkol bağımlılığı hatta prostat büyümesi bile uykunuzu kaçırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BESLENMEYE DİKKAT! &lt;br /&gt;Bu nedenle kronik uykusuzluk çekenlerin, öncelikle altta yatan herhangi bir sağlık sorununun olup olmadığını anlamak için uzman bir hekime, hatta uyku konusunda uzmanlaşmış bir doktora başvurmaları gerekiyor. Beslenme şekliniz uykunuzu zannettiğinizden çok daha fazla etkiliyor. Güne iyi bir kahvaltı ederek başlamanız, öğle yemeklerini daha hafif yemeniz, akşam yemeklerini yatma saatinizden en az 3-4 saat önceye kaydırmanız size fayda sağlayacaktır. Uykuyu desteklediği bilinen 'triptofan'dan zengin hindi eti ile peynir dışındaki süt ve süt ürünlerinden, mutluluk hormonu olarak bilinen 'seratonin'in salgılanmasına yardımcı olan tam tahıllardan, ıspanak, muz gibi magnezyumdan zengin besinlerden de yararlanabilirsiniz. Sağlıklı bir kilo aralığında kalmanız da çok önemlidir. Yatmadan 3-4 saat önce alkol, kahve ve diğer kafeinli içeceklerin tüketimini kısıtlamayı da unutmamalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENCE.... &lt;br /&gt;Bence uykusuzluk sorunundan yakınıyorsanız işe öncelikle uyku düzeninizi tekrar sağlayarak başlayın. Yatak odanızın ısısını, ışığını tekrar gözden geçirin. Yatmadan önce ılık duş yapmak, kitap okumak, müzik dinlemek, sevdiğiniz bir kişi veya olayı düşünmek gibi rahatlatıcı aktivitelerden yararlanın. Her gün aynı saatte uyumaya ve uyanmaya özen gösterin. Yatma saatinden hemen önce ağır egzersizler yapmaktan kaçının. Uyumaya yardımcı olduğu düşünülen Melatonin, 5-hidroksi-triptofan (5-HT), Valerian gibi besin destekleri ve uyku ilaçları için doktorunuzdan bilgi alın. Bütün bu önerilere rağmen hâlâ kaliteli bir uyku uyuyamıyorsanız, o zaman mutlaka uzman bir hekime başvurun. Unutmayın kaliteli uyku, kaliteli hayat demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Sabah&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2538573225194469718?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2538573225194469718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2538573225194469718&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2538573225194469718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2538573225194469718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/uyku-problemi-olanlar-ne-yapmali.html' title='UYKU PROBLEMİ OLANLAR NE YAPMALI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-3956213010278980653</id><published>2008-02-05T16:58:00.000+02:00</published><updated>2008-02-05T17:01:07.366+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>YAŞLANMAYA KARSI NE YEMELİ</title><content type='html'>Uzun yaşamın en önemli ayaklarından birini beslenme tarzı ve yedikleriniz oluşturur. Ne yediğiniz ve nasıl pişirdiğiniz, yaşlanmayı durdurmada önem taşır Yaşlanmayı geciktirmek, yaşlanma hızımızı yavaşlatmak için kullandığımız Anti aging hayat tarzının önemli bir bölümünü, beslenmemiz oluşturuyor. İşte beslenmeyle ilgili 30 önerimiz: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı yağlarla yaptığınız yemeklerde zeytinyağı, kanola yağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağını deneyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam yağlı süt yerine önce yarım yağlı, birkaç gün sonra yağsız süt içmeyi deneyin, göreceksiniz alışacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorbaları yağsız yapın. Çorba yağlı veya et suyu ile yapılmışsa buzdolabında soğutun. Donan yağı üste çıkar, bunu kaşıkla alıp atın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etlerin yağını, tavuğun derisini pişirmeden önce çıkartın. Kırmızı et yerine balık ve tavuk gibi etleri tercih edin. Haftada en az birkaç kez balık yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yiyecekler yaratın. Domates, domates suyu, hardal, biber gibi karışımlardan yağsız ve şekersiz soslar yapmaya alışın. Diyet sütle sebze püresi karıştırıp soslar yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker kullanımını önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. Bazı tatlıların şekerini azaltın, tadını vanilya veya tarçınla verin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bütün yumurta yerine iki yumurtanın sarısı çıkartılmış aklarını deneyin. Üç yumurtalı omleti bir tam yumurta ve dört yumurta akı ile yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıştığınız yiyeceklerin yerine başka yiyecekleri koymayı deneyin. Beyaz pilav yerine esmer pilav veya bulgur pilavı yapın. Esmer pirinç ve bulgur liften zengindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokantalarda yemeğinizi beklerken önümüze konan sıcacık ekmeklerin iştah kabartıcı kokularına karşı koyun ve yemeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün stresi nedeniyle ''akşam yeme sendromu'' na girmeyin. Evde devamlı atıştırmak yerine oyalanacak işler bulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otururken veya uzanırken bir şey yememeye alışın. Masaya oturmadan yemek yememeyi benimseyin. Yerken televizyon seyretmeyin, gazete, kitap okumayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokmalarınızı iyi çiğneyerek yavaş yemeye alışın. Lokma arasında 30 saniye kadar zaman geçirmeye çalışın. Yemekte rahatlatıcı bir müzik dinleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabaktaki yemeğinizin renklerini görün, kokusunu duyun, her lokmanın tadını alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yediklerinizin içinde görünmeyen gizli yağlar olduğunu unutmayın. Bir hamburgerin, kekin içinde bol miktarda yağ vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokantada yemeğe başlamadan önce mönüyü inceleyip plan yapın. Size uyan yemekler bulamadıysanız, istediğiniz küçük değişikliklerle yemeğinizi sipariş edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde 30 - 35 gram kadar lif yiyin. Ne kadar fazla sebze, meyve ve işlenmemiş tahıl yerseniz o kadar fazla lif almış olursunuz. Eğer lifli yemeye alışık değilseniz, miktarını yavaş yavaş artırın yoksa hazım sorunu yaşarsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterince lifli gıda yememekle bağlantılı bulunmuş olan hastalıklar şunlardır: Kabızlık, apandisit, bağırsak kanseri, spastik kolit, mide fıtığı, bacak varisleri, hemoroid, koroner damar hastalığı, yüksek kan basıncı, safra kesesi taşları, diabet, obezite, ülseratif kolit. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yulaf ezmesi, kuru fasulye, elma, havuç, greyfrut, mercimek, yeşil biber, kuşkonmaz, tatlı patates çok lifli gıdalardır. Kabukları soyulmadan yenen tüm meyve sebzeler, buğday, fındık, fıstıklar iyi birer lif kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol antioksidan almak için en canlı ve koyu renkli meyve ve sebzeleri seçin. En canlı renkli portakal, ıspanak ve marullar bol beta karoten ve lutein, en kırmızı üzümler, en kırmızı ve sarı soğanlar bol quersetin içerirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikrodalga fırında pişirilen brokolideki C vitamininin yüzde 15’i yok olurken, suyla kaynatmada yüzde 50’si yok olur. Buharda pişirmeyle yüzde 50’den azı kaybolur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi antioksidan yağ, zeytinyağıdır. Gençliğinizi korur ve hastalıklardan uzak tutar. Zeytinyağı kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini önler, iyi (HDL) kolesterolü artırır. Böylece sizi kalp damar hastalıklarından ve inmeden uzak tutar. Zeytinyağı kansere karşı da korur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avokado, tekli doymamış yağdan zengindir, kötü (LDL) kolesterolü düşürerek, kalp hastalığı riskini azaltır. Cildinizi yumuşak, saçlarınızı parlak yapar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak tüm koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum, folik asit ve K vitamininden zengindir. Kalsiyum kemikleri sağlamlaştırır; folik asit kalp hastalıklarından korur; K vitamini de kan pıhtılaşması için gereklidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kivi, bir portakaldan daha çok C vitamini içerir. Kaslarımızın kasılmasında rol oynayan potasyum bakımından da zengindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brokoli bol beta karoten, sülforaphan ve C vitamini içerir. Bir araştırma sülforaphanın, mide ülseri ve kanserine yol açan Helikobakter Pylori’yi yok ettiğini gösterdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keten tohumu yağı, kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu maddeler içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağsız süt ürünleri protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakirdir. Kemik, kas ve dişlerin yapısını sağlamlaştırıp tansiyon kontrolünde etkili potasyum içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir, ciğer, yumurta sarısı, kırmızı et, nohut, mercimek, yeşil yapraklı sebzelerde ve balıkta bolca bulunur. Eksikliğinde kansızlık ve bağışıklık sistemi bozuklukları oluşur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etleri kızartma, ızgara, füme, barbekü yaparak pişirme sırasında içinde heterosiklik aminler oluşur. Bunlar karsinojendir ve kazıyarak uzaklaştırmak mümkün değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-3956213010278980653?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/3956213010278980653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=3956213010278980653&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3956213010278980653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3956213010278980653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/yaslanmaya-karsi-ne-yemeli.html' title='YAŞLANMAYA KARSI NE YEMELİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-5425036972098145779</id><published>2008-02-05T00:00:00.001+02:00</published><updated>2008-02-05T00:01:16.172+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>ANLAMA GÜÇLÜĞÜ İÇİN TEDAVİ</title><content type='html'>Anlama güçlüğüne yeni tedavi yöntemi&lt;br /&gt;Unutkan, dalgın, anlamakta güçlük çeken yetişkinler ve çocuklar için zihin geliştirme programı olan 'Rehacom’ Adana’da uygulanmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Sema Bengi Gürkan, Türkiye’de İstanbul’da yeni kullanılmaya başlayan Rehacom programını Adana’ya getirdiğini, bunun özellikle sınavlara hazırlanan çocuklar için önemli olduğunu belirtti. Gürkan, “Unutkan ve dalgın olan, anlamakta güçlük çeken, dikkat ve öğrenme bozukluğu olan çocuklara, aynı şeyi tekrar tekrar anlatan yetişkinlere yardım eden bir programdır. Beyin 'Check Up’ programı dahilinde önce kişinin anlama-kavrama, dikkat ve bellek gibi bilişsel işlevlerdeki performansı bilgisayarlı testlerle ölçülüyor. Beyin biyoelektriksel aktivitesindeki düzensizliği saptamak amacıyla Kantitatif EEG çekiliyor ve sonuçlar değerlendiriliyor. Beynin modüler sistemle çalıştığı göz önüne alınarak en sorunlu alanlar belirleniyor. 'Bilgisayarlı Eğitim Modülleri’ ile tedaviye başlanıyor. Program ortalama 6 ay sürüyor. Bu program özellikle adaptasyonda güçlük çeken çocuklar için kullanılıyor” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürkan, ayrıca programın alkol bağımlılıklarında, mantıklı akıl yürütmelerinde, yüz, sima ve sözcük belleme, uyanıklık ve tetikte olmak ve bölünmüş dikkat sıkıntısı çekenler için de uygulandığını belirtti. Öğrencilerin sınavlara hazırlandığı sırada çok fazla problem yaşadığını kaydeden Sema Bengi Gürkan, "Fazla bilgiyi akılda tutamama şikayetleri, çeşitli olaylar karşısında zihni karışanlar, bir konu dışında ikinci bir konuya konsantre olamayanlar, zihinsel birikimi olmayan 10 yaş ve daha büyük çocuklar da bu program ile egzersiz yapıp gelişebilirler” diye konuştu.&lt;br /&gt;Kaynak: Milliyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-5425036972098145779?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/5425036972098145779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=5425036972098145779&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5425036972098145779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5425036972098145779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/anlama-guclugu-icin-tedavi.html' title='ANLAMA GÜÇLÜĞÜ İÇİN TEDAVİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-363286816463156346</id><published>2008-02-04T23:53:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:55:58.340+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>ÖKSÜRÜĞE İYİ GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>OKSÜRÜĞE İYİ GELEN BİTKİLER&lt;br /&gt;Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebegümeci göğsü yumuşatır. Öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. Bulantı ve kusmalara karşı da yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ihlamur çayı kronik öksürüğü keser. Ter ve balgam söktürücüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenevir çayı balla tadlandırılıp içilirse, öksürük boğmaca ve ses kısılmasına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı yaban mersini yapraklarından yapılan şurup öksürüğe etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay kanlı öksürük ve kan kusmaya çok iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyan kökü şurubu öksürüğe iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaban eriği ezilerek şekerle pişirilirse öksürüğü yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-363286816463156346?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/363286816463156346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=363286816463156346&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/363286816463156346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/363286816463156346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/oksuruge-iyi-gelen-bitkiler.html' title='ÖKSÜRÜĞE İYİ GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2017736024172283304</id><published>2008-02-04T23:52:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:53:03.465+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>MIDE RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BITKILER</title><content type='html'>MİDE RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN ŞİFALI BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı marulun kökünde ve gövdesinde bulunan süt, mide rahatsızlıklarına ve hazımsızlığı iyi gelir. Kurutulmuş acı marul yaprakları ve kökü safra kesesinin faaliyetini hızlandırır, hazmı kolaylaştırılır. Acı marulda idrar söktürme özelliği olduğu gibi, mide nezlesine de iyi gelir. Ayrıca kanamalarda da iyi bir dindiricidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı yapraklarından elde edilen toz mide suyunu tanzim eder, iştahsızlığı önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anason tohumlarının yenmesi mide ekşimesini önler. Anason tohumlarından elde edilen anason yağı mide rahatsızlıklarına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andız otu kökünden yapılan çay, mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir, mideyi kuvvetlendirir, balgam söktürür. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu, mide rahatsızlıklarına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armut hazmı kolaylaştırır ama kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu tercih etmelidir. Armuttan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler, yemeklerden önce yemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk otu (kurutulmuş) otu toz haline getirilir. 1 çay kaşığı 1 bardak sirkeye konularak içilir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Biber, mide salgısını çoğaltır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayvada, mideyi kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevizin taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılırsa mideyi kuvvetlendirir. Domates mide rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebegümeci mide şikayetlerini düzeltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç, lahana, limon, üzüm, elma, ananas mide asitlenmesi ve ülsere iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hurmadan (taze) yapılan şurup, karın ağrılarına ve mide kramplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ihlamur çayı balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine karşı etkili olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra mide hastalıklarına iyi gelir. Yaprakları ile gövdesinden hazırlanan salatayla kür yapılırsa vücuda son derece yararlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanfil ağacından elde edilen yağ mideyi kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraz kanı temizler, mideyi kuvvetlendirir. Sindirim sisteminde meydana gelen ağrıları dindirir. Kanamaları giderir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimyon ve kişniş mide ve bağırsak gazlarını yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahana çiğ olarak mide ülserine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mandalina, spazma iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek otu mideye canlılık kazandırır. Melek otu mide zayıflığına iyi gelir. Mide ifrazatını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay, mide ve bağırsak kanamalarını iyileştirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyan kökü şurubu mide ve bağırsak gazlarına çok iyi gelir. Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerine karşı etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nane çayı içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak gazlarını yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğan ve üzüm üril asiti yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarhunotu, limon, elma, domates mide ekşimelerine iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaban mersini meyveleri mide nezlesine çok iyidir. Mide gazını yok eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2017736024172283304?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2017736024172283304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2017736024172283304&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2017736024172283304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2017736024172283304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/mide-rahatsizliklarina-iyi-gelen.html' title='MIDE RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BITKILER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2679884290056722113</id><published>2008-02-04T23:48:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:51:36.735+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>KOLESTEROLÜ ÖNLEMEK İÇİN NE YEMELI</title><content type='html'>KOLESTEROLÜ ÖNLEMEK İÇİN NE YEMELI&lt;br /&gt;Enginar ve karahindiba kolestrolü önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasulye, kalp damar tıkanıklığı ve kolesterol düşürmek için birebirdir. Özellikle soya fasulyesinde bu etki çok fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındığın içinde yüksek düzeyde oleik asit bulunduğundan kolesterol yükselmesini önleyerek kalp ve damar hastalıklarından korunmayı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah üzüm içindeki maddeler kolesterol düşürücü etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Greyfurt, enginar kolesterol düşürücüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2679884290056722113?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2679884290056722113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2679884290056722113&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2679884290056722113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2679884290056722113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/kolesterolu-onlemek-icin-ne-yemeli.html' title='KOLESTEROLÜ ÖNLEMEK İÇİN NE YEMELI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2516323324553526931</id><published>2008-02-04T23:46:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:48:40.891+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>KARACİĞER RAHATSIZLIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>KARACİĞER RAHATSIZLIKLARINA FAYDALI GELEN ŞİFALI BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı marul yapraklarından ve kökünden yapılan çay, karaciğer, dalak ve böbreklerin faaliyetlerini düzenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı (bir miktar kurutulmuş) 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk otu tohumları bir bardak su içinde 6 saat bekletilerek içilir. Karaciğer, dalak, mesane ve böbreklerin çalışmasını düzenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayvada, şeker, tanen ve bol miktarda vitamin vardır. Karaciğer tembelliğine iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Civan perçemi, domates karaciğer hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enginar, CYNARIN içeridiği için karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hint safranı kökü ve çalısı kaynatılarak içildiğinde karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karahindiba, kuşkonmaz, havuç, enginar, zeytin, kereviz, turp, zeytinyağı ve greyfurt karaciğer yetersizliği ve büyümesine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz karaciğer şişkinliğinde etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marul karaciğer ve dalak şişmesine iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek otu karaciğeri kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turp karaciğer şişliğini yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2516323324553526931?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2516323324553526931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2516323324553526931&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2516323324553526931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2516323324553526931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/karaciger-rahatsizliklarina-faydali.html' title='KARACİĞER RAHATSIZLIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6059449998430167642</id><published>2008-02-04T23:45:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:46:46.503+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>KANSERE FAYDALI GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>KANSERE FAYDALI GELEN ŞİFALI BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates kanser hastalarına önerilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz kansere iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6059449998430167642?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6059449998430167642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6059449998430167642&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6059449998430167642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6059449998430167642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/kansere-faydali-gelen-bitkiler.html' title='KANSERE FAYDALI GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6861317199927496692</id><published>2008-02-04T23:43:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:44:58.357+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>KAN HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>KAN HASTALIKLARI İÇİN FAYDALI GELEN BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı yapraklarından elde edilen toz kanı düzeltir. Ahlat (yaban armudu), kan deveranını düzenler. Armut, kansızlığı giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı kansızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberiye çiçekleri ekmek ve tereyağı ile birlikte yenirse kanı temizler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çentiyane çiçeği, sonbaharda toplanır, kansızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilek, vücudu serinletir, zehirlerden arındırır ve kanı temizler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındık, içerdiği B grubu vitaminler nedeniyle kan yapısını kuvvetlendirip, ruhsal gerginliği ortadan kaldırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otu kökü ve yaprakları kaynatılıp içilirse kanı temizler ve kan yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak, pancar, lahana, dere otu, havuç, elma, erik, üzüm, domates ve kayısı kansızlığa iyi gelir. Taze yaprakları salata yapılarak yenirse kanı temizler. Kökü kurutularak kavrulur, kahve gibi içilir veya kahveye ilave edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kantaron kansızlığa iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karalahana kan dolaşımını düzenler, metabolizma rahatsızlıklarını iyileştirir. Lahana kanı temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavun'un en önemli özelliği, kanı temizlemesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kereviz, semizotu kanı temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ağrıları dindirir, kanı temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek otu kanı çoğaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürver ağacı meyveleri ile vitamin kürü yapmak ve kanı temizlemek için bol miktarda mürver meyvesi yenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pırasada bol miktarda vitamin vardır. Çiğ yenildiğinde kan yapıcı etki gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak kanı temizler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6861317199927496692?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6861317199927496692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6861317199927496692&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6861317199927496692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6861317199927496692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/kan-hastaliklarina-faydali-gelen.html' title='KAN HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-3643380702695412060</id><published>2008-02-04T23:39:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:43:02.158+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>KALP HASTALIKLARI NA FAYDALI GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>KALP HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN YİYECEKLER&lt;br /&gt;KALP HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asma vücut yağlanmasına, kalp ve böbrek rahatsızlıklarına karşı çok etkilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı marul çiçekleri toplanır, bol şekerle iyice karıştırılır, güneşte kurutulur. Elde edilen bu lezzetli ilaç kalp hastalıklarına iyi gelir ve kalbi kuvvetlendirir. Bu ilçtan günde 1-2 kahve kaşığı alınabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anason tohumlarını çiğnemek kalp çarpıntısını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevizde ki yağın yapılan araştırmaların kolestrolü yükseltmeyip düşürdüğünü ortaya çıkardığından, kalp krizini önlemek için günde üç ceviz yemenin yaralı olduğu anlaşılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erik, Erkeç otu kalbi kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındık (günde bir avuç) tüketilmesi enfarktüsü önler. Haşhaş tohumları kalp hastalarına iyi etki eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnabahar kalp rahatsızlıklarına karşı etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi otu kalp atışlarını düzenleyicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekik kalp çarpıntısını önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kereviz, üzüm, soğan, nar kalp yorgunluğuna iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon, melek otu kalbi kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahanada bulunan potasyum vücudun suyunu alarak kalp ve dolaşımı rahatlatır. Vücudun zehirini atmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marul sinirsel kalp çarpıntılarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak kandaki kolestrolü dengelediği için kalp krizi riskini azaltır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-3643380702695412060?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/3643380702695412060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=3643380702695412060&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3643380702695412060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3643380702695412060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/kalp-hastaliklari-na-faydali-gelen.html' title='KALP HASTALIKLARI NA FAYDALI GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-5687011365349241249</id><published>2008-02-04T23:38:00.001+02:00</published><updated>2008-02-04T23:39:20.048+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>KABIZLIĞA İYİ GELEN YİYECEKLER</title><content type='html'>KABIZLIK SORUNU İÇİN NE YEMELİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erik'in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay kabızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yapraklarının dip kısmı kesilmeden reçel yapılırsa kabızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak hazmı kolaylaştırır, kabızlığı önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keten, bağırsak cidarına etki ederek sindirimi hızlandırır. Bu nedenle son derece etkili ve sağlıklı bir müshil ilacıdır. Vücutta herhangi bir tahribat yapmadan kabızlığı önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze incir kabızlığı giderir. Kuru incirler akşamdan suya konup yumuşatılarak sabahleyin aç karnına yenirse bağırsakların faaliyetini arttırır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-5687011365349241249?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/5687011365349241249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=5687011365349241249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5687011365349241249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5687011365349241249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/kabizliga-iyi-gelen-yiyecekler.html' title='KABIZLIĞA İYİ GELEN YİYECEKLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-128411503245520742</id><published>2008-02-04T23:35:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:37:16.861+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>İŞTAH AÇMAK İÇİN NE YAPMALI</title><content type='html'>İŞTAH AÇICILAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı yapraklarından elde edilen toz iştahsızlığı önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anason tohumlarının yenmesi iştahı arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananas tohumlarından elde edilen anason yağı iştah açıcıdır, harareti söndürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andız otu iştah açar. Ardıç meyveleri iştahı arttırır, hazımı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biber ve enginar, iştahsızlığa karşı etkilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz yapraklarından yapılan çay iştahı açar, mideyi kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvercin kökü iştah açıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kantaron iştahı çar, hazımsızlıkları giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiber iştahsızlığa karşı son derece etkilidir. Ayrıca hazmı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavun, kereviz, kimyon, maydanoz ve melisa otu iştah açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı yaban mersini meyvelerinden yapılan komposto iştahı açar, vücut kırgınlığını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişniş iştah açar. Taze kişniş meyvesinin ve otunun tahtakurusunu andıran çok kötü bir kokusu vardır. Kurutulduktan sonra bu koku kaybolur. 3 gram kurutulmuş kişniş ve kişniş çekirdeği 1/4 litre kaynar suya bırakılır. 10 dakika bekletilerek içilirse iştah açar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lavanta çiçeği iştah açar. Bir kesme şekerinin üzerine beş damla lavanta yağı damlatılarak yenildiğinde iştahı açar. Hazmı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nohut kilo aldırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğan iştahsızlığa iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-128411503245520742?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/128411503245520742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=128411503245520742&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/128411503245520742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/128411503245520742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/istah-acmak-icin-ne-yapmali.html' title='İŞTAH AÇMAK İÇİN NE YAPMALI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6530054717510434897</id><published>2008-02-04T23:34:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:35:23.976+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>ISHALI NE ONLER</title><content type='html'>İSHALE FAYDALI GELEN BİTKİLER VE YİYECEKLER&lt;br /&gt;Havuç, limon, nar ise ishale iyi gelir. Bir miktar kurutulmuş adaçayı 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde ishale iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahududu yaprakları ishal kesicidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı ishali önler. Böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına, bronşit ve nezleye, cilt hastalıklarına, kansızlığa, raşitizm hastalığına iyi gelir. Kemik kireçlenmesini önlemesi en önemli özelliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlen ishale iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bademyağı başlı başına bir ilaçtır. Yumuşatıcı etkisi olduğundan küçük çocukların kabızlığını gidermek için bir kahve kaşığı kullanılırsa iyi sonuç alınır. Hem iç organlar için hem de cilt için çok yararlıdır. Yaralara sürüldüğünde acıyı dindirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yaprakları çay gibi kaynatılıp içilirse rahatlık verici ve ishal gidericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kestane ağacının yaprakları kaynatılıp, içilirse ishali önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyu çay, şeftali ishali önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılcık'ın en etkin olduğu rahatsızlık ishaldir. Kabızlık yapar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Labada ishal kesicidir. Bağırsaklara dolgunluk hissi veren iyi bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misk otu kötü kaynatılarak içildiğinde ishali önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz kabızlığa çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay içilince, zatürree başlangıcı, nefes yolu hastalıkları, nezle, grip, öksürüğe iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pirincin tutucu etkisinden ötürü ishal kesici özelliği fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabani armut (ahlat) pişirilerek yendiğinde ishali önler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6530054717510434897?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6530054717510434897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6530054717510434897&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6530054717510434897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6530054717510434897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/ishali-ne-onler.html' title='ISHALI NE ONLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2018620126806069315</id><published>2008-02-04T23:31:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:33:36.413+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>GÖZ HASTALIKLARINA HANGI BİTKİ FAYDALI GELİR</title><content type='html'>GÖZ RAHATSIZLIKLARI FAYDALI GELEN ŞİFALI BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ceviz yapraklarının kaynatılması ile elde edilen sıvının içine batırılan temiz bir bez parçası göz üzerine konursa, göz iltihaplanmalarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deve tabanı suda kaynatılarak pansuman yapılırsa deri ve göz kapağı iltihaplarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frenk maydonuzu göz hastalıklarına etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yapraklarından yapılan çayla göz nezlesi ve kanlanmasında bu çayla göz banyosu yapmak çok etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç gözleri kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavun göz nezlesine iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaya koruğunun (taze) yapraklarının ezilmesi ile elde edilen sıvı göz ağrılarını dindirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz suyu ile göz banyosu yapıldığında gözkapağı iltihaplarını iyileştirici özelliği vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mine çiçeği suyu ile yıkanan gözlerde iltihap yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürver ağacı kabuklarından yapılan çay, böbrek göz iltihaplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber çiçeği göz hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rezene (raziyane) tozu karıştırılan suyla gözler yıkandığında kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerlik otu gözleri kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2018620126806069315?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2018620126806069315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2018620126806069315&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2018620126806069315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2018620126806069315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/goz-hastaliklarina-hangi-bitki-faydali.html' title='GÖZ HASTALIKLARINA HANGI BİTKİ FAYDALI GELİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1704211344578641732</id><published>2008-02-04T23:29:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:31:39.999+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>DİŞ BAKIMI VE BİTKİLER</title><content type='html'>Adaçayı toz haline getirilerek diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, bembeyaz yapar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, diş eti iltihaplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında ağızdaki zararlı bakteri ve molekülleri yok eder. Vücudun zehirlerden temizlenmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlen suda kaynatılıp bu su ile ağız çalkalanırsa ağız yaraları ve diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. Böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz kökünden diş ağrısını önleyici bir sıvı elde edilir. Çayın içinde bulunan fluorür maddesi diş çürümelerini önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara buğday son derece zengin besin değeri ile yüksek kalori sağlayıcı bir bitkisel üründür. İçinde dişlerin çürümesini önleyen florür vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimyon tohumları ağızda çiğnendiğinde diş etlerini kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç dişetlerini kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadut şurubunun lokal olarak uygulanması halinde düş ağrısına iyi gelmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanfil ağacından elde edilen yağın diş çürümelerini önleyici etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon çiğnendiğinde diş etleri kanamasını önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz diş ağrılarında etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mine çiçeği suyu ile gargara yapıldığında diş çürümelerini önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turp dişetlerini kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaban mersini diş iltihaplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1704211344578641732?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1704211344578641732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1704211344578641732&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1704211344578641732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1704211344578641732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/dis-bakimi-ve-bitkiler.html' title='DİŞ BAKIMI VE BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6831422320863039041</id><published>2008-02-04T23:27:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:29:55.088+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>DERİ HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>DERİ HASTALIKLARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı iltihaplı yaraları ve çıbanları tedavi eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andız otu (taze) kökü ezmesi çıbanların üzerine sarılırsa çabuk iyileşmesini sağlar. Andız otundan yapılan merhemler, egzamaya, kaşıntıya iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardıç dallarının ezilmesi yolu ile elde edilen suyu çıbanları ve şişlikleri tedavi eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arpa unu hamur haline getirilir. Bir miktar keten tohumu ve üzerlik otu ilave edilerek karna sarılır. Çıban ve yaraları tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asma çubuklarından çıkan sıvı egzamaya karşı kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayçiçeği tohumlarından elde edilen merhem kurdeşen hastalığının tedavisinde kullanılır, yaraları tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıkotu 2 yemek kaşığı ince ve muntazam kıyılarak ¼ litre suda kaynatılıp çay gibi içilirse deri hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz yaprak ve kabukları Kronik egzamayı tamamen yok edicidir.1/2 kg kuru ceviz yaprağı 1.5 litre suda 1 saat kaynatılır. Banyo suyuna ilave edilir. Nasırlar üzerine sürülen ceviz yağı bunların zamanla yok olmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilek yapraklarından yapılan çay sağlık kaynağıdır. Çilek yaprağı çayı, ergenlik sivilce ve çıbanlarını da yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebegümeci yapraklarından çıbanlar için merhem yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma, uçuk (Herpes) mikrobuna karşı çok etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeç sakalından yapılan merhem deri hastalıklarına karşı kullanılır. Kaşıntıyı önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frenk maydonozunu ezilerek yapılan merhem egzamayı tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enginar, limon, salatalık, kereviz, kuşkonmaz ve turp deri hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanarya otu ezilerek merhem haline getirilip yaraların üzerine sürülürse, yaraların çabuk kapnamasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek otunun sıkılması ile elde edilen sıvı veya kurutulup dövülerek elde edilen toz, yaraların tedavisinde kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuçtan yapılan merhem uyuz hastalığına ve kaşıntılara iyi gelir. Yaraların, yanıkların ve çıbanların çabuk kapanmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaya koruğu (taze) özsuyunda büzüştürücü etkisi olan bir madde vardır, bu nedenle yapraklarından yapılan merhem yara, yanık ve nasırların tedavisinde kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marul lapası kan çıbanı ve yanıkların üzerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mine çiçeği suyu yara ve çıbanların üzerine sarıldığında iyileşmelerini sağlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6831422320863039041?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6831422320863039041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6831422320863039041&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6831422320863039041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6831422320863039041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/deri-hastaliklarina-faydali-gelen.html' title='DERİ HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-338493169572902313</id><published>2008-02-04T23:26:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:27:49.345+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>DAMAR HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>DAMAR HASTALIKLARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armut, damarların içinde biriken tortuları eritip, idrarla dışarı atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayçiçek yağı (soğuk preslenmiş) damar kireçlenmesine çok iyi gelir. Damar sertliği, kolestrol ve tansiyona içerdiği pektin maddesi nedeniyle iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çavdar lezzetli bir ürün olup vücuda enerji verir. Damar sertliği ve dolaşım bozukluğu sorunu yaşayanlar için yararlı bir üründür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates, sarımsak, limon, maydanoz, armut damar sertliği ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Greyfurt'un C vitamini yönünden zengin olmakla beraber tadı acıdır. Günde 1 tane yendiğinde atardamar tıkanmasını önleyici, tıkalı damarları açıcıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ihlamur, damar kireçlenmesi, kansızlık ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaturp damar sertliğine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon damar sertliğine karşı etkilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portakal ve yeşil biber damar zayıflığına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak, soğan damar sertliğini önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerlik otu çayı damar tıkanması gibi hallerde çok etkili olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-338493169572902313?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/338493169572902313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=338493169572902313&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/338493169572902313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/338493169572902313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/damar-hastaliklarina-faydali-gelen.html' title='DAMAR HASTALIKLARINA FAYDALI GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6692692788242819698</id><published>2008-02-04T23:23:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:26:25.205+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>ÇOCUKLAR İÇİN FAYDALI BİTKİLER</title><content type='html'>Havuç, çocuklarda bağırsak kurtlarına etkisi olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak çocuklara ve hastalara bol miktarda yedirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kivi A, C, P vitamini açısından son derece zengin bir meyvedir ve çocuk gelişiminde son derece sağlıklı bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marul öz suyunda bulunan maddeler küçük çocukların göğsünü yumuşatıcı etki yapar. Öksürüklerine iyi gelir. Büyüme çağınaki çocuklara çok yararlı bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menekşe dövülerek vücuda sarıldığında çocuklarda görülen kızamık, kızıl ve küçük çocukların başlarında oluşan deri kabarmasına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır çocukların gelişiminde çok yararlı bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesi özellikle çocuklar çiğ olarak yemelidir. Bebeklere sıkılarak içirilen suyu çok yararlıdır; çünkü domates çocuklar için gerekli kalsiyum, fosfor, potasyum ve organik tuz içermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yulaf Vücuda ısı verdiği için yazdan çok kışın tüketilir. Tiroid bezinin çalışmasını sağlar ve hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toksin atıcıdır. İçerdiği vitamin ve mineraller özellikle çocuklara iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6692692788242819698?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6692692788242819698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6692692788242819698&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6692692788242819698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6692692788242819698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/cocuklar-icin-faydali-bitkiler.html' title='ÇOCUKLAR İÇİN FAYDALI BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-7934599736185144507</id><published>2008-02-04T23:21:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:23:19.204+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>CİNSEL GÜCÜ ARTTIRICI BİTKİLER</title><content type='html'>CİNSEL GÜÇSÜZLÜK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındık, iktidarsızlığa iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir cinsel isteği arttırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteğ arttırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salep kolay sindirilen ve cinsel gücü arttırıcı etkisi olan bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tere'nin cinsel istek arttırıcı etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vanilya erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteksizliği yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü arttırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yulaf cinsel iktidarsızlık şikayetlerine etkilidir. Kış sabahları kaynatılıp lapa şeklinde yenebilir. İçine kuru yemiş ve bal katılarak besin değeri artırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-7934599736185144507?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/7934599736185144507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=7934599736185144507&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7934599736185144507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7934599736185144507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/cinsel-gucu-arttirici-bitkiler.html' title='CİNSEL GÜCÜ ARTTIRICI BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1928748801190073412</id><published>2008-02-04T23:18:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:21:10.032+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>CİLT HASTALIKLARI VE BAKIMI İCIN FAYDALI BİTKİLER</title><content type='html'>CİLT HASTALIKLARI VE BAKIMI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anason tohumları'nın kaynatılmasıyla elde edilen sudan cilt bakımı için yararlanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardıç meyveleri dallarından yapılan merhem deri üzerine sürülerek ovulursa cilt hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülür. 2 saat bekletilir. Bu işlem sonucunda yüzdeki lekeleri yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı yüzdeki lekeleri yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberiye, merhem haline getirilerek vücuda sürülerse cildi güzelleştirir, kırışıklıkları giderir. 2 gram kurutulmuş biberiye yaprağı ve çiçeği bir tas içinde 20 dakika kaynatılarak, vücut yıkandığında güzelleştirir, pürüzsüz hale getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç cilt kırışıklığına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkonmaz cilde canlılık verir. Bu bitki hava akımı olan havayı temizleyici etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çam dikeni, yumuşak dalları ve çam kozalığı ince doğranıp üzerine su dökülür. Yarım saat kaynatılarak elde edilen sıvı banyo yaparken kullanılırsa, cilt hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir dallarındaki özsuyu siğil ve nasır türü oluşumların tedavisinde etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıyar suyu ile yatmadan önce ellere ve yüze sürülürse cildi kırışıklıklardan koruyarak güzelleştirir. On dakika sonra tamamen yıkamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huş ağacı yaprakları ezilip su ile karıştırılan yapraklarıyla banyo yapılırsa, cilt hastalıklarına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm cildi güzelleştirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1928748801190073412?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1928748801190073412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1928748801190073412&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1928748801190073412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1928748801190073412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/cilt-hastaliklari-ve-bakimi-icin.html' title='CİLT HASTALIKLARI VE BAKIMI İCIN FAYDALI BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-3687172539841946432</id><published>2008-02-04T23:16:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:18:50.655+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>BÖCEK SOKMA VE ISIRMALARINA İYİ GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>BÖCEK SOKMA VE ISIRMALARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı yapraklarından yapılan merhem, sivrisinek, arı sokmasında acıyı dindirir, kaşıntıyı önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andız otu yaprakları veya kökünün hayvan ısırma ve sokmalarında enfeksiyon oluşumunu önleyici etkileri vardır. Çok miktarda andız otu mide bulantısına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalı kavağı (ezilmiş) arı sokmalarında sokulan yere sarılırsa etkili olur. Zeytinyağı ile karıştırılarak elde edilen merhem yanıklara sürülürse şifa verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deve tabanı yaprakları ezilip merhem haline getirilerek yaraların, çıbanları, şişen ayakların ve böcek sokan yerlerin üzerine sarılırsa çabuk iyileşmelerini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz tohumlarının ve yapraklarının kaynatılması ile elde edilen saf maydanoz suyu, arı ve haşarat sokmasında, sokulan yere sürüldüğünde ağrısını geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak rendelenmiş olarak yara, çıban ve zehirli hayvanların soktuğu bölgelere sarıldığında iyileştirici olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-3687172539841946432?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/3687172539841946432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=3687172539841946432&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3687172539841946432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3687172539841946432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/bocek-sokma-ve-isirmalarina-iyi-gelen.html' title='BÖCEK SOKMA VE ISIRMALARINA İYİ GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4862914857755666121</id><published>2008-02-04T23:13:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:15:54.984+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>BÖBREK RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>BÖBREK RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı bir miktar kurutulup 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde böbrek ve mesane rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anason tohumları toz haline getirilip, üzüm şırasına karıştırılarak içildiğinde böbrek taşlarını düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armut, böbrekleri çalıştırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk otu tohumları bir bardak sirke içine konup 2 saat bekletilerek içilirse böbrek, mesane ve safrakesesi taşlarını düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrık otu (50gram) kökünün bir litre suda kaynatılması sonucu elde edilen ilaç böbrek taşlarını ve idrar yollarındaki kumu düşürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andız otu üzüm şırasının içinde bir ay bekletilip içilirse böbrek, mesane ve safra kesesi taşlarının oluşumunu önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk otu gövdesi böbrek ve mesane rahatsızlıklarına iyi gelir. Çok miktarda alınan aşk otu böbrekleri yorabilir. Böbrek rahatsızlığı çekenlerin aşk otundan yapılan ilaçları kullanmamaları tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberiye çayı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Safra kesesi salgısını çoğaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates, pırasa, armut ve üzüm safra ve böbrek taşlarına iyi gelir. Domates, sıcak aylarda bol miktarda yenilirse, böbrek ve kan dolaşımını rahatlatır. Domatesten tam olarak yararlabilmek için daima çiğ yemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hint safranı kökü ve çalısı kaynatılarak içildiğinde karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huş ağacı yapraklarından yapılan çay, böbrek tembelliğini ve vücudun su tutmasını önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabak böbrek ve mesane iltihaplarına iyi gelir ve idrar sökücü etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lavanta çiçeği böbrekleri temizler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyan kökü böbrek ve idrar yollarındaki taşları düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürver ağacı kabuklarından yapılan çay, böbrek iltihaplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nohut böbrek kumlarını temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeftali yapraklarından yapılan çay uzun süre içilince böbrek ve safra taşlarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turp böbreklerdeki mikropları öldürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm, elma, kavun, kereviz ve karahindiba böbrek hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabani armut (ahlat) mesane içinde mevcut olan taşları bakterilere dönüştürerek zamanla yok olmalarını sağlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4862914857755666121?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4862914857755666121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4862914857755666121&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4862914857755666121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4862914857755666121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/bobrek-rahatsizliklarina-iyi-gelen.html' title='BÖBREK RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-994756002832744828</id><published>2008-02-04T23:10:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:13:01.914+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>BOĞAZ RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>BOĞAZ RAHATSIZLIKLARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı iyi bir baharat ve antibiyotiktir. Bal ve sirke ilave edilerek içilirse, boğaz ağrılarına karşı etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, bademcik iltihaplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayva'nın suda bekletilmesi ile elde edilen şurupla gargara yapılırsa boğaz ilhitaplarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara duttan yapılan şurup ağız ve boğaz iltihaplarını geçirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yaprakları ile yapılan çayla gargara yapmak boğaz iltihaplarında çok etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hintyağı boğaz ağrısı hallerinde 20 gram içilip bir gün de oruç tutulursa şikayet konusu olan durumlar geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ihlamur, sarmısak, frenk üzümü, dut boğaz ağrılarına iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir sütle birlikte pişirilerek yenilirse nezleyi ve boğaz ağrılarını giderir. Göğsü yumuşatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara kafes gargara yapıldığında, boğaz iltihabı ve anjine etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıl yaprak kaynatılarak gargara yapıldığında boğaz iltihaplarını yok eder. Buruna çekildiğinde nezleyi geçirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon suyu boğaz hastalıklarına ve bademcik rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek otu kaynatılarak gargara yapıldığında boğaz yaralarını tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menekşe yapraklarından yapılan çay bronşit, boğaz ve göğüs iltihaplarına çok iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mine çiçeği suyu ile gargara yapıldığında boğaz iltihaplarını giderir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay ağızda gargara yapıldığında bademcik iltihaplarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabanmersini boğaz hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-994756002832744828?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/994756002832744828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=994756002832744828&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/994756002832744828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/994756002832744828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/boaz-rahatsizliklarina-iyi-gelen.html' title='BOĞAZ RAHATSIZLIKLARINA İYİ GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4896736843312311910</id><published>2008-02-04T23:08:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:10:42.877+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>BAŞ AĞRISINA İYİ GELEN BİTKİLER</title><content type='html'>Anason tohumları yakılarak dumanı solunursa baş ağrısını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardıç'ın rendelenmiş meyveleri sirke içine koyup bekletildikten sonra bir bezle alınıp üzerine sarılırsa baş ağrılarını giderir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında uykusuzluk, kronik baş ağrısı ve asabiyete iyi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ihlamur çayı çiçeklerinden elde edilen ıhlamur ruhu baş ağrısını keser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiber tarçınla karıştırılarak kullanılırsa baş ağrısını giderici etki yapar. Ihlamurla kaynatılınca da sancı kesici etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon suyu bir su bardağı kahve içine sıkılıp içilirse baş ağrısına etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzun içindeki magnezyum baş ağrısı ve kramplara karşı etkili olur.&lt;br /&gt;Kaynak: Hurriyet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nane çayı ve üzerlik otu baş ağrılarına iyi gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4896736843312311910?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4896736843312311910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4896736843312311910&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4896736843312311910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4896736843312311910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/bas-agrisina-iyi-gelen-bitkiler.html' title='BAŞ AĞRISINA İYİ GELEN BİTKİLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-7235601484166196862</id><published>2008-02-04T23:04:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:06:36.448+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>BAGIRSAK HASTALIĞINA HANGİ BİTKİ FAYDALI GELİR</title><content type='html'>Anason çayı hazımı kolaylaştırır ve bağırsak gazlarını yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardıç meyveleri bağırsak gazlarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armut, bağırsakları yumuşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asma çubuklarından çıkan sıvı bağırsak kanamalarına karşı kullanılır. Bazı yerlerde bu sıvı göz damlası olarak da kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayva bağırsağı kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bamya sindirim sistemini düzenler, bağırsakları yumuşatarak kabızlığı önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberiye çayı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Safra kesesi salgısını çoğaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bira mayası hazımsızlık ve bağırsak zorluklarına karşı etkilidir. Ayrıca bağırsaklarda çürüyen besinlerin oluşturduğu zehirli maddeleri zararsız hale getirir. Bağırsak iltihabına, iyi gelir. İki üç kahve kaşığı bira mayası bir bardak suya karıştırılarak günlük olarak tüketilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasulye'nin bağırsak temizleyici niteliği bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç tohumlarından yapılan şurup, mide ve bağırsak gazlarını, kanamalarını ve iltihaplarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra bağırsak, mesane, böbrek, dalak hastalıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabak çekirdeği bağırsak kurtlarını düşürücü, zehirli olmayan önemli bir tedavi maddesidir. Büyüklerin 700 gram, küçüklerin ise 400 gram kabak çekirdeğini aç karnına yemeleri gerekmektedir. Ayrıca; çekirdekleri yedikten 2-3 saat sonra bir çay bardağı hint yağı içmek istenen sonuç açısından etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavun bağırsakları yumuşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekik bağırsak parazitlerine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimyon, karın ağrısına, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahana çiğ olarak yenildiğinde sindirim sistemi rahatsızlıklarına, bağırsak tıkanıklığına, bağırsak tembelliğine, bağırsak kurtlarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lavanta çiçeği çayı bağırsak gazlarını yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melisa bağırsak ağrılarına çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nar kabuğu bağırsak kurtları ve solucanları düşürücü etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nohut bağırsakları yumuşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salep bağırsak tembelliğine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semizotu bağırsakları yumuşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarçın ağacı yapraklarından ve kabuklarından elde edilen tarçın yağı bağırsakları düzenler. Hazmı kolaylaştırır, ağrıları dindirir, mide kramplarını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarhunotu, limon, elma, incir domates Bağırsak enfeksiyonlarına iyi gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-7235601484166196862?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/7235601484166196862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=7235601484166196862&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7235601484166196862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7235601484166196862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/bagirsak-hastalagina-hangi-bitki.html' title='BAGIRSAK HASTALIĞINA HANGİ BİTKİ FAYDALI GELİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-9195011890558700286</id><published>2008-02-04T23:01:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:03:51.504+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>ASTIM HASTALIĞINA HANGİ BİTKİ FAYDALI GELİR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ASTIM HASTALIGINA HANGI BITKI FAYDALI GELIR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse astıma çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çam filizi (75 gram) akşamdan bir litre su içine bırakılıp sabahleyin kaynatılarak on dakika dinlendirildikten sonra balla karıştırılarak günde iki kahve fincanı içilirse, astıma çok iyi gelir. Sıcak içilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deve tabanının suda kaynatılıp, buharının solunması astıma ve her türlü nefes darlığına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz tohumlarının ve yapraklarının kaynatılması ile elde edilen saf maydanoz suyu astıma iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nar, havuç ve soğan astıma iyi gelir.&lt;br /&gt;Kaynak: Hurriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-9195011890558700286?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/9195011890558700286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=9195011890558700286&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/9195011890558700286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/9195011890558700286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/astim-hastaligina-hangi-bitki-faydali.html' title='ASTIM HASTALIĞINA HANGİ BİTKİ FAYDALI GELİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8047377104387181950</id><published>2008-02-04T22:59:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T23:08:15.779+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>BASURA HANGİ BİTKİ FAYDALI GELİR</title><content type='html'>Acı marul yapraklarından ve kökünden yapılan çay, basurdan şikayeti olanlara fayda sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andız otu basur tedavisinde etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabak'ın basura olumlu etkileri vardır. Karpuz ve üzüm basura iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;At kestanesi (bir kilo) küçük parçalara doğranarak pişirilir ve suyu ile temizlenilirse basuru önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebegümeci yapraklarından basur için merhem yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşe kabuğu tozu basur tedavisinde etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hurriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8047377104387181950?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8047377104387181950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8047377104387181950&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8047377104387181950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8047377104387181950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/basura-hangi-bitki-faydali-gelir.html' title='BASURA HANGİ BİTKİ FAYDALI GELİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8964278336325647157</id><published>2008-02-04T22:54:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:16.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERİN FAYDALARI'/><title type='text'>AKCİĞER HASTALIKLARINA HANGİ BİTKİ İYİ GELİR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BİTKİLERİN FAYDALARI&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6d744GfXPI/AAAAAAAAADA/jxKQiZeefeU/s1600-h/tarcin.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AKCİĞER HASTALIKLARINA HANGİ BİTKİ İYİ GELİR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse akciğer kanamasına çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu akciğer rahatsızlıkları ve vereme iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıyar suyu akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek otu akciğeri kuvvetledirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şalgam akciğer bronşların temizlenmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarçın ağacı akciğerleri kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;Kaynak: Hurriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8964278336325647157?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8964278336325647157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8964278336325647157&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8964278336325647157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8964278336325647157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/akciger-hastaliklarina-hangi-bitki-iyi.html' title='AKCİĞER HASTALIKLARINA HANGİ BİTKİ İYİ GELİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1873577106994815813</id><published>2008-02-04T22:49:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T22:53:15.015+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>HAMİLELİKTE TİROİT HASTALIĞI</title><content type='html'>Tiroit bezi fonksiyonlarındaki aksaklıkların hamilelik sürecinde fark edilmemesinin, düşük riskine, doğacak çocukta zeka geriliğine neden olabileceği ve kimi durumlarda anne adayının hayatını tehlikeye sokabileceği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, hamileliğin kimi anne adayları için rutin kontroller ve hekim desteğiyle tehlikesiz ve huzurlu bir şekilde atlatılacak bir dönem, kronik rahatsızlıkları olan anne adayları ve doğacak bebek içinse temkinli yaklaşılması gereken bir süreç olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle tiroit bezi fonksiyonlarındaki aksaklıkların hamilelik sürecinde fark edilmemesinin hem anne adayı hem bebek açısından ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği uyarısında bulunan Şatıroğlu, tedavi edilmeyen tiroit hastalıklarının doğacak çocukta zeka geriliğine neden olabileceğine dikkati çekti. Şatıroğlu, “Hamilelik sürecinde yaşanan tiroit hastalıkları, bebekte zeka geriliğine, düşüğe ve anne karnında ölüme neden olabilir hatta anne adayının hayatını riske sokabilir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“HİPOTİROİDİ, BEBEĞİN GELİŞİMİNİ ETKİLİYOR”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şatıroğlu, hamilelik sürecinde tedavi edilmeyen “hipotiroidi” nin (yetersiz tiroit salgılama), doğacak bebekte ciddi komplikasyonlara neden olabileceğini söyledi.Bebeğin, hamileliğin birinci yarısında sağlıklı gelişebilmesi için anneden plasenta yolu ile tiroit hormonu alması gerektiğini ifade eden Şatıroğlu, annedeki tiroit azlığı sebebiyle bebeğin ihtiyaç duyduğu tiroidi alamadığını belirtti.Şatıroğlu, hamileliğin ikinci 3 aylık döneminde bebeğin beyin gelişiminin başladığını belirterek, “Bu nedenle ikinci 3 aylık dönemde oluşan hipotiroidi, çocuğun beyninde geri dönüşümsüz bozukluklara neden olur. Gebeliğin ikinci yarısında annedeki tiroit hormon azlığı çocuğun IQ'sunun normale göre düşük olmasına, tedavi edilmeyen hamilelerde ise çocuğun IQ'sunun normalden çok daha düşük olmasına yol açar. Tedavi edilen vakalarda ise çocuğun IQ'su normaldir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“HİPERTİROİDİ, DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRIYOR”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hamile bir kadında tiroit hormonlarının aşırı düzeyde üretilmesinin “hipertiroidi” olarak adlandırıldığını belirten Şatıroğlu, her bin gebeliğin 1-2'sinde hipertiroidinin görülebildiğini söyledi.Şatıroğlu, hastalık hamileliğin erken evresinde ortaya çıkarsa bebeğin anne karnında ölümü, düşük ya da bebekte gelişme geriliğinin görülebileceğine işaret ederek, “Hastalık, hamileliğin son aylarında ortaya çıkarsa bebekten ziyade annenin hayatı tehlikeye girer” diye konuştu.Şatıroğlu, bu hastalığı taşıyan kadınların adet periyotlarının da düzensiz olabileceğini ve gebe kalmada sıkıntı yaşayabileceklerini söyledi. Hipertiroidi hastası olan anne adaylarına uygulanabilecek tedavi yöntemlerinin zor olduğunu belirten Şatıroğlu, şunları kaydetti:“Bu tür hastalara genellikle ameliyat yapılmaz. Bunun nedeni yüksek tiroit hormonları varlığında anestezi vermenin çok riskli olmasıdır. Ayrıca bu hastalarda radyoaktif iyot (RAI) tedavisi de kesinlikle uygulanmaz. Kullanılabilen tiroit karşıtı ilaçlar ise çok etkili olmaz ve de bebek üzerine zararlı etkileri olur. Zehirli guatrı hafif düzeyde olan hamilelerde pasif takip yani ilaçsız yakın takip yapılabilir ve gerektiğinde ilaçla müdahale edilebilir.”Şatıroğlu, çarpıntı, terleme, kilo kaybı ve boğazda şişliğin hipertiroidinin en önemli belirtileri olduğunu ifade ederek, anne adaylarının bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora gitmeleri gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“TİROİT TESTLERİ YAPILMALI”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik öncesi tiroit fonksiyonlarının kontrolünün yapılması gerektiğini vurgulayan Şatıroğlu, doğuma yakın dönemde tiroit fonksiyon testlerinden serbest T3, serbest T4 ve TSH'la birlikte tiroit antikorları denilen Anti TPO ve Anti Tg değerlerine bakılması gerektiğini söyledi.Şatıroğlu, tiroit sorunuyla karşılaşan gebenin ihtiyaç duyduğu tiroidi ilaç tedavisi ile karşılayabileceğini belirterek, doğum sonrasında da annenin kontrollere devam etmesi ve tedaviyi sürdürmesi gerektiğini dile getirdi.Normal yollarla çocuklarının olmadığı gerekçesiyle tüp bebek merkezlerine başvuran hastaların ilk olarak tiroit fonksiyonlarının gözden geçirildiğini ifade eden Şatıroğlu, “Tüp bebek tedavisinde başarı oranını yükseltmek için anne adayının tiroit fonksiyonlarını normal değerlerde tutmak önemli. Bozuk tiroit fonksiyonu tüp bebek tedavisini başarısızlıkla sonuçlandırabilir” uyarısında bulundu.Şatıroğlu, tiroit rahatsızlığı olan anne adaylarının hamile kalmaya karar vermeden önce mutlaka tedavi sürecinden geçmesi gerektiğini sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;Kaynak: hurriyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1873577106994815813?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1873577106994815813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1873577106994815813&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1873577106994815813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1873577106994815813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/hamilelikte-tiroit-hastaligi.html' title='HAMİLELİKTE TİROİT HASTALIĞI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-143690318499396864</id><published>2008-02-04T22:43:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:16.424+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>CİLTTEKI SİYAH NOKTALAR NASIL GEÇER?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6d5fIGfXOI/AAAAAAAAAC4/7Cfg3JyB84w/s1600-h/4914942.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163229073461173474" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6d5fIGfXOI/AAAAAAAAAC4/7Cfg3JyB84w/s320/4914942.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Kaç yaşına geldiniz ama siyah noktalarınızla hala başınız dertte mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınların ciltlerindeki siyah lekeler kozmetik ürün kullanımına rağmen geçmez. İşte size mucizevi öneri: Elma sirkesi. Yarım su bardağı suya, 3 çorba kaşığı kadar elma sirkesi ekleyip iyice kaynatın. Daha sonra ateşi kısın ve başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Bu şekilde yüzünüze 15-20 dakika buhar verin. Daha sonra yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesiyle yüzünüzü silin. Bu işlemi haftada 2 kez tekrarlayabilirsiniz. Düzenli olarak yapılan işlem sonucunda siyah lekelerin yok olduğunu ve cildinizin parladığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Siyah noktalara farklı öneriler:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1- Birer tutam kırlangıç otu, ayrık otu bir kaba konularak üzerine beş bardak su ilave edilerek kaynatılır ve bir gece dinlendirdikten sonra siyah noktaların üzerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2- Birer tutam nane, yabani kekik yaprağı, ıhlamur bir kaba konulup yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduktan sonra siyah noktaların üzerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3- Bir adet çok olgun domates ezilir ve ince bir tülbentle süzülür. 1 tatlı kaşığı gliserin ve iki damla asilbent tentürü katılıp karıştırılarak şişeye doldurulup kullanılmak üzere saklanır. Cildin siyah noktalı kısımlarına bol miktarda sürülür. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: hurriyet.com.tr&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-143690318499396864?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/143690318499396864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=143690318499396864&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/143690318499396864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/143690318499396864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/02/ciltteki-siyah-noktalar-nasil-gecer.html' title='CİLTTEKI SİYAH NOKTALAR NASIL GEÇER?'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6d5fIGfXOI/AAAAAAAAAC4/7Cfg3JyB84w/s72-c/4914942.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4056723783929775982</id><published>2008-01-30T11:46:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T11:47:40.867+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>SEZARYENDE SÜT GECİKMESİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Sezaryende süt gecikebilir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezaryen doğum yapanlarda süt gelmesi gecikebilirken normal doğumda bebek, anne sütüyle hemen tanışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezaryen doğum yapanlarda süt gelmesi gecikebilirken normal doğumda bebek, anne sütüyle hemen tanışıyor. Normal doğum sonrası süt hormanları daha çabuk salgılandığı için anneler bebeklerini daha çabuk emzirebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha güvenilirSezaryen doğumun, gerekli prosedürler yerine getirildiğinde anne için daha güvenilir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Neşe Kavak, bebek içinse normal doğumun sezaryene göre avantajlarının bulunduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal doğum sırasında bebeğin göğüs kafesine oluşan baskı, akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına neden olurken sezaryende bu durum söz konusu olmadığından, sezaryenle doğan bebeklerde solunum sıkıntıları daha sık görülüyor. Yine normal doğumla doğan bebek, anne sütüyle çok daha erken tanışıyor. Çünkü sezaryenle doğum yapan kadınlarda süt gelmesi biraz gecikebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmara Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Dünya Gebelik Bilimi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, sezaryen ve normal doğumun bebeğe getirdiği avantaj ve dezavantajlarıyla ilgili sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek için hangi doğum yöntemi daha güvenli?&lt;br /&gt;Bebek açısından olaya baktığınız zaman normal doğumun sezaryene göre bazı avantajları var. Çünkü normal doğumda, doğum kanalına girdiği andan itibaren bebeğin akciğerlerini geliştirici hormonlar daha fazla artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekte "solunum takipnesi" veya "bebeğin doğumdan sonraki geçici takipnesi" dediğimiz olay normal doğumdan sonra daha az görülüyor. Sezaryenden sonra bu durum daha sık görülüyor. Olayın bebek açısından en kötü yanı bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme önemliİkinci avantajı, normal doğumdan sonra süt hormonları daha çabuk geliyor. Ve anneler daha çabuk bebeklerini emzirebiliyorlar. Emzirme çok önemli. Bebeğin hemen annenin memesine verilmesi gerekiyor. Sezaryenden sonra ise süt gelme olayı biraz daha gecikebiliyor. Buna bağlı bazı zorluklar yaşabiliyoruz ama her zaman değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezaryen doğumda bebek neden erken alınıyor?&lt;br /&gt;Bunun bir sakıncası var mı?Normalde gebelik haftası 40 haftadır. Sezaryenle doğum yapıldığında 39. haftada gebeliği bitiriyoruz. Bunun da istatistiki bir gerekçesi var. İstatistiki olarak 39. ve 40. haftalar arasında "bilinmeyen nedenle anne karnında ölüm" diye bir durum var. Açıklanamayan bir nedenle anne karnında bebek kaybı olabiliyor. Son bir haftada bebek ölüyor. İşte bu riske engel olalım diye sezaryenle doğum bir hafta öne çekiliyor. Nadir görülen bir durum ama biz bunun riskini almıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4056723783929775982?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4056723783929775982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4056723783929775982&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4056723783929775982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4056723783929775982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/sezaryende-sut-gecikmesi.html' title='SEZARYENDE SÜT GECİKMESİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-399791715919514763</id><published>2008-01-30T11:43:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T11:45:12.184+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık'/><title type='text'>GRİPTEN KORUNMAK İÇİNN NE YAPMALI?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;Gripten korunmak için ne yapmalı?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bugünler ofiste, evde, komşularda herkes hapşırıp tıksırıyor mu? Bu basit önlemlerle gripten korunabilirsiniz.&lt;br /&gt;Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bulgular genellikle 7-10 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen sinüzit, bronşit veya zatürre gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Özellikle grip salgınlarının yaygın olduğu sonbahar ve kış aylarında alacağınız basit önlemler ile gripten korunabilirsiniz:&lt;br /&gt;Dengeli beslenin Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminler yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir.&lt;br /&gt;Yeterli miktarda su için Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmesi faydalıdır.&lt;br /&gt;Düzenli spor yapın Sağlıklı yaşamın bir parçası olan spor, gripten korunmak için de çok önemlidir. Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması faydalıdır.&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-399791715919514763?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/399791715919514763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=399791715919514763&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/399791715919514763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/399791715919514763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/gripten-korunmak-icin-ne-yapmali.html' title='GRİPTEN KORUNMAK İÇİNN NE YAPMALI?'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6623848258531211889</id><published>2008-01-30T11:12:00.001+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:16.588+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkek Sağlığı'/><title type='text'>KELLİK TESTİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A_n4GfXNI/AAAAAAAAACw/2AerjJpoIVQ/s1600-h/16949kelb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161195127273643218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A_n4GfXNI/AAAAAAAAACw/2AerjJpoIVQ/s320/16949kelb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Test yaptır, kel olup olmayacağını öğren&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erkeklerin ilerde kel olup olmayacağı, gen testiyle belli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'de bir biyoteknoloji laboratuvarı, 40 yaşından önce saçlarını kaybedip kaybetmeyeceklerini merak eden erkeklere, internet üzerinden bile bunu öğrenme imkanı sunduğunu öne sürüyor. Meraklısı, tükürük örneğini laboratuvara postayla yolluyor ve kendisine bu yolla konulan genetik teşhisi, 149 dolar karşılığında öğrenebiliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şirket yöneticileri, yaptıkları gen testinin, erkeklerin ilerde kel kalıp kalmayacakları sorusunun cevabını şimdiden verdiğini ve kelliği mukadder olan 20-30 yaş arasındaki genç erkeklerin, bunun önüne geçmek için boşuna para ve vakit harcamasının önlendiğini iddia ediyor.&lt;br /&gt;Şirket açıklamasında, ''genetik saç dökülmesi kaçınılmazdır'' denildi ve kellikle mücadelede herhangi bir mucizevi ilaç veya tedavi yöntemi tavsiye edilmedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6623848258531211889?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6623848258531211889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6623848258531211889&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6623848258531211889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6623848258531211889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/kellik-testi.html' title='KELLİK TESTİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A_n4GfXNI/AAAAAAAAACw/2AerjJpoIVQ/s72-c/16949kelb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8371806565256420153</id><published>2008-01-30T11:08:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:16.732+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Sağlığı'/><title type='text'>KADINLARDA MİGREN</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A_GIGfXMI/AAAAAAAAACo/dxHsyTJHh2Y/s1600-h/28824migrenb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161194547453058242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A_GIGfXMI/AAAAAAAAACo/dxHsyTJHh2Y/s320/28824migrenb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Kadınların kabusu: Migren!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Migrende kadın ve erkek farklılığı söz konusu. Kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen nedeniyle migren, kadınlarda erkeklere göre üç kat fazla görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de nüfusun yüzde 33’ü yani her üç kişiden biri ''Gerilim tipi'' baş ağrısı yaşıyor. Baş ağrıları arasında migrenin görülme oranı daha seyrek olmakla birlikte (Türkiye için yüzde 10 - 16), doktora götüren baş ağrısı migren olarak biliniyor. Migren, gerilim tipi baş ağrılarından farklı olarak genetiğin önemli rol oynadığı bir hastalık. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, migren ve tedavisindeki son yenilikler hakkında sorularımızı yanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Migrenin nedeni biliniyor mu?&lt;br /&gt;Migrenlilerin beyniyle ilgili genetik olarak bıçak sırtı bir durumu var. Ağrı kesici alırsa beyinde ağrıyı baskılayıcı reseptörler yıkılıyor ve dolayısıyla beynin savunma mekanizması yara almış oluyor. Migren olmayan bir insanda bu denge bizim lehimize çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Migren kimlerde daha sık görülüyor?&lt;br /&gt;Gerilim tipi baş ağrıları yönetici sınıfındaki kişilerde ve çalışan kişilerde oldukça sık görülürken migren herkeste görülüyor. Hatta ev kadınları ezici çoğunlukta.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Migren neden kadınlarda daha sık görülüyor?&lt;br /&gt;Migrende kadın ve erkek farklılığı söz konusu. Migren üretken dönemlerinde, hormonlarının aktif olduğu dönemde kadınlarda erkeklere göre üç kat fazla görülüyor. Kadındaki östrojen hormonu, migren için bir davetiye. Menopoz sonrasında migrenin sıklığı azalıyor ama yine de genel olarak bakıldığında migren sıklığı kadınlarda erkeklerden iki misli fazla.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Migren tedavisinde neler değişti?&lt;br /&gt;Günümüzde çok etkili migren ilaçları var. Spesifik tedavinin anlamı şu; tanınız yanlışsa o zaman hiç etkisi yok. Bir antidepresan herkese iyi gelebilir. Hedefe yönelik tedaviler geliştirildi. Bu spesifik tedavilerle birlikte tanı daha da önem kazandı. Tanının daha garanti olması için bazı ölçeklere kulak vermemiz gerekiyor. Bu amaçla migren ölçeği olarak üç soruluk ''ID migren testi''ni kullanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ID migren testi nedir?&lt;br /&gt;Çalışan kişilerde ki çalışan kişilerde gerilim tipi baş ağrıları çok oluyor onlarda bu testi migreni ayırt edebilmek için uyguladık. Hasta eğer son üç ayda iki kez baş ağrısı çektiyse ve bu ağrısı bir doktora başvuruyu düşündürecek bir ağrıysa ya da kişiyi engelliyorsa şu üç soruyu sorduk:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ağrı sırasında hiç ışıktan rahatsız oldunuz mu?&lt;br /&gt;Ağrı sırasında hiç mideniz bulandı mı?&lt;br /&gt;Ağrınız nedeniyle en az bir gün bir kısıtlılık yaşadınız mı?&lt;br /&gt;Bu üç sorunun ikisine bile evet diyorsa bu kişi yüzde 90’dan daha büyük ihtimalle migrenlidir. Bu test hekimi yönlendiren, çok etkili bir testtir.&lt;br /&gt;Migrenin teşhisini doğrulayan bir tanı yöntemi yok değil mi?Evet. MR’la ya da başka bir yöntemle tanısını koyamıyorsunuz. Bunu teyit edecek olan şey, deneyimli hekimin sorularıdır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayattaki fırsatları kaçırıyorlar&lt;br /&gt;Migrenli hastaların sosyal ve kültürel durumlarının karşılaştırıldığı bir çalışmada entelektüel ve sosyoekonomik durumlarının daha düşük olduğu ortaya çıkmış. Bu, migrenlilerin hayattaki şansları fırsatları yakalayabilmeleriyle açıklanıyor. Migreniniz yüzünden yapabileceğiniz bir sürü işe başvuramıyorsunuz. Yine eğitim şansını daha çok kaçırıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8371806565256420153?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8371806565256420153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8371806565256420153&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8371806565256420153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8371806565256420153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/kadinlarda-migren.html' title='KADINLARDA MİGREN'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A_GIGfXMI/AAAAAAAAACo/dxHsyTJHh2Y/s72-c/28824migrenb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8952163002927392118</id><published>2008-01-30T11:05:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T11:07:43.678+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yararlı Bilgiler'/><title type='text'>PEYNİR ALRKEN NEYE DİKKAT ETMELİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;Peynir alırken dikkat!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bazı bölgelerde peynirin hijyenden uzak, gelişigüzel yöntemlerle küflendirildiği belirtilerek, küflü peynir alırken dikkatli olunması istendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar Pazarı’nda halk sağlığını ciddi anlamda tehdit eden gıda ürünlerinin satışına son vermeyi hedefleyen Tarım İl Müdürlüğü ile Karatay Belediyesi, bölgedeki denetimlerini artırdı.&lt;br /&gt;Bir süre önce sağlıksız kıyma ve sucuklara yönelik baskın düzenleyen ekipler, ardından Konya’da fazlaca tüketilen küflü peynirlere yönelik denetim yaptı. Kadınlar Pazarı’nda hijyenik olmayan şartlarda üretilen küflü peynirlerin satışını sonlandırmak isteyen ekipler, yaklaşık 1 ton küflü peynire el koyarak, imha ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetimlerden sonra, pazardaki birçok satıcı küflü peynirleri tezgah altından gizli satmaya başladı. Bu durum, baskından önce 5 YTL civarında olan küflü peynirin kilosunu 8,5 YTL’ye kadar çıkardı. Yetkililer, peynirlerin doğu illerinden getirildiğini belirterek, "Daha sonra burada çuvalların içine basıyorlar. Paslı sac ve çivi sokarak ya da hijyenik olmayan nemli ortamlarda bekletilerek küflendiriyorlar. Bu peynirlere de vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küflü peynir araştırıldı&lt;br /&gt;Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Durak, Konya’da ve bazı illerde satışan sunulan küflü peynirler konusunda bir araştırma yaptıklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki küflü peynirlerin kontrolsüz üretildiğini, kesinlikle izinalınmadan üretim yapıldığını ifade eden Durak, şunları kaydetti: "Fransa’nın ünlü küflü peynirinden esinlenerek üretiliyor. Fakat Fransa peyniri mayalanma sırasında özel olarak aşılanma yöntemiyle küfleniyor. Konya ve çevresindeki peynirler tamamen hijyenden uzak, gelişigüzel yöntemlerle küflendiriliyor. Peynirler bodrum gibi yerlere ağzı açık şekilde bırakılıyor ya da şişler ve çiviler batırılıyor. Böyle bir üretim kesinlikle kabul edilemez."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya ve çevresinde satılan küflü peynirlerde akciğer ve solunum yollarında ciddi rahatsızlıklara yol açabilecek küflerin ürediğini vurgulayan Durak, "Bunun yanı sıra ciltte kaşınmalara ve yaralara neden olan küfler de bulunuyor. Özellikle bunlar tadının acı olmaması için yağsız peynirlerden üretiliyor. Yağlı küflü peynirlerde üreyen küfler aflatoksin üretir. Bu aflatoksinler tamamen kansorejen etkiye sahiptir. Yağlıları acımsı olduğu için fazla tüketilmez ama yine de uyarmak gerekiyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durak, kontrolsüz şekilde üretilen bu peynirlerin satışının alınacakönlemlerle yasaklanması gerektiğini belirterek, "Bölgede küflüpeynirlerin sağlık açısından faydalı olduğu sanılıyor. Bu yüzden de tüketimi çok yaygın. Ancak nasıl üretildiği ve içinde ne tür küflerin bulunduğu bilinmiyor. Küflü peynirler sanıldığı gibi penisilin etkisi göstermiyor aksine sağlık sorunlarına yol açıyor" diye konuştu.&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;http://www.milliyet.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8952163002927392118?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8952163002927392118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8952163002927392118&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8952163002927392118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8952163002927392118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/peynir-alrken-neye-dikkat-etmeli.html' title='PEYNİR ALRKEN NEYE DİKKAT ETMELİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-2950478939021666441</id><published>2008-01-30T10:58:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:16.916+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yiyeceklerin Faydaları'/><title type='text'>SARMISAĞIN YARARLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A8poGfXKI/AAAAAAAAACY/XXyWFXitMyE/s1600-h/3094garb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161191858803530914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A8poGfXKI/AAAAAAAAACY/XXyWFXitMyE/s320/3094garb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:180%;"&gt;SARMISAĞIN YARARLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sarmısağın en büyük yararı aslında kuşkusuz yemeklerinize tat katmasıdır. Ama sağlığa olan faydaları da göz ardı edilemez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Birçok çalışma, sarmısağın kötü kolesterol LDL’yi düşürdüğünü, iyi kolesterol HDL’yi yükselttiğini, kan basıncını ve kalp hastalıkları riskini azalttığını bildiriyor. Sarmısak ''alicin'' denilen bir bileşik içerir ve bu şekilde antibiyotik aktivite gösterir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cilt, sindirim ve solunum sistemi enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. Sarmısak içerdiği C vitamini ve selenyum ile antioksidan bir besindir. Bunlar vücuda zarar veren maddelerin etkinliğini azaltmak için gerekir. Sarmısak tüketimi kan şekeri düzeyini düşürücü etki yaratabilir. Ayrıca kansere karşı koruyucu etkisi de vardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;http://www.milliyet.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-2950478939021666441?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/2950478939021666441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=2950478939021666441&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2950478939021666441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/2950478939021666441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/sarmisagin-yararlari.html' title='SARMISAĞIN YARARLARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R6A8poGfXKI/AAAAAAAAACY/XXyWFXitMyE/s72-c/3094garb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-6053365418771449596</id><published>2008-01-23T18:06:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:17.084+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Sağlığı'/><title type='text'>BEBEKLERDE ÖKSURUK ŞURUBU</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5dmU4GfXJI/AAAAAAAAACQ/AC8T6f1fbrc/s1600-h/170120082258420513751.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158704407019216018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5dmU4GfXJI/AAAAAAAAACQ/AC8T6f1fbrc/s320/170120082258420513751.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Bebeğe öksürük şurubu vermeyin&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, 2 yaşın altındaki çocuklara verilen öksürük şurubunun kalp ritmini bozup, hızlandırdığını açıkladı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin en büyük sağlık otoritesi olan FDA, dün yayınladığı bir açıklamayla aileleri reçetesiz satılan ve çocuklara özel üretilen soğuk algınlığı ilaçlarıyla ilgili uyardı. FDA bu konudaki ilk tavsiyesini sonbaharda yayınlamıştı.&lt;br /&gt;Hatta “Bu ilaçlar çocuklarda işe yaramıyor” dedikten sonra onlarca ilaç piyasadan çekilmişti. Ancak FDA otoriteleri, ailelerin durumun ciddiyetini tam olarak anlamadığını söyleyerek dün resmi bir açıklama yaptı. İki yaşın altındaki çocuklar için eczanelerde reçetesiz olarak satılan soğuk algınlığı ilaçlarının ve öksürük şuruplarının yarardan çok zarar getirdiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayati tehlike var&lt;br /&gt;FDA, “Çocuklara bu ilaçları vererek hayatlarını tehlikeye atabilirsiniz” şeklinde çok sert bir ifade kullandı. FDA daha büyük çocuklar için araştırmalarına devam ettiklerini, ancak şimdilik 6 yaşın altındakilere de ilaçların olabildiğince az verilmesi gerektiğini söyledi. FDA en büyük problemin yüksek miktarda aktif madde içeren bu ilaçların, aşırı dozda verilmesi olduğunu ve bunun da kalp ritmini bozup, hızlandığını belirtti. Dekonjestan (burun tıkanıklığı giderici), ekspektoran (balgam sökücü), antihistamin maddelerinden özellikle uzak durulması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, yetişkinlerde işe yarayan bu ilaçların çocuklarda etkisiz olduğunu hatırlatarak “Bol bol sıvı içirerek iyişleşmesini bekleyin” tavsiyesinde bulundu. Her adımın doktor kontrolünde atılması gerektiği hatırlatıldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.vatangazete.com.tr/"&gt;www.vatangazete.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-6053365418771449596?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/6053365418771449596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=6053365418771449596&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6053365418771449596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/6053365418771449596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/bebeklerde-oksuruk-surubu.html' title='BEBEKLERDE ÖKSURUK ŞURUBU'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5dmU4GfXJI/AAAAAAAAACQ/AC8T6f1fbrc/s72-c/170120082258420513751.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-206536373124129476</id><published>2008-01-23T15:15:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:17.445+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Böbrek Hastalıkları'/><title type='text'>BÖBREK TAŞI KİMLERDE OLUR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c-L4GfXII/AAAAAAAAACE/yYfxoTjBt1o/s1600-h/17819sub.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158660271935282306" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c-L4GfXII/AAAAAAAAACE/yYfxoTjBt1o/s320/17819sub.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yeterince su içmemek böbrek taşlarının oluşumu için risk faktörüdür. Taşları önlemek için ise günde 8 - 10 bardak su yeterli.&lt;br /&gt;17 Ocak 2008 PerşembeDr. Hasan İnsel&lt;br /&gt;Son yazımda safra kesesi taşlarından bahsetmiştim. Bu yazımda da yine insan vücudunda oluşan başka taşlardan, böbrek taşlarından bahsedeceğim. Ürolog Dr. Serdar Erkan anlatıyor bize böbrek taşlarını.&lt;br /&gt;Böbrek taşları idrardaki tuzların ve minerallerin birbirine yapışması sonucunda oluşur. Bu oluşan taşlar böbreklerde kalabilir veya idrar yollarında gezebilirler. Boşaltım sistemi dediğimiz ve atık maddeleri vücuttan atan sistem böbrekler, idrar boruları, mesane ve idrar yolundan ibarettir. Böbreklerde üretilen idrar, bu sistemde taşınarak mesanede depolanır ve sonra dışarı atılır. Taşlar da bunların herhangi bir yerinde bulunabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrar sisteminin herhangi bir yerinde oluşan taşlar ağrıya, kanamaya, idrar akışında tıkanıklığa ya da iltihaplanmaya neden olabilir. Taşlar, idrarın çok yoğun olmasından veya idrarda taş oluşumunu engelleyen maddelerin bulunmamasından meydana gelir. En sık nedeni idrarda kristal adı verilen ve taş oluşumuna neden olan maddelerin atılımının artmasıdır. Yeterince su içilmemesi de risk faktörü olabilir. Bu nedenle günde 8 - 10 bardak kadar su içmek yararlıdır. Böbrek, kalp veya karaciğer hastalığı gibi nedenlerle su alımınız kısıtlanmışsa, lütfen doktorunuzun önerilerine uyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalıtsal olabilirler&lt;br /&gt;Böbrek taşları kalıtsal olabilir. Ailenizden birinde böbrek taşı varsa sizde de olabilir. Taşların yaklaşık yüzde 80’i kalsiyumdan oluşur. Taşların boyutları, gözle görülmeyecek kadar küçük, kum boyutlarında veya çapları iki santimetre ya da daha fazla olanlara kadar değişebilir. 'Geyik boynuzu’ adı verilen taşlar, böbreğin içini tümüyle doldurabilir.&lt;br /&gt;Özellikle küçük olanları herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. İdrar kesesindeki taşlar, alt karın bölgesinde ağrıya sebep olabilir. İdrar borusunu veya böbreğin çıkışını tıkayan taşlar ciddi ağrılara yol açabilir. ''Renal kolik'' denen bu ağrılar çoğunlukla yan tarafta olan veya karından aşağılara ve uyluk bölgesine yayılan dayanılmaz ağrılarla kendini belli eder. Ağrılar aralıklarla şiddetlenip, hafifleyebilirler. Diğer şikâyetler bulantı, kusma ve idrarda kan bulunmasıdır. Kişi, özellikle taş idrar borusundan aşağı doğru geçerken sık sık idrara çıkma ihtiyacı hisseder.Taşlar, idrar yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir. İdrar yollarını uzun süre tıkadıklarında, biriken idrar, böbreğin şişmesine yol açar ve böbreğe zarar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi yöntemleri&lt;br /&gt;İdrar tahlilinde kan ve kristal görülmesi öncelikle taş düşündürür. Taşların teşhisi sonografi, röntgen veya bilgisayarlı spiral tomografi gibi görüntüleme testleriyle idrar yollarını inceleyerek konur.&lt;br /&gt;Taşın atılması için doktorunuz genellikle, bol su içilmesini tavsiye edecek ve ağrı kesici ilaçlar verecektir. Eğer taş kendi başına dışarı çıkamayacak kadar büyük ise veya idrar yollarında bir yere takılmışsa (bu 10’da 1 - 2 ihtimaldir) taşlar dışarıdan verilen ses dalgaları ile parçalanabilirler. Bazı taşların ise ses dalgaları ile kırılmak yerine endoskopik yöntemlerle alınması gerekmektedir.Yeni taş oluşumunu engellemek için alınacak önlemler, taşın bileşimine bağlıdır. Onun için eğer taş düşürdüyseniz bunu saklayın ve doktorunuza götürün. Bu taşlar analiz edilerek tedavi için öneriler verilebilir. 24 saatlik idrarda taş risk analizi yapıp, taş oluşumuna neden olan faktörleri belirlemek ve tedaviyi ona göre planlamak idealidir.&lt;br /&gt;Kalsiyum taşı oluşumuna neden olan idrarda yüksek seviyede kalsiyum bulunmasıdır. Kalsiyum; süt, peynir gibi ürünlerde bulunur. Oksalat taşları ise salatalık, ıspanak, kakao, fındık, biber, çay, kahve, çikolata, çilek gibi oksalat bakımından zengin olan yiyeceklerin aşırı tüketimi sonucunda meydana gelebilir. Bu durum için beslenmede bir değişiklik yapılması yardımcı olabilir. Ürik asit içeren taşlar için et, balık ve tavuk tüketimi düşük olan bir beslenme tavsiye edilir çünkü bu yiyecekler idrardaki ürik asit seviyesini artırır. Ürik asit üretimini düşürmek için doktor ilaç verebilir. Ayrıca bol su içilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riskin arttığı durumlar&lt;br /&gt;C ve D vitaminlerinin günlük önerilen miktarlardan fazla alınması.Kilo alınması insülin direncine ve idrarla kalsiyum atılımının artmasına yol açarak taş riskinin artmasına neden olur.Hareketsiz bir yaşam sürmek. Bazı ilaçlar.Östrojen düzeyleri düşen menopoz sonrası kadınlarda böbrek taşı gelişme riski artar.Yumurtalıkları ameliyatla alınmış olan kadınlarda da risk daha fazladır.Sık sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerde de risk artmıştır. 30 - 50 yaşları arasındaki erkeklerde böbrek taşları daha sık görülür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-206536373124129476?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/206536373124129476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=206536373124129476&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/206536373124129476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/206536373124129476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/bobrek-tasi-kimlerde-olur.html' title='BÖBREK TAŞI KİMLERDE OLUR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c-L4GfXII/AAAAAAAAACE/yYfxoTjBt1o/s72-c/17819sub.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4404949162724499947</id><published>2008-01-23T15:08:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:17.885+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser Hastalıkları'/><title type='text'>OVER KANSERİ NEDİR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c9V4GfXHI/AAAAAAAAAB8/Anw5TIJpbjU/s1600-h/27826womanb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158659344222346354" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c9V4GfXHI/AAAAAAAAAB8/Anw5TIJpbjU/s320/27826womanb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Over kanserine kontrol şart!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Over kanseri, yumurtalıkların dışına yayılmadan önce genellikle belirti vermeyen ve bu nedenle geç teşhis edilen bir kanser.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dr. Hasan İnsel&lt;br /&gt;Düzenli jinekeoljik kontroller, erken tanı bakımından çok önemlidir&lt;br /&gt;Yemek yiyoruz, Jinekolog Prof. Dr. Ergin Bengisu ile birlikte, Nişantaşı’nda, İl Patio restoranda. Harika İtalyan yemekleri. Ergin karidesli linguini, ben de deniz mahsüllü pizza yiyorum. Şef işini harika bildiğinden, deniz mahsüllü pizzaya hiç peynir koymamış, sadece domates salçası ile yapmıştı. Doğrusu da buydu zaten. Hem yemekler, hem de ortam nefis olunca, insan da konuşup duruyor. Tabii Ergin’le beraber olunca da, konu dönüp dolaşıp jinekolojiye geliyor. Erken tanının, önleyici tıbbın önemini konuşurken Over kanserinden bahsetmeye başladık. Over kanserinde, erken tanı ve düzenli kontroller çok önemli, başlarda bu hastalık bir şikayete yol açmadığından çoğu vaka geç teşhis ediliyor. Uzun, uzun anlattı Ergin Hoca Over kanserini, sizler için, işte anlattıkları.&lt;br /&gt;Yüzde 20’si erken tanınıyor&lt;br /&gt;Kadınlarda kanserden ölümlerin beşinci, hatta bazı araştırmalara göre dördüncü sırasında yer alan over (yumurtalık) kanseri, yumurtalıkların dışına yayılmadan önce genellikle belirti vermeyen ve bu nedenle geç teşhis edilen bir kanser türüdür. Hastaların sadece yüzde 20’sinde erken tanı konulabiliyor. Over kanserinin erken tanısı için kesin bir tarama testi yoktur. Düzenli pelvik muayene ile birlikte, ultrason tetkiki erken tanıda önemlidir. Kanser belirteçlerinin bakıldığı kan testleri over kanseri taramasında kullanılmasına rağmen, bu kan testlerinin hiçbiri, sadece over kanserine ait değildir ve bu nedenle özel olarak over kanserini saptama yeteneğine sahip değildir. Bu nedenle over kanserine hastaların çoğunda, başka yerlere yayıldıktan sonra tanı konuluyor. Over kanserinde düzenli yapılan jinekeoljik kontroller, erken tanı bakımından çok önemlidir.&lt;br /&gt;Bazı şikâyetler işaret olabilir&lt;br /&gt;Over kanseri terimi, aslında yumurtalık içindeki farklı doku tiplerinden köken alan değişik tümörlerin bir grubunu temsil ediyor. Over kanserinin en sık görülen tipi, yumurtalıkların yüzeyindeki epitel hücrelerinden (dış katmandaki hücreler) çıkan tip. Yumurtayı yapan germ hücrelerinden veya organın destek dokusundan (stroma) gelişen over kanserleri ise daha seyrek. Yumurtalıklarda selim (kanserli olmayan) tümörler ve kistlerde bulunmakta olup bunlar over kanserlerinden çok daha sık karşılaşılan durumlar.&lt;br /&gt;Her ne kadar erken belirtileri olmasa da, bazı şikayetler over kanserinin erken uyarı işaretleri olabilir. Bu nedenle, aşağıdaki belirtiler doktorunuz tarafından bilinmeli ve değerlendirilmeli.&lt;br /&gt;Şişkinlik&lt;br /&gt;Pelvis veya karında dolgunluk hissi, ağrı&lt;br /&gt;Sık idrara gitme&lt;br /&gt;Çabuk doyma hissi (batında oluşan sıvının basıncından, yemekte çabuk doymak)&lt;br /&gt;Özellikle yukarıdaki sorunların yeni başlamış olması, belirtilerin şiddetli olması ve iki ya da üç hafta sürmesi durumunda kadınların bir jinekologlarına gitmelidir.Tabii bu şikayetler mutlaka over kanseri olduğu anlamına gelmiyor. Birçok zararsız durum da benzer yakınmalara yol açabilir. Ayrıca iritabl bağırsak sendromu ve idrar yolu enfeksiyonu gibi bu durumlar, over kanserinden çok daha sık görülmektedir. Âdet öncesi dönemde de benzer benzer şikayetler ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;Riski artıran faktörler&lt;br /&gt;Ailede over kanseri öyküsü. Bir veya daha çok yakın akrabasında over kanseri olan kadınlarda risk artar. BRCA 1 ve 2 genleri kadınları tümörden koruyan genlerdir. BRCA 1 ve 2 genlerinde mutasyon (gen yapısında bozulma) olan genleri taşıyanlarda, over kanseri gelişme riski ciddi oranda daha fazladır. Ancak bu genleri taşıyanlara bağlı kanserler, yani ailevi over kanserleri, tüm over kanserlerinin sadece yüzde 10’unu oluşturmaktadır. Yaş. Elli yaşın üstündeki kadınlarda over kanseri riski, daha genç kadınlara göre yüksektir ve 60 yaşından sonra bu risk daha da artmaktadır. Over kanserine yakalanan kadınların yaklaşık yüzde 50’si 63 yaşın üstündedir.&lt;br /&gt;Doğum ve adet. Hiç doğum yapmamış kadınlarda over kanseri gelişme riski daha yüksektir. Doğum sayısıyla over kanseri riskinde azalma arasında doğrudan bir ilişki var. Bu risk faktörü bir kadının yaşamı boyunca gördüğü adet sayısı ile ilişkili gibi görünmekte. Erken adet görmeye başlayanlar (12 yaşından önce), çocuğu olmayanlar, ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuranlar veya 50 yaşından sonra menopoza girenlerde risk daha fazla.&lt;br /&gt;İlaçlar. Bazı çalışmalar kısırlık tedavisi veya menopozdan sonra hormon tedavisi alan kadınlarda riskin biraz daha yüksek olduğunu göstermiştir. Doğum kontrol haplarının bu hastalığa yakalanma riskini azalttığı düşünülmektedir. Şişmanlık. Obez kadınlarda over kanserinden ölümlerin normal kilolu kadınlardan fazla olduğu bildirilmiştir. Talk pudrası. Bazı çalışmalar genital bölgelerine düzenli talk pudrası süren kadınlarda riskin biraz daha yüksek olduğunu bildirmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4404949162724499947?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4404949162724499947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4404949162724499947&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4404949162724499947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4404949162724499947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/over-kanseri-nedir.html' title='OVER KANSERİ NEDİR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c9V4GfXHI/AAAAAAAAAB8/Anw5TIJpbjU/s72-c/27826womanb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-5016450054142744507</id><published>2008-01-23T15:00:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:18.202+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><title type='text'>CİLDİNİZİ KİRLİ HAVALARDAN KORUYUN</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c66IGfXFI/AAAAAAAAABs/ebcO3SMjat0/s1600-h/31842ciltb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158656668457720914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c66IGfXFI/AAAAAAAAABs/ebcO3SMjat0/s320/31842ciltb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;Cidinize önem verin!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzmanlar havanın çok kirli olduğu saatlerde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini, bunun cildi olumsuz etkilediğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süleyman Demirel Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Vahide Baysal Akkaya yaptığı açıklamada, Isparta’nın hava kirliliği yüksek iller arasında yer aldığına dikkati çekerek, "kış aylarında hava kirliliği ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Maalesef Isparta’da da son yıllarda ciddi boyutlarda hava kirliliği oluşmaktadır. Havanın çok kirli olduğu saatlerde zorunlu değilse dışarı çıkmamak deri sağlığı ve genel sağlığımız için yararlıdır" dedi.&lt;br /&gt;Kirli havanın içinde zehirli maddeler bulunduğuna işaret eden Akkaya, cildin de bu havayla direkt temas halinde olduğunu kaydetti. Zehirli maddelerin, ciltle temas ettiğinde canlı hücrelere zarar verdiğini, gözeneklerin zararlı maddelerle dolmasına ve liflerin gerilmesine neden olduğunu anlatan Akkaya, şöyle konuştu: "Böylece ciltte kırışıklıklar oluşur. Kir, makyaj artıklarıyla birleşir ve serbest radikalar yani zararlı moleküller üretir. Bu da cildin boğulmasına neden olur. Gözenekler kapanır, cildin nefes alması engellenir. Sağlıklı cildin kirli ortamlarda yoğun olarak yıprandığını ve tahriş olduğunu görmekteyiz. Kirli havadan zarar gören ciltlerde, cilt sertleşir, nemini yitirir, kuruluklar meydana gelir, solgunlaşma, zamansız yaşlanma, kaşıntı, tahriş, iltihaplanma, alerjik reaksiyonlar ortaya çıkarır. Tabii tüm bu etmenler çeşitli deri hastalıklarını doğurur."&lt;br /&gt;Korunma önlemleri&lt;br /&gt;Vatandaşlara, havanın kirli olduğu dönemde mümkün olduğunca dışarı çıkmamaya özen göstermeleri uyarısında bulunan Akkaya, sözlerini şöyle tamamladı: "Hava kirliliğinin dışında kış aylarında deri temizliğine özen göstermek gereklidir. Özellikle akşamları derimizi ılık su ve deri pH’ına uygun asidik (pH, 5.5) veya nötr (pH 7) temizleyiciler kullanarak yıkamak önemlidir. Yüzün ve ellerin çok sık alkali sabunlar (normal banyo ve lavabo sabunları) kullanarak yıkanması kuruluğu artırabilir.&lt;br /&gt;Yüz ve eller yıkandıktan sonra mutlaka kurulanmalı ve nemlendirici kremler kullanılmalıdır. Kışın sıvı alımı genellikle azalmaktadır. Derinin nemlendirilmesi için sadece dışardan nemlendiricilerin kullanılması yeterli değildir, bol sıvı alınması da gereklidir. Kış aylarında ihmal edilen bir durum da güneşten koruyucu kullanımıdır. Kış aylarında özellikle karlı havalarda mutlaka güneşten koruyucuların kullanılması gereklidir. Kardan yansıyan güneş ışınları güneş yanıklarına neden olabilir. Güneşten koruyucular dışarıya çıkmadan 20-30 dakika önce güneş görecek tüm bölgelere ince bir tabaka halinde sürülmeli, 3-4 saat aralarla tekrarlanmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-5016450054142744507?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/5016450054142744507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=5016450054142744507&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5016450054142744507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5016450054142744507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/cildi-korumak-icin-ne-yapmali.html' title='CİLDİNİZİ KİRLİ HAVALARDAN KORUYUN'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c66IGfXFI/AAAAAAAAABs/ebcO3SMjat0/s72-c/31842ciltb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8654636754502429483</id><published>2008-01-23T14:56:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:18.391+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser Hastalıkları'/><title type='text'>KANSERİ ÖNLEMEK İCİN YÜRÜYÜN</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c6DIGfXDI/AAAAAAAAABc/n54wSvLMZv4/s1600-h/22843valkb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158655723564915762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c6DIGfXDI/AAAAAAAAABc/n54wSvLMZv4/s320/22843valkb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Yürümek kanseri önlüyor&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ABD'de yapılan kapsamlı bir araştırma, fiziksel aktivitenin kolon kanseri riskini azalttığını ortaya koydu.Araştırmada 40-65 yaş arası 79 bin 295 kadın 16 yıl boyunca takip edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Washington Üniversitesi Top Okulu'ndan Dr. Kathleen Y. Wolin, haftada sadece bir saat yürüyüş yapmanın hastalığa karşı koruduğunu bildirdi. Wolin, International Journal of Cancer dergisindeki araştırmasında, ''Bulgularımız gösteriyor ki, düşük yoğunluklu aktiviteler riski azaltmada yeterli olmakla birlikte, daha kuvvetli aktivite riski daha da azaltabilir'' diye yazdı.&lt;br /&gt;Araştırmada 40-65 yaş arası 79 bin 295 kadın 16 yıl boyunca takip edildi. Bunların 547'si bu zaman içinde kolon kanserine yakalandı. Araştırmada, haftada 1 ila yaklaşık 2 saat yürüyen kadınların yürümeyenlere oranla kolon kanserine yakalanma riskinin yüzde 31 daha az olduğu tesbit edildi.&lt;br /&gt;Haftada 4 saatten fazla orta derecede veya kuvvetli egzersiz yapan kadınların kansere yakalanma oranının ise haftada bir saatten az süreyle egzersiz yapanlara kıyasla yüzde 44 daha az olduğu belirlendi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;http://www.milliyet.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8654636754502429483?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8654636754502429483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8654636754502429483&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8654636754502429483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8654636754502429483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/kanseri-onlemek-icin-yuruyun.html' title='KANSERİ ÖNLEMEK İCİN YÜRÜYÜN'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5c6DIGfXDI/AAAAAAAAABc/n54wSvLMZv4/s72-c/22843valkb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-3874815345993594441</id><published>2008-01-22T18:10:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:18.543+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorgunluk'/><title type='text'>YORGUN DÜŞMENİN SEBEPLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5YWE0gAhtI/AAAAAAAAABU/VpeMfbaIaUI/s1600-h/140120080332247959176.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158334695267665618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5YWE0gAhtI/AAAAAAAAABU/VpeMfbaIaUI/s320/140120080332247959176.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;İnsanı yorgun düşüren 11 enerji düşmanı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İşte insanı yorgun düşüren ve enerjisini bitiren en büyük 11 düşman. Görmek için Tıklayın... Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Kahve ve çay:6 fincandan sonrası zarar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5- Cep telefonu hipnozdan beter:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, "çölyak" hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;8- Kola bünyeyi aside boğar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9- Gürültü de yorar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;11- Küften uzak durmalı:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.vatangazete.com.tr/"&gt;www.vatangazete.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-3874815345993594441?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/3874815345993594441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=3874815345993594441&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3874815345993594441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/3874815345993594441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/yorgun-dusmenin-sebepleri.html' title='YORGUN DÜŞMENİN SEBEPLERİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5YWE0gAhtI/AAAAAAAAABU/VpeMfbaIaUI/s72-c/140120080332247959176.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4976889306726300037</id><published>2008-01-22T18:04:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:19.382+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şişmanlık'/><title type='text'>ŞİŞMANLIĞIN NEDENLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5YUsUgAhsI/AAAAAAAAABM/QKrLJTRByG4/s1600-h/160120080239328360275.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158333174849242818" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5YUsUgAhsI/AAAAAAAAABM/QKrLJTRByG4/s320/160120080239328360275.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Şişmanlığın 8 gizli nedeni&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hareketsiz yaşam şişmanlığın en büyük sorumlusu. Ancak uzmanlar, şişmanlığa yol açan yeni faktörlerden söz ediyor&lt;br /&gt;Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor.&lt;br /&gt;Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları 'elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz' diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1. UYKU PROBLEMLERİ&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor.&lt;br /&gt;Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2. GENETİK MİRAS&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70'ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30'luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3. İLAÇLARIN ETKİSİ &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor.&lt;br /&gt;Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4. KLİMALAR &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5. EVLENMEK&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.&lt;br /&gt;Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6. NİKOTİN&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika'daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.&lt;br /&gt;Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7. YAŞ&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;8. STRES&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika'daki Chicago üniversitesi'nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.&lt;br /&gt;Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.vatangazete.com.tr/"&gt;http://www.vatangazete.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4976889306726300037?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4976889306726300037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4976889306726300037&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4976889306726300037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4976889306726300037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/sismanlagin-nedenleri.html' title='ŞİŞMANLIĞIN NEDENLERİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5YUsUgAhsI/AAAAAAAAABM/QKrLJTRByG4/s72-c/160120080239328360275.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-592711316773099848</id><published>2008-01-22T17:58:00.000+02:00</published><updated>2008-01-22T18:00:28.071+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orta kulak iltihabı'/><title type='text'>ORTA KULAK İLTİHABI</title><content type='html'>Denizli Devlet Hastanesi Başhekimi ve çocuk hastalıkları uzmanı Uz. Dr. Ramazan Canural, orta kulak iltihabının çocuklarda ağır işitme kaybına yol açarak konuşma gelişimini bozabileceğini bildirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta kulak iltihabının teşhis ve tedavisinin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Uz. Dr. Canural, çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında yer aldığını ifade etti. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıkça görüldüğü kış ve ilkbahar aylarında orta kulak iltihaplarının da arttığını kaydeden Canural, "Şiddetli kulak ağrısı yapıp iltihap bazen diğer organları da etkileyebilir. Ayrıca kulakta tıkanıklık, basınç hissi, burun akıntısı ve ateş görülebilir." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrıyı tanımlayamayacak kadar küçük çocuklarda huzursuzluk ve ağlama görüldüğünü anlatan Başhekim Canural, "Bunun yanı sıra çocuklar, hasta kulağını çekiştirir. Ayrıca ağrımayan ancak işitme kaybına sebep olan orta kulakta sıvı birikimiyle karakterize edilen kronik bir iltihap türü de mevcuttur. Bunda önce ilaç, yetersiz kaldığı takdirde ise küçük bir tüpün kulak zarına takılmasıyla tedavi yapılabilir. Uygun tedaviyle iltihap ve orta kulaktaki sıvı kaybolur, işitme tamamen normalleşir." şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi edilmezse işitme kaybının kalıcı hal alabileceğini de kaydeden Canural, şunları söyledi: "Anne ve babaların bu konuda dikkatli ve bilinçli olması gerekir. Çocuklarında açıkladığımız belirtilerden kulakta ağrı, huzursuzluk, işitme azlığı ve ateş görüldüğü durumlarda hastaneye başvurmaları önemlidir."&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/"&gt;http://www.sabah.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-592711316773099848?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/592711316773099848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=592711316773099848&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/592711316773099848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/592711316773099848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/orta-kulak-iltihabi.html' title='ORTA KULAK İLTİHABI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1591413764158549330</id><published>2008-01-22T11:22:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:19.601+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><title type='text'>CİLDE FAYDALI GELEN VİTAMINLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5XELkgAhrI/AAAAAAAAABE/3x-6vcZc6PQ/s1600-h/4748835.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158244651278304946" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5XELkgAhrI/AAAAAAAAABE/3x-6vcZc6PQ/s320/4748835.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;Yiyin cildiniz parlasın&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;A vitamini ciltte mucizeler yaratır, hücreleri yeniler. Gençlik vitamini olarak tanımlanan C vitamini cildi gergin ve dolgun gösterir. E vitamini yüzdeki ince çizgileri azaltır. Selenyum dokulara nefes aldırır. B-6'nın yeri cilt için her zaman çok özeldir. Yeşil çay ve soya fasulyesinin mucizevi etkisine ise diyecek yok.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aldığımız veya kendimizi yoksun bıraktığımız tüm gıdalar; genetik yapımızdan hormon dengesine, cildin yağ ve nem oranından genel savunma sistemine, hafızamızdan gözlerimize, sindirim sorunlarından saç ve tırnaklarımıza, hatta duygularımıza, karakterimize kadar yansır. Hele cildimiz, gıdalara karşı öylesine duyarlıdır ki! Güzel, gergin ve ışıltılı bir cilt için bazı besinlerden ve besin takviyelerinden yararlanmak gayet akıllıcadır. Zaten kozmetik sanayi bunlardan adamakıllı yararlanıyor. Bugün size birçoğu cilde haricen de uygulanan bu besin takviyelerinden söz edeceğim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cilt dostu beslenme destekleri&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cildimizi geliştiren besinlerin en önde gelenleri, A-B-C-D-E-K vitaminleri, bakır, krom, çinko, demir, selenyum, magnezyum gibi mineraller, coenzim Q-10 enzimi, omega 3 ve omega 6 gibi temel yağ asitleridir. Daha birçok gıda gibi, likopen, yeşil çay ve soya fasulyesi de cildimizi koruyan ve geliştiren, son moda antioksidanlar arasında yer alırlar. Şimdi isterseniz, cildimizin penceresinden bakarak, bu notları biraz genişletelim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;A vitamini ve betakaroten&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;A vitamini, tek kelime ile ciltte mucizeler yaratır. Akneli veya güneşten hasar görmüş ciltler A vitamini ile tedavi edilir. Bu vitamin, hücre yenilenmesini sağlar, saçları ve mukoza dokusunu korur, yaraların hızla iyileşmesinde önemli bir rol oynar. A vitamini önemli bir antioksidan olduğu için vücudumuzun ve cildimizin enfeksiyonlara karşı direncini arttırır. Betakaroten, A vitamininin değişik bir formudur ve en az A vitamini kadar etkilidir. A vitamininde doz aşılırsa deri kalınlaşır ama betakarotenlerin böyle bir tehlikesi de yoktur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;B vitamini çok özel&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vücudumuzda B vitaminleri eksikliği olması, birçok başka sorunun yanı sıra, cilt sorunlarına da yol açar. Çünkü B kompleks vitaminleri hücresel gelişim için gerekli olan enzimlerin oluşmasına yardımcı olurlar. Genel sağlık için tüm B vitaminleri gereklidir. Ancak cildi korumaya gelince, B-6'nın yeri çok özeldir. Bu vitamin, enfeksiyonları yaratan kimyasalları etkisiz hale getirir. B-3, B-5 ise cildimizin nemini korurlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;C vitamini 'Gençlik Vitamini'&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;C vitamini cildimizi gergin ve dolgun gösteren 'kollajen doku'nun oluşumunda birinci derecede etkilidir. Aynı zamanda çok güçlü bir antioksidandır. Tüm bu nedenlerle 'Gençlik Vitamini' olarak bilinir. C vitamini, yara ve yanıkların iyileşmesini hızlandırır, cildimize parlaklık ve yoğunluk kazandırır, kan pıhtılaşmasını ve morarmaları önler, E vitamininin etkisini arttırır, demir emilimini güçlendirir ve stresin üzerimizdeki etkilerini azaltır. Şeffaf ve genç bir cilt için C vitamini çok önemlidir. Birçok kremin içine 'anti-aging' amaçlı olarak C vitamini ilave edilir. Bu kremler son zamanlara kadar pek yararlı olmuyordu. Çünkü kullanılan vitamin molekülleri cilde nüfuz edemeyecek kadar büyüktü. Ama artık cildin emebileceği nitelikte kremler geliştirildi. Bunları her yaşta kullanabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;D vitamini&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;D vitamininin kemik sağlığı için önemli olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ama daha fazlası da var. Çünkü D vitamini cildimiz için de gereklidir. Bu vitamin yaraların iyileşmesinde önemli bir rol oynar. D vitamini üretebilmek için biraz güneş ışığına ihtiyacımız var. Haftada 3 kez, 15 dakika kadar yüz, kol ve bacaklarımızı güneşe göstersek yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;E vitamini&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;E vitamini çok etkili bir antioksidandır. C vitamini ve Selenyum ile birlikte alındığında etkisi artar. Bu vitamin hücre yenilenmesine yardımcı olur, yaşlanma sürecini geciktirir, ayrıca yaraların iyileşmesine katkıda bulunur. E vitamini içeren kremler raflardaki yerini almadan önce, kadınlar gözaltlarına ve ciltlerinin kuru bölgelerine, E vitamini kapsüllerini açıp sürerlerdi. Yani bu vitaminin cildi güzelleştirdiği ve ince çizgileri azalttığı çok eskiden beri bilinir. Yüz kremlerinden vücut ve ayak kremlerine kadar, E vitamini katkılı birçok ürün bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Selenyum&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Selenyum, dokuların nefes almasını kolaylaştıran, cildin elastikiyetini arttıran, önemli bir antioksidandır. Aynı zamanda güneşten gelen UV ışınlarının zararlı etkilerini azaltır. E vitamini ile birlikte alındığında vücudumuzu toksinlerden korur. Öte yandan, cildimizi de çok etkileyen tiroid hormonunun etkin çalışmasını kolaylaştırır. BakırBakır peptid en etkili cilt yenileme ürünlerinden biri sayılır. Bu madde kollajen ve elastin üretimine yardımcı olan bir antioksidandır. Aynı zamanda cildimizi dolgun tutan başka maddelerin yapımına yardımcı olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bakır&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bakır peptid kozmetikleri cildi hızla toparlar. Cildimizde hasar gören kolajen ve elastin'in yenilenmesini sağlar, daha sıkı ve pürüzsüz bir doku oluşmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çinko&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Azıcık çinko nelere kadirdir bir bilseniz! Vücutta 100 kadar enzimi harekete geçirir. Hücre yenilenmesi için gerekli olan genetik materyalin bir kısmını temin eder, A vitamininin kullanılmasını sağlar. Çinko cilt sorunlarında, özellikle aknede en etkin tedavilerden biridir. Cilde sıkılık ve gerginliğini veren kolajen ve elastin üretimine yardımcı olur, böylece zamansız kırışmayı önler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Coenzyme Q-10&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son yıllarda kalp ve damar sistemini korumak için sıkça önerilen bu enzimin etki sistemi E vitaminine benzer. Anti aging yararları saymakla bitmez. Cilde haricen uygulandığında (ki bazı kremlerde var), cildin nem tutma yeteneği artar, kaz ayakları ve diğer ince kırışıklıklar azalır, yaşlılık lekeleri hafifler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Popüler olanlar&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Soyalı kremler cildin su tutma gücünü arttırıyor. İnce kırışıklıkların hafifletilmesinde etkili oluyor. Pişmiş domateste ise bol miktarda bulunan likopen, son derece etkili bir antioksidan. Cildimizi ne kadar antioksidanla beslersek, kalitesini o kadar arttırırız Yeşil çayCilt bakımındaki son modalardan biri de yeşil çaydır. Arizona Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar, bu modayı doğrular nitelikte. Konsantre haldeki yeşil çay cilde sürüldüğünde güneş hasarlarını önlüyor. Ayrıca iltihaplanmaya karşı direnci arttırıyor, cildi yumuşatıyor. Yeşil çay maskesi gözaltı morluklarını hafifletiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Soya fasulyesi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Soya fasulyesinde bulunan genistein maddesinin, kolajen üretimine yardımcı olduğu biliniyor. Ayrıca soyalı kremler cildin su tutma gücünü arttırıyor. Böylece ince kırışıkların hafifletilmesinde yardımcı oluyor. Soyanın doğal partikülleri ışığın yansımasını engelleyerek cildin daha pürüzsüz görünmesini sağlıyor. Cildimize dost olan daha sayısız gıda ürünü sıralayabilirim size. Örneğin Likopen! Pişmiş domateste bol miktarda bulunan likopen, son derece etkili bir antioksidandır. Kuşkusuz cildimizi ne kadar fazla antioksidanla beslersek, kalitesini o kadar arttırabiliriz. Sonra hemen her ürüne girmiş olan aloe vera, gayet kailteli bir omega 6 yağ asidi içeren 'evening primrose oil', bal, zeytinyağı, avokado, şarap ve daha birçokları. Bu tip doğal ürünleri başka bir gün yazarım sizin için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1591413764158549330?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1591413764158549330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1591413764158549330&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1591413764158549330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1591413764158549330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/cilde-faydali-gelen-vitaminler.html' title='CİLDE FAYDALI GELEN VİTAMINLER'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5XELkgAhrI/AAAAAAAAABE/3x-6vcZc6PQ/s72-c/4748835.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-5814180312622147331</id><published>2008-01-22T11:05:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:19.739+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><title type='text'>BILDIRCIN YUMURTASININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5WyYEgAhqI/AAAAAAAAAA8/nqigUYcc-G4/s1600-h/4799091.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158225074817369762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5WyYEgAhqI/AAAAAAAAAA8/nqigUYcc-G4/s320/4799091.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yakında eczanelerden bıldırcın yumurtası almaya hazır olun. Çünkü bu yumurtalar gençleştiriyor! İşte formül...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilim adamları araştırdı, gençlik yumurtası üretti. Günde 2 adet olmak üzere 10 hafta süreyle tüketimde etkili oluyor.&lt;br /&gt;Özel olarak hazırlanan yemle beslenen bıldırcınlardan, insanlarda doku yıkımlanmasını azaltan yumurta elde edildi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Araştırmaya Atatürk ve Fırat Üniversitesi öğretim üyeleri ile ABD’deki Wayne State Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Küçük imza attı.&lt;br /&gt;Bilim adamları insanlarda stres, hava kirliliği, radyasyon, sigara ve benzeri zararlıların meydana getirdiği, yaşlanma ile artan doku yıkımlanmasını azaltacak bıldırcın yumurtası ürettiler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;LİKOPENLİ YEM&lt;br /&gt;Araştırma kapsamında Elazığ’daki bir çiftlikte, antioksidan özelliğine sahip ve domatese kırmızı rengini veren likopen maddesi karışımıyla özel bıldırcın yemi hazırlandı. Bu yemlerle beslenen bıldırcınların yumurta sarısında 22,47 mikrogram likopen çıktı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;HER GÜN 2 YUMURTA&lt;br /&gt;Yumurtaların insanlarda yaşlanmayı yavaşlattığı deneylerle tespit edildi. Bu yumurtaları 10 hafta süreyle günde 2 adet yiyen insanların kanındaki likopen oranı artarken, yaşlanma göstergesi olan MDA düzeyi azaldı.&lt;br /&gt;Araştırmada yer alan Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Armağan Hayırlı, "likopen madde içeren bıldırcın yumurtasının insanlarda etkisini gösterdiğini gözlemledik" dedi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;CİLDİ GENÇLEŞTİRİYOR&lt;br /&gt;Likopenli bıldırcın yumurtasını gençlik aşısı olarak tanımlayan Doç. Dr. Hayırlı, "özelikle sigara tiryakileri, maden ve taş kırma işçileri, yol asfaltlamada çalışanlar gibi yoğun dumana ve radyasyona maruz kalan kişilerde doku hasarının azaltılması, bu bıldırcın yumurtası sayesinde mümkün hale geldi" dedi.&lt;br /&gt;Bu araştırma ile artık eczanelerde ilaç olarak satılan likopeni almaya gerek kalmadı. Onun yerine likopenli bıldırcın yumurtaları tüketilecek. Doç Hayırlı, "Artık insanların cilt sağlığı, bağışıklık sistemin güçlendirilmesi, hastalıklara direncin ve yaşam kalitesinin ve süresinin artırılması; uygun büyüme ve gelişmenin devam ettirilmesi likopenli bıldırcın yumurtasıyla mümkün olabilecek" dedi.&lt;br /&gt;Türk bilim adamlarının imza attığı bu araştırma, ABD’de yayınlanan uluslararası indeksli A kategorisindeki dergi Food Resarch International’ın şubat sayısında yayınlanacak.&lt;br /&gt;Hayırlı, "bu araştırma sonuçlarından tüm bıldırcın yetiştiricileri yararlanmalı. Bundan sonra yapılması gereken, çiftliklerde bıldırcın yemlerine likopen katarak likopence zengin bıldırcın yumurtaları pazara sunmak olacak" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/"&gt;www.hurriyet.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-5814180312622147331?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/5814180312622147331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=5814180312622147331&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5814180312622147331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5814180312622147331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/bildircin-yumurtasinin-faydalari.html' title='BILDIRCIN YUMURTASININ FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5WyYEgAhqI/AAAAAAAAAA8/nqigUYcc-G4/s72-c/4799091.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1898640153361019335</id><published>2008-01-22T09:45:00.000+02:00</published><updated>2008-01-22T09:50:08.285+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalp hastalıkları'/><title type='text'>SOYANIN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Soya, kalp krizi riskini 3-4 kat azaltıyor&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Japonya’da yapılan bir araştırmada, soya temelli ürünler tüketen kadınlarda inme veya kalp krizi riskinin 3-4 kat daha düşük bulunduğu belirlendi.&lt;br /&gt;3 Aralık 2007 PazartesiAsahi Shimbun gazetesinin haberine göre, Japonya Sağlık Bakanlığının talebi üzerine 12 yıl süreyle yapılan araştırmada, izoflavon ve E vitamini yönünden zengin soyadan yapılan ürünlerin, menopoza giren kadınlarda daha da koruyucu bir etkisi bulunduğu tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçları, Amerikan Kalp Vakfının dergisi Circulation’da geçen ay sonunda yayımlanan ve 1990’da başlayan araştırmada, 2002’ye kadar 40 ila 59 yaşlarında ne kanser, ne de kalp hastası, her iki cinsiyetten 40 binden fazla Japon gözlendi. Araştırmada, erkek ve kadınlar günlük tükettikleri soya oranına göre, 5 gruba ayrıldı. Beyin kanaması veya kalp krizi riskinin en çok soya tüketenlerde 0,39, en az tüketenlerdeyse 1 olarak belirlendiği araştırmada, menopozdaki kadınlar için bu oranın 0,25’e karşı 1 olduğu tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyanın kadınlarda görülen belirgin etkisine karşın, 5 gruba ayrılan erkekler arasında bir fark görülmedi. Araştırmada, en az kalp krizi riskiyle karşı karşıya bulunan kadınların, günde 45 gram natto (mayalanmış, yapışkan soya fasulyesi) veya 100 gram civarında tofu (soya peyniri) tüketenler oldukları belirlendi. Japon Ulusal Kalp ve Damar Merkezi’nden Yoshihiro Kokubo, soya ürünlerine eklenen Japonların geleneksel yosunlarının da organizmanın savunmasına açıkça katkıda bulunan unsurlar arasında olduğunu söyledi&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;www.milliyet.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1898640153361019335?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1898640153361019335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1898640153361019335&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1898640153361019335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1898640153361019335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/soyanin-faydalari.html' title='SOYANIN FAYDALARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-458314204500456895</id><published>2008-01-22T09:41:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:19.897+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gülmek'/><title type='text'>GÜLMENİN YARARLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5WemEgAhpI/AAAAAAAAAA0/DB4_exT-PcY/s1600-h/21827laugh.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158203325102982802" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5WemEgAhpI/AAAAAAAAAA0/DB4_exT-PcY/s320/21827laugh.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mutluluk, hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi olmanızı sağlar. Olumsuzluklara üzülmek yerine olumlu şeyler düşünmek sizi kendinize getirir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;21 Ocak 2008 PazartesiMutluluğu yakalayabilmek zor gibi görünse de, aslında elinizdeki küçük şeylerin bile mutlu olmak için bir sebep olduğunun farkına varabilirsiniz. Mutluluk, hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi olmanızı sağlar. Olumsuzluklara üzülmek yerine olumlu şeyler düşünmek sizi kendinize getirir. İyilik yapmaya çalışın; çünkü başkaları mutlu etmek sizi de mutlu eder. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalar çevrelerindeki insanlara, maddi ya da manevi, yardım eden kişilerin kendilerini daha huzurlu ve mutlu hissettiğini ortaya koyuyor. Olumsuzluklara üzülmek yerine olumlu şeyler düşünmek sizi kendinize getirir. İyilik yapmaya çalışın; çünkü başkalarım mutlu etmek sizi de mutlu eder. Yapılan araştırmalar çevrelerindeki insanlara, maddi ya da manevi, yardım eden kişilerin kendilerini daha huzurlu ve mutlu hissettiğini ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nelere iyi geliyor? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son yapılan araştırmalar günde en az 15 dakika gülmenin kalp için çok yararlı olduğunu doğruluyor. Kahkaha atmak, kan damarlarını genişletiyor, kan dolaşımını hızlandırıyor. Ancak uzmanlar bunun nedenini henüz belirleyebilmiş değil stresin kalbe, kan akışını sınırladığı, damarları sıkıştırdığıysa daha önce birçok araştırmayla kanıtlanmıştı. Bu araştırma, gülmenin damarları genişlettiğini doğruluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kendisiyle barışık olan ve somurtmak yerine gülmeyi seçen kişilerin cinsel yaşamları çok daha hareketli oluyor. Gülmek cinsel yaşamın daha iyi olmasını sağlarken, çiftlerin mutluluğu birlikte yakalamasında da etken oluyor..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gülmek bağışıklık sistemini güçlendirdiği için birçok hastalığı da önlüyor. Soğuk algınlığından yüksek tansiyona, depresyondan alerjiye birçok hastalıkla baş etmenizi sağlıyor.&lt;br /&gt;Vücuttaki ağrıların neden oluyor. Gülme ve kahkaha ile insan beyninde doğal morfin yerine geçen endorfin üretiliyor.Endorfin ise morfinden çok daha güçlü ağrı kesici özelliği taşıyor.Gülmek strese karşı en iyi ilaç. Gülünce anti-stres hormonlarının aktif hale geldiği ve vücut direncinin arttığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-458314204500456895?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/458314204500456895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=458314204500456895&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/458314204500456895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/458314204500456895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/gulmenin-yararlari.html' title='GÜLMENİN YARARLARI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5WemEgAhpI/AAAAAAAAAA0/DB4_exT-PcY/s72-c/21827laugh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-5738424218903994221</id><published>2008-01-21T15:13:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:20.104+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='c vitamini'/><title type='text'>C Vitamini</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SbR0gAhoI/AAAAAAAAAAk/o2MeOdbIt5A/s1600-h/2181orangeb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157918203699037826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SbR0gAhoI/AAAAAAAAAAk/o2MeOdbIt5A/s320/2181orangeb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Özellikle kış aylarında sağlığınızı korumak için vücudunuzu C vitamini ile desteklemelisiniz.&lt;br /&gt;Hava sıcaklıklarının bir hayli düştüğü şu günlerde hastalıklar da art arda geliyor. Dolayısıyla sağlığımızı korumak için beslenmemize de dikkat etmemiz gerekiyor. İşte bu noktada C vitamini önemli bir rol oynuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;C vitamini grip ve soğuk algınlığına karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkili bir vitamindir. Hayati önem taşıyan pek çok olayda görev alır. Tüm vücutta (kanda, karaciğerde, kalp ve beyinde, organların içindeki hücrelerde) önemli bir işlev görür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;C vitamini soğuk algınlığı geçiren kişilerde hastalık süresini kısaltır; burun akıntısı, baş ağrısı, göz akıntısı gibi problemlerin ciddiyetini azaltır; bunu hastalığa neden olan virüslerin hareketliliğini azaltarak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek gerçekleştirir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;C vitamininin işlevleri&lt;br /&gt;Kanda ve karaciğerde serbest radikal denilen zararlı maddeleri etkisiz hale getirerek metabolizmayı korur.Antioksidan bir vitamin olan E vitamininin aktivasyonu için gereklidir.Hücre duvarlarının yapısal olarak güçlenmesine yardım eder.Kan damarlarında lipoproteinlerle yarışarak plaka oluşumunu, böylece damar tıkanıklıklarını engeller.Damarları tıkayan LDL kolesterolün oksidasyonunu engelleyerek kardiyovasküler koruma sağlar.Tümör büyümesini engelleyerek ve kanserli hücrelerin programlanmış ölümünü gerçekleştirerek kanser riskini azaltır.Beyaz kan hücreleriyle beraber bakteri ve viral enfeksiyonlara karşı vücudun savunmasında görev alır.Strese karşı koruma sağlar.Kemikler, eklemler ve epitel doku için önemli olan kolajen ve kıkırdak dokunun yapılanmasını sağlar.Egzersiz ve yaralanma sonrası bağ dokusunun yeniden yapılması için gereklidir, yaraların iyileşmesine yardım eder, eklem ve tendonlardaki yıpranma veya yırtıkların onarılmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Turunçgillerin faydaları&lt;br /&gt;Turunçgiller C vitamininin en önemli kaynakları arasındadır. Genel sağlık açısından faydalarını şöyle sıralayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İçerdikleri C vitamini, karotenoidler, flavonoidler, glutatyon gibi enzimlerle bağışıklık sistemini destekler, kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar, gözü korurlar.Yüksek potasyum ve düşük sodyum içerikleriyle yüksek kan basıncına karşı koruma sağlar, vücudun sıvı dengesinin ayarlanmasına yardım ederler.İçerdikleri çözünür ve çözünmez posa ile bağırsak florasının dengesini sağlar, kabızlık probleminin çözümlenmesine ve kan yağlarının düşürülmesine yardım ederler.Viral enfeksiyonlara, alerjilere, mantar enfeksiyonlarına karşı da koruma sağlarlar.Enerji içerikleri ve yoğunlukları düşüktür. Fazla kilolu veya obez olmak kalp hastalığı, kanser, diyabet, yüksek kan basıncı, inme, artrit gibi pek çok sağlık probleminde artmış riske neden olacağından turunçgiller düşük enerji içerikleriyle avantaj sağlarlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haftanın bilgisi&lt;br /&gt;100 gramlarında ne kadar C vitamini var?&lt;br /&gt;Kuşburnu: 400 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maydanoz: 172 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Taze biber: 128 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Roka: 120 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kivi: 100 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tere: 87 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Karnabahar: 78 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kırmızı lahana: 61 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çilek: 59 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ispanak: 51 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Portakal: 50 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beyaz lahana: 47 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Greyfurt: 38 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mandalina: 31 mg.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Domates: 23 mg.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: www.milliyet.com.tr&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-5738424218903994221?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/5738424218903994221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=5738424218903994221&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5738424218903994221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/5738424218903994221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/c-vitamini.html' title='C Vitamini'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SbR0gAhoI/AAAAAAAAAAk/o2MeOdbIt5A/s72-c/2181orangeb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-7564968137149087948</id><published>2008-01-21T15:00:00.000+02:00</published><updated>2008-01-21T15:06:27.616+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bunama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alzhemer'/><title type='text'>BUNAMAYA KARŞI NE YEMELİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Bunamaya karşı biberiye, balık, ıspanak, muz &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Unutkan oldunuz diye bunama fobisine kapılmayın. Doç. Dr. Serdar Dağ'a göre beyin yorgunluğu da unutkanlık yapabiliyor. Çözümü mutfakta... Günlük mönünüze yeşil sebze ve vitaminli meyve ekleyin!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ unutkanlık ve bunamaya karşı yapabileceklerimiz konusunda soruları yanıtladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Unutkanlık bunamanın ilk belirtisi mi? İleri yaş grubunda görülen unutkanlıkta; öncelikle ve mutlaka bunama yani demans ihtimalini akla getirmek gerekir. Fakat yaşlılık döneminde depresyon da çok sık görülür. Hangi yaşta olursa olsun depresyon, unutkanlık yapar. Bunamada insanlar yakın geçmişi unuturken geçmiş zamanları en ince ayrıntısına kadar hatırlar. Bu yüzden genç yaşlarda beyin yorgunluğuna bağlı görülen unutkanlık bunama değildir. Genç yaşlarda görülen unutkanlığın altından beyin tümörü, sara gibi önemli hastalıklar çıkabilir. Ayrıca özellikle ileriki yaşlarda vücutta sodyum, B vitamini, tiroit hormonu vb. maddelerin eksikliği de unutkanlığa sebep olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bunama tam olarak nasıl bir hastalık? Latincede mens zihin anlamındadır. Demans Latincede zihnin yitirilmesi anlamına gelir. Demans kazanılmış ve işlev gören zihnin yitirilmesidir. Entellektüel fonksiyonların kaybıdır. İleri yaş grubunda görülür. İleri yaşta görülmesi nedeni ile uzun yıllar tüm demans türlerinin beyinde oluşan fizyolojik yaşlanmaya bağlı olduğunu savunmuştur. Oysa yapılan araştırmalar günümüz ileri teknolojisi ile beynin incelenmesi, demansın sadece yaşlılığa bağlı bir hastalık olmadığını göstermiştir. Nitekim yakın çevremizde; yaşı sekseni aşmış fakat entelektüel fonksiyonları ve aklı-fikri yerinde, unutmayan, hafızasını koruyan kişilerin varlığı tek başına yaşlanmanın demans nedeni olmadığını destekleyen bir gözlemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALZHEIMER BUNAMA MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alzheimer ile bunama aynı hastalık mıdır? Alzheimer demans türlerinden birisidir. Görülen demansın yarısından fazlasını Alzheimer tipi demans oluşturur. Bundan sonraki sırayı beyni besleyen damarların daralması veya tıkanması sonucu iyi beslenememeye bağlı olarak gelişen 'vasküler damarsal bunama demans' alır. Klinik gözlemlerime göre bu demans türü de sanıldığından fazladır. Bunun yanında vitamin eksikliğinde beyni tutan enfeksiyon sonrasında bazı hastalıklarda da demans belirtileri görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alzheimer son yıllarda gerçekten arttı mı? Günümüzde tedavinin ve yaşam şartlarının gelişmesi ile insanlar uzun yaşamaya başlamıştır. Bundan dolayı bunama da sık görülen bir hastalık haline gelmiştir. Demansın bir türü olan Alzheimer, tüm demansların yüzde 50'sinden fazlasını oluşturur. Demek ki bunama bulguları ile başvuran hastanın Alzheimer olma olasılığı da yüzde 50'den fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alzheimer önlenebilir mi? Bu hastalık bunamanın büyük bir kısmını oluşturan, tedaviye genelde yanıt vermeyen, sadece belirtileri kontrol altına alınmaya çalışılan bir hastalıktır. Bu hastalıkta, bazı maddelerin eksikliği ve birikmesi sonucu beyinde kalıcı hasarların oluştuğu bilinmektedir. Maalesef erken teşhis yoktur. Bu hastalığın belirtileri ortaya çıktığında hastalık başlamış olur. Bu yüzden Alzheimer hastalığının ilerlemesi durdurulamaz fakat seyri yavaşlatılabilir. Bunun aksine diğer bunama türlerinin tedavisi bu hastalığa göre çok daha başarılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEYİN BOZULABİLİR&lt;br /&gt;* Vasküler tip demans nedir? Klinik tecrübeme göre bu tür demans türü de Alzheimer türü demansa yakın miktardadır. Yaş ilerledikçe beyine giden damarlar yıpranır ve beyin hücre fonksiyonları geriler. Bu fizyolojik bir olaydır. Yaşı ilerleyen her kişi bunamaz. Genetik yakınlığı olanlarda çevrenin, beslenmenin vs. etkisi ile beyin beslenmesi bozulur. Beyin hücrelerinde ölümler oluşur. Geçirilen felçler, beyin kanamaları, küçük damarların tıkanmalarına bağlı vs. gibi durumlara bu olgu sebeptir. Bu vasküler demansta beyinde oluşan hasar, bölgesine bağlı olarak hasta bedeninde işlev bozukluğu olur. Örneğin uzun süre tansiyonu yüksek giden kişilerde beyinde birçok alanda hasar oluşur. Demansın yanında konuşma denge bozukluğu, herhangi bir tarafta güç kaybı vs. gibi belirtiler oluşur. Beyindeki hasarın derecesine bağlı olarak saydığımız belirtiler bu demans türünde görülse de; genellikle içe kapanma, ağlama, unutma ve entelektüel fonksiyonların kaybı hakimdir. Vasküler demans Alzheimer tipi demanstan daha iyi huyludur. Demans bulgularına sebep olan etkenlerin tedavisi olduğu taktirde, beyinde kalıcı hasar oluşmamışsa, bulgularda duraklama ve hatta iyiye doğru gitme görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bunamanın oluşmasında genetiğin etkisi var mı? Hastalıkların oluşmasında, sağlam bir insanda yaşam kalitesinin ve kişilik özelliklerinin belirlenmesinde genetik yapının ve çevrenin etkisi tıbben ispatlanmıştır. Demanstan şüphelenilen hastada anne, baba ve yakın akrabalar sorgulanmalıdır. Tam tersi, yakınlarında demans olanlar daha dikkatli olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ailesinde bunama olanlar bu hastalıktan korunmak için neler yapmalı? Özellikle anne-babasında bunama olan kişi ileriki yaşlarda bu hastalığa adaydır. Bu yüzden hazırlıklı olmak gerekir. Korunmak için iyi beslenme, düzenli spor, çalışarak beyini zinde tutmak, stresten uzak yaşam stili benimsenmelidir. Unutkanlık bunamanın ilk belirtisidir. Orta ve ileri yaşta unutkanlık&lt;br /&gt;görülürse mutlaka bir hekime başvurmak ve beyin fonksiyonlarını kontrol ettirmek gerekir.&lt;br /&gt;Kaynak &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/"&gt;http://www.sabah.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-7564968137149087948?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/7564968137149087948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=7564968137149087948&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7564968137149087948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/7564968137149087948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/bunamaya-karsi-ne-yemeli.html' title='BUNAMAYA KARŞI NE YEMELİ'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-8298616346215355187</id><published>2008-01-21T14:48:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:20.259+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='demans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşlılık'/><title type='text'>DEMANS NEDİR, NASIL ANLAŞILIR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SVVUgAhnI/AAAAAAAAAAc/c1EKWPEsoFQ/s1600-h/9781271552B4B84EB5D40256r.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157911666758813298" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SVVUgAhnI/AAAAAAAAAAc/c1EKWPEsoFQ/s320/9781271552B4B84EB5D40256r.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;* İlk dikkati çeken belirti unutkanlıktır: Hasta yakın geçmişi unutur. Eskiyi en ince ayrıntıya kadar hatırlar. Bu yüzden hasta yakınları hasta için 'hiçbir şeyi yok, eskileri benden bile daha iyi hatırlıyor' düşüncesiyle yanılgıya düşerler. Hasta başlangıçta gözlüğü bıraktığı ya da parasını koyduğu yeri veya arkadaşlarının adını hatırlamamaya başlar. Unutkanlık zamanla ilerleyerek hastanın yaşantısını zora sokar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;* Uygunsuz cinsel davranış: Cinsel ihtiyaç bir ilişkinin yaşamının doğal parçasıdır. Cinsel istek, demanslı hastada da devam edebilir. Hastanın kendini engelleme duygusu zayıfladığı için ilk zamanlarda her beğendiği cinsel ağrılıklı konuşma, karşı cinse müstehcen imaların yanısıra hastalığın ilerleyen dönemlerinde toplum içinde soyunma, cinsel organını elleme gibi belirtiler görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Öfke ve sinirlilik: Öfke yoğun duygusal bir tepki, sinirlenmek biraz daha ılımlı bir tepkidir. Eğer hastanın hafif sinirli bir hali yakınları tarafından fark edilmezse; duygular öfkeye doğru tırmanır hasta kendisine ve çevresine zarar verebilir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Lakayitlik veya depresyon: Bu tür hastalarda motivasyon eksikliği, oturup boş boş bakma ve dünyadan kopma duygusu vardır. Demanslı hastalarda depresyon da sıkça görülür. Sinirlilik, sıkıntı, uykusuzluk, sık sık ağlama nöbetleri veya aşırı uyku gibi belirtiler de görülür.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Peşinden ayrılmama veya talepte bulunma: Bu durum sıklıkla terk edilme korkusu nedeni ile ortaya çıkar. Hasta gün boyunca yaşamını yönlendirmesi için yakınlarına yönlenir ve daima bir şeyler talep eder.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;* Takıntı, şüphe ve paranoya: Takıntıda ne kadar mantık yürütüp, ikna edilmeye çalışılsa da hastada değiştirilemeyen ve düzeltilemeyen yanlış inançlar vardır. Şüpheciliğin özelliği ikna olmamak ve güvensizliktir. Ayrıca demanslı hastalarda, birinin kendini izlediği ya da öldürmek istediği gibi paranoyalar çok sık görülür.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;* Uykusuzluk: Uyku bozukluğu sıkça görülür. Hasta aşırı uyuduğu gibi günlerce uykusuz kalabilir. Uykusuzluk, hafızanın daha da zayıflamasına ve sinirliliğe yol açar. Özellikle Alzheimer tipi demans da yıllar içinde durmaksızın ilerleyen entelektüel yıkım sonucunda hasta tuvalet ihtiyacını, yeme içme gereksinimini kişisel temizlik yapabilme yeteneğini vs. kaybeder. Yakınlarına bağımlı yaşar hale gelir.&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/"&gt;http://www.sabah.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-8298616346215355187?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/8298616346215355187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=8298616346215355187&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8298616346215355187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/8298616346215355187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/demans-nedir-nasil-anlailir.html' title='DEMANS NEDİR, NASIL ANLAŞILIR'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SVVUgAhnI/AAAAAAAAAAc/c1EKWPEsoFQ/s72-c/9781271552B4B84EB5D40256r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-4806793909058144968</id><published>2008-01-21T14:36:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:20.370+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><title type='text'>CİLT BAKIMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SSZ0gAhmI/AAAAAAAAAAU/wUXxTGPHI3E/s1600-h/0F1A9065B55A8643BE84DEE9r.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157908445533341282" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SSZ0gAhmI/AAAAAAAAAAU/wUXxTGPHI3E/s320/0F1A9065B55A8643BE84DEE9r.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Yaşa göre cilt bakımı değişir!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;50'li yaşları aştığında bile cildinizin genç olmasını istiyorsanız, cildinize 20'li yaşların başından itibaren düzenli şekilde bakım yapmanız gerekiyor..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;20'li Yaşlar Sıkı diyetler tazeliği bozar Bu yaşlarda cilt; pürüzsüz, esnek ve sıkı yapısıyla en iyi durumdadır. Ancak genç ciltlerin de sorunları vardır... 20'li yaşlarda, burun üzerinde siyah noktalar ve genelde alın bölgesinde sivilceler gözlenir. Bu yüzden cildi fazla yağdan arındırmak için günde en az iki defa yıkamak gerekir. Ancak cilt, tamamen yağsız da bırakılmamalıdır. Kullanılan kremler, cilt tipine uygun olmalı ve gözenekleri tıkamamalı. Ayrıca düzenli olarak cilde peeling uygulamakta fayda var. Cilt hasarını en aza indirmek için, yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanılmalıdır. Bu dönemde stres, alkol ve sigaradan uzak durulması ve sıkı diyetlerin yapılmaması da cildin tazeliğini kaybetmesini önemli ölçüde önler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;30'lu Yaşlar Nemlendirici sürmek şartGöz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında ilk kırışıklıklar, 30'lu yaşlarda ortaya çıkar. Bu yüzden bu dönemde cildi nemli tutmak büyük önem kazanır. Ayrıca cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşmaya başlar. Göz çevresinde de yoğunluğu olan kırışıklık kremleri kullanılmalıdır. Tüm bu etkilerden kurtulmak için cildi hem içeriden hem de dışarıdan beslemek gerekir. A, F ve E vitaminlerinin cilt üzerinde olumlu etkileri bulunuyor. Tabii ki bol bol su içmeyi de ihmal etmemek gerekiyor. Bu dönemde cildi nemlendirmek de oldukça önemli.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;40'lı Yaşlar Yüz jimnastiği çok önemli Cildin kolajen üretimi 40'lı yaşlara gelindiğinde iyice azalır. Cildin alt katmanları geçen yıllara yenik düşmeye başlar. Cilt, mat ve solgun bir görünüm alır. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışması ise derin çizgilere ve gevşemelere neden olur. Sürekli nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır; su içerikli hafif nemlendiriciler kullanmak gerekir. Cilt kasları da eski gücünde değildir. Uzmanlar, her gün yapılacak beş dakikalık yüz jimnastiğinin de yüz kaslarına çok büyük faydası olduğuna dikkat çekiyor. 40'lı yaşlarda alınacak vitamin ve mineral takviyeleri de cildi olumlu yönde etkiler. Ayrıca, kolajen üretimini artırmaya yardımcı olacak bakım ürünleri kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;50'li Yaşlar Soğuk havaya dikkat edin Bu yaşlarda cilt fazla nemlenmek ister. Bunun için cilt bakımında daha yoğun nemlendiriciler kullanmak gerekir. Uzmanlar, 50'li yaşlarda menopoz dönemine ait hormonal değişiklikler yüzünden daha yoğun içerikli, biraz daha yağlı ürünlerin tercih edilmesini öneriyor. Ancak bu kremler aynı zamanda onarıcı, hücre yenilenmesini destekleyen ve kırışıklık giderici özellikler de taşımalı. Bu dönemde de güneş koruyucu kremler kullanmaya devam etmek cilt için çok önemli. Ayrıca soğuk hava, rüzgar ve kireçli sudan cildi korumak gerekiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/"&gt;www.sabah.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-4806793909058144968?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/4806793909058144968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=4806793909058144968&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4806793909058144968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/4806793909058144968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/cilt-bakimi.html' title='CİLT BAKIMI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SSZ0gAhmI/AAAAAAAAAAU/wUXxTGPHI3E/s72-c/0F1A9065B55A8643BE84DEE9r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6844413896289015797.post-1067688879010827903</id><published>2008-01-21T14:21:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T23:43:20.512+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalp krizi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalp hastalıkları'/><title type='text'>KALP KRİZİNİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SO90gAhlI/AAAAAAAAAAM/DYvJ2CHXyVA/s1600-h/5A68FE74CEE94D4199897CEBr.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157904665962120786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SO90gAhlI/AAAAAAAAAAM/DYvJ2CHXyVA/s320/5A68FE74CEE94D4199897CEBr.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Kalp krizini 6 adımda önleyin&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dr. Deniz Şener: Yaşam şartları kalp krizine davetiye çıkartıyorsa bu küçük önlemlerle hayati riskten kurtulmaya çalışın..&lt;br /&gt;Bir kişinin hiçbir riski olmasa bile hayatı boyunca kalp krizi geçirme riski yüzde bir. Ancak yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, sigara, ailede kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam ve 40 yaş üzerinde olma gibi faktörler, kişinin kalp krizi geçirme riskini yüzde 50 oranında artırıyor. Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Deniz Şener, kalp krizi riskini azaltmanın en kolay altı yolunu anlattı:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- BOL BOL GÜLÜN: Gülmek ve ağlamak aslında aynı şey. Her ikisi de duyguların boşalması anlamına geliyor. Gülmek, keyif hormonları salgılar ve stres hormonlarının baskılanmasına yardımcı olur. Bu sayede kalbe zararlı olan faktörler ortadan kalkar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- DERT ETMEYİN:Çevredeki olayların çok fazla etkisi altında kalmak ve onlar için kederlenmek, kalbe oldukça zararlı. Çünkü kişinin sürekli kendini memnun ve mutlu edecek bir şeyler bulması, kalp krizi geçirme riskini azaltmaktadır. Bunun için, bahçe işleri, hayvan besleme gibi mutluluk verici detaylarla beyni doldurmak gerekli.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- MUTLU EVLİLİK:Düzenli ve mutlu bir evlilik, kalp krizi riskini düşürür. Mutlu bir evlilik ve düzenli bir yaşam, kişinin kafasındaki birtakım sorumlulukların eve yönlendirilmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4- HAREKET EDİN: Sürekli masa başında olan insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski çok yüksek. Hareketsiz olarak iki saati masa başında geçirmek ciddi bir kalp krizi riski oluşturmakta. Öncelikle günlük 45 dakikalık yürüyüş yapmak çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5- SİESTAYA ALIŞIN: Öğle saatlerinde ya da öğle sonrası bir saatlik uyku, son derece dinlendiricidir ve vücuttaki bütün stresi alır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur ve bu da kalp krizi riskini tetikler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6- DOĞUM KONTROL HAPI ALMAYIN:Doğum kontrol hapı kullanımı, kalp damarlarında pıhtılaşma meylini artırıyor. Bu pıhtının damarların dışında akciğerlerde ve beyinde oluşma riski de çok yüksektir. Hele ki kişide kalp hastalığı söz konusu ise doğum kontrol hapından kesinlikle uzak durması gerekir. Çünkü uzun kullanımlarda damar içinde pıhtı oluşma riski de artmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kaynak: &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/"&gt;http://www.sabah.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6844413896289015797-1067688879010827903?l=saglikliolmakicin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/feeds/1067688879010827903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6844413896289015797&amp;postID=1067688879010827903&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1067688879010827903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6844413896289015797/posts/default/1067688879010827903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliolmakicin.blogspot.com/2008/01/kalp-krizini-onlemek-icin-ne-yapmali.html' title='KALP KRİZİNİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALI'/><author><name>Melis</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hOhyyAqeCuc/R5SO90gAhlI/AAAAAAAAAAM/DYvJ2CHXyVA/s72-c/5A68FE74CEE94D4199897CEBr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
